Şah’da Bizim, Sultan’da

Şah ve Sultan

Her ne Kadar Yavuz’cu yada İsmail’ci diye ortalıkta bazı kelimeler dolaşsa da şunu öncelikle belirtelim Türk Milleti Olarak Şunu Çok İyi Bilmeliyiz; “ŞAH’da Bizim SULTAN” ‘da bizim…

Şah İsmail/Yavuz Sultan Selim Mücadelesinin Sosyolojik Nedenleri

Şah İsmail’in Safevi tarikatını, başarıyla devlete dönüştürmesinde Anadolu’daki göçebe Türklerin yadsınamaz bir etkisi olmuştur. Özellikle orta ve güney Anadolu’daki Türkmen aşiretlerinin Osmanlı Devleti yerine Safevi Devleti’ne sığınmalarında ise Osmanlı Devleti’nin kurumsallaşma ve merkezileşme çabasının büyük etkisi olmuştur.

yavuzsultanselim-sahismail

Zira kuruluş ve yükselme dönemlerinde uzun süre İslam’ın heterodoks mensupları olan ahiyan-ı rum, bacıyan-ı rum, abdal-ı rum ve gaziyan-ı rum gibi teşkilatlarıyla yol yürüyen Osmanlı, kurumsallaşıp yerleşik düzene geçtikçe kanun ve kanun yapıcılara ihtiyaç duymuştur. Bu eksikliği gidermek için açılan medreseler kanun ve kanun yapıcılar konusundaki boşluğu doldurmakla birlikte Osmanlı ile heterodoks İslam’ın yollarını ayırmasına ve Sünniliğin güçlenmesine neden olmuştur.

Osmanlının kurumsallaşmasıyla vergi ve ordu konusunda kuralcı olmaya başlaması, merkezileşme sürecine kadar yerleşik hayata geçemeyen Türkmenleri rahatsız etmiş, özellikle de devşirme kökenli mahalli idarecilerin Türkmenlere yönelik tavizsiz tutumları onları Şah İsmail’in etki alanına yakınlaştırmıştır.

Bu durumu fırsat olarak gören Şah İsmail, Osmanlı Devleti’nin Anadolu’dan Avrupa’ya itmek ve böylece Ege Denizinden Orta Asya’ya kadar uzanan geniş bir Türkmen imparatorluğu kurmak için Anadolu’daki halifelerini harekete geçirmiştir. Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim ise buna karşı, Şah İsmail lehinde faaliyet gösteren Kızılbaş liderlerini öldürmüş, hapsetmiş ya da sürgüne yollamıştır. İki Türk devleti arasındaki bu sürtüşme Osmanlı ve Safevi ordularını 1514’te Çaldıran’da karşı karşıya getirmiştir.

Her ikisi de Türkçe konuşan, aynı soy ve boylara mensup olan Osmanlı ve Safevi ordularının çarpıştığı savaşın galibi ise Osmanlı hükümdarı Yavuz Sultan Selim olmuştur. Yavuz’un bu zaferi Osmanlı’nın orta ve güney Anadolu’daki egemenliğini perçinlese de 1924’e kadar Türklerin egemenliğinde olan ve bugün dahi nüfusunun yaklaşık %40’ı Türk olan İran’ın bir Türk yurdu/devleti olarak algılanmasını engellemiştir. İki Türk devleti arasında gerçekleşen bu savaş, bugün her ne kadar mezhep odaklı dış politikalar için siyasi olarak kullanılsa da aslında Osmanlı ile Safevi devleti arasında yaşanan çatışma mezhep odaklı olmaktan ziyade siyasi ve sosyal nitelikli olmuştur. Mezhep farkı sadece bu çatışmayı belirginleştirmek ve ifade etmek için kullanılmıştır. Bu anlamda Yavuz ve İsmail’in mücadelesi, göçebelik ile yerleşik düzene geçme arasındaki iki farklı toplumsal yapının çarpışmasını ifade etmektedir.

Kaynak: 21.yy Türkiye Enstitüsü

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

+ eleven = thirteen