Efrâsiyâb (Alper Tunga), Nevzer’i öldürüyor | |

Efrâsiyâb (Alper Tunga), Nevzer’i öldürüyor

Efrâsiyâb’ın (Alper Tunga), Nevzer’i öldürmesi, Efrâsiyâb’m, Nevzer’i öldürmesi

Türklerin padişahı Efrâsiyâb, yeryüzünün, kendi ünlü pehlivanlarından boşaldığım haber alınca,
‘ Duyduğu kederle, yüreği ateş kesildi. Ağlayıp sızladı ve yanaklarını ciğerinin kanlariyle ıslattı:

Demek, ben Nevzer’i öldürmeyip sadece hapsetmekle yetinirken, öte yanda benim pehlivanlarım
hakaret içinde öldürüldü ha!

Efrâsiyâb-alper-tunga-türkler-saka-turkleriArtık, benim için de, onun kanını dökmekten ve ortaya yeni bir intikam vakası koymaktan başka yapılacak şey yok!” diyerek, • Kızgınlıkla, yerinden fırladı ve: “Nerede Nevzer? Veyse de ondan intikamını alacak!” diye bağırdı.

Bunun arkasından da, cellâda seslenip: “Onu buraya getir de, ben ona savaş nasıl yapılırmış bir öğreteyim!” emrini verdi. ‘ Padişah Nevzer’e, artık günlerinin sona erdiği haberi erişti.

Bir alay er, bağıra çağıra, Padişahın yanına geldiler ve Onu, kollarından, taş gibi sımsıkı bağlıyarak
ve sürüye sürüye, bir timsahı andıran Efrâsiyâb’m önüne getirdiler.

Onu hakaret ve perişanlık içinde sürükleyip, baştanbaşa soydular. Efrâsiyâb, sabırsızlıkla, onu gözlemekteydi.

Daha uzaktan görür görmez, ağzını açıp Ona, dedelerinin intikamlarını hatırlattı.
Yüreğinden ve gözlerinden padişahlara yaraşan utanma duygusunu kaldırıp atarak, önce Selm ve
Turdan başlayıp, ağzına geleni söyledi:

Sana, dedi, ne kötülük yapılsa değer!” Bu sözü söylerken, kızgınlığı son ‘kerteyi bulmuştu. * Derhal bir kılıç istedi ve Padişah Nevzer’in boynunu vurdu, vücudunu yere serdi.

Minuçihr’den kalma bir yadigâr olan Nevzer de, höylece, bu dünyadan gitti. Bunun üzerine, İran’da, taç ve taht diye bir şey kalmadı.

Ey, akıllı ve bilgili kişi! Yüzünden, hırsın ve tamahkârlığın perdesini kaldır, at! * Bu taht ve bu külâh, senin gibi padişahları çok -görmüştür. Sen, böyle maceraları daha çok dinlersin.

Koşa koşa erişmek istediğin hedefe sonunda varmasına varırsın ama, tam dileğine kavuşacağın, faydasını göreceğin sırada o ortadan koyboluverir. ‘ Bu topraktan, başka ne beklersin? O, bu dünyaya seni gam içinde nasıl getirdiyse, aynı şekilde öteki dünyaya da götürecektir!

Nevzer’den sonra, diğer bütün tutsakları da yine hakaret içinde, Efrâsiyâb’ın huzuruna getirdiler.
Onlar da, canlarının bağışlanmasını yalvardılar. ‘ Çok hünerli Ağrires, bütün bu işleri duyunca,
bağrındaki yüreği çarparak,

Heyecanla bunlar için aman dilemeye geldi ve o ünlü Efrâsiyâb’a adaletin iyiliğini anlattı:

Şu birkaç seçme pehlivan ve binici, zaten, savaş dışıdır. Üzerlerinde ne tulga, ne de zırh var Tutsakları öldürmek doğru bir iş değil..

Her inişten sonra bir yokuşun geldiğini de düşünmeli. Sana yaraşan, onların canına kıymamaktır!
Sen, şimdi, onları bana böyle bağlı olarak teslim et.

Ben bir mağarayı zindan haline sokar, onları oraya tıkar ve başlarına da akıllı kimselerden
bekçiler bırakımı.

Bak, zindanda onların akılları başlarına nasıl gelir. Sen, kan dökmeye uğraşma, bu işten elini
çek!” dedi.

Efrâsiyâb, Ağrires’in bu karışması ve yalvarması üzerine, o tutsakların canlarım bağışladı ve Hepsinin, zincirli ve bağlı olarak, hakaret içinde, Sâri’ye ‘götürülmelerini buyurdu.

Bu iş de böylece halledildikten sonra, savaş hazırlığına başladı ve yeryüzü, atlarının ayakları altında, görünmez oldu.

One Comment

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica Flag Counter