Büyük Tarihçi Arnold Toynbee (1889-1975)

20. yy en büyük tarihçisi Arnold Toynbee (1889-1975) Toynbee, son eserlerinden birinde şöyle der: “İngiltere, Fransa, İtalya, Arap ülkelerini Osmanlı’dan daha iyi yönetecekleri iddiasında idiler. Bu iddia ile o ülkelere el koydular. Osmanlı’nın 400 yıl sızıntısız yönettiği ülkeleri daha kısa müddet bile ellerinde tutamadılar. Üstelik karmakarışık ettiler.” İngiliz tarih filozofunun bu mütalaası doğrudur. Sebebi şudur: Osmanlı çağında Arap ülkeleri, sömürge değildi. Aynı devletin çatısı altında yaşayan diğer ülkeler gibiydiler. Mısır’a, Arabistan’a, Rumeli’den, Anadolu’dan farklı muamele yapılmadı. Böyle muamele yapılabileceği, Osmanlı Türkü’nün belki aklından geçmedi. Nitekim Suûdî Arabistan, Yemen gibi Arap âleminin en talihli parçaları, hiç sömürge hayatı yaşamadan, Osmanlı devleti 1918 sonunda çökünce, doğrudan bağımsız olabildiler. SÖMÜRGECİLER İŞGAL ETTİ Ama Arap dünyasının büyük kısmı İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya sömürgesi oldu. 1830’da Fransa’nın Cezayir’e tasallutu ile başlayan Hıristiyan Avrupa’nın Arap dünyasını ele geçirmek projesi tamamlandı. Osmanlı İmparatorluğunun tasfiyesinden sonra bağımsız olan ilk Arap devletleri Yemen (30 Eylül 1918), Mısır (1922), Suûdî Arabistan (1924), Irak (1927) oldu. Hicaz’da önce bir Hâşimî krallığı kuruldu, Suûdîler Necd’den gelerek Hicâz’a, Mekke ile Medîne’ye el koydular. İkinci Cihan Savaşı’na (1939-1945) kadar bağımsız devlet sahibi 4 Arap ülkesi bunlardan ibaretti. Ama Mısır’la Irak ismen böyle, gerçekte İngiltere yönetiminde idiler. Az Arap ülkesi istiklâl savaşı yaparak devlet oldu. Çoğunda Batılılar, beceriksizce, hoyratça ve bencilce yönettikleri bu ülkeleri bırakmak zorunda kaldılar. 1945 büyük savaşının galibi Birleşik Amerika, tek sömürgesi Filipinler’e istiklâl vererek, sömürgeciliğe karşı tavrını belli etti. En büyük sömürge sahipleri, onun müttefikleri İngiltere ile Fransa idi, Washington politikasını gönülsüzce olsa da uyguladılar. Gerçek istiklâl savaşını Cezâyir verdi. Bir milyon şehitle 1962’de yakasını Fransızlardan kurtarabildi. Zira Fransa, Cezâyir’i sömürge değil “Akdeniz’in öteki (güney) yakasında Fransa’nın uzantısı” (!!!) sayıyordu. Osmanlı Türkü’nün (Oruç Reis’le kardeşi Barbaros’un) İspanyolca konuşan Katolik ülkesi olmasına ramak kala kurtarıp Osmanlı’ya kattıkları Cezayir’de 1950’lerde birkaç milyon Arap yanında, üç dört kuşaktan beri Cezayir’de yaşayıp toprak edinmiş Fransızlar vardı, tası tarağı topladılar. İkinci Cihan Savaşı sonlarında ve sonrasında Lübnan (1944) ve Suriye (1944), Fransa’dan yakalarını kurtardılar. 1946’da Ürdün Hâşimî prensliği İngiltere’den ayrılıp krallık ilân ederek onları izledi.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica Real Time Web Analytics