ANKARA NE ZAMAN BAŞKENT OLDU (13 Ekim 1923)

Ankara’nın Başkent Oluşu (13 Ekim 1923)

Uzun zaman İmparatorluk merkezi olan İstanbul şehri son zamanlarda eski önemini kaybetmiş, değil yeni kurulacak Türkiye Devleti, hattâ parçalanmış Osmanlı Devleti için uygun bir merkez sayılmamaya başlamıştı. Şimdi her şeyden önce millî tarihimizde büyük bir yeri olan İstanbul şehrinin Osmanlı İmparatorluğu için devlet merkezi olamayacağı fikri nasıl başladı, onu kısaca belirtelim:

     Uzun zaman İmparatorluk merkezi olan İstanbul şehri son zamanlarda eski önemini kaybetmiş, değil yeni kurulacak Türkiye Devleti, hattâ parçalanmış Osmanlı Devleti için uygun bir merkez sayılmamaya başlamıştı. Şimdi her şeyden önce millî tarihimizde büyük bir yeri olan İstanbul şehrinin Osmanlı İmparatorluğu için devlet merkezi olamayacağı fikri nasıl başladı, onu kısaca belirtelim:

     1912’de Balkan Harbi sonlarına doğru İstanbul’da çıkan “îfham” gazetesinde “Kostantiniye’den Osmaniye’ye” başlıklı yazıyı okuduğum zaman büyük bir heyecana kapılmıştım. Fikir ve kanaatlerine saygı duyduğum Ferit Tek bu yazısında şöyle diyordu :

     “Payitahtın İstanbul gibi güzel bir şehirden uzaklaştırılması güç bir meseledir. Hisse, ananeye aykırı bir teşebbüs; fakat ne yapalım? Eğer bu nakil millet ve memleket selâmeti için lüzumlu ise..

     Payitahtın vatanın merkezine, milletin kalbine kurulması, yerleşmesi lâzımdır. Payitaht bir devletin başı demektir. Düşmana baş uzatılmaz baş saklanır, kollarla ayak onu müdafaa eyler.

     Hudut bu kadar yaklaştıktan sonra İstanbul’da rahat oturmanın imkânı yoktur, idare merkezi bu gibi tehlikelerden masun olmak icabeder. Şimdiye kadar İstanbul’un âni tehlikesi yalnız Boğazlar cihetinden idi. Şimdi buna bir de karadan bir tehdit ilâve olundu. Üç taraftan tehlikeye maruz bir noktada payitaht kurulamaz.”

     Ferit Tek mütalâalarına Goltz Paşa’nın bazı fikirlerini de ilâve ediyor, Paşa’ya göre :

     “İstanbul devamlı çalışmaya pek elverişli değildir. Tabiat şartları insanı gevşetir, İstanbul’da devlet, memleketin hâkimi olmaktan ziyade İstanbul’un mahkûmudur.

     Sonra İstanbul başlı başına bir siyasi gailedir. Merkez İstanbul’da kaldıkça Osmanlılar hiç kendilerine taallûku olmayan Avrupa meseleleriyle uğraşmaktan, onlara ister istemez bulaşmaktan yakasını kurtaramazlar.”

     Hasılı, hudut Edirne’ye geldikten sonra İstanbul’un payitaht olarak kalması bazı ileri görüşlü kimseler tarafından ciddî bir mesele olarak ortaya atılmış bulunuyordu.

Doğudaki Kesafetler

     Büyük şehir kurmak büyük bir kültür işidir, bunda muvaffak olmak geleceğin  mukadderatını  üzerine alanların gayretine  bakar.

Sözlerimize   son  verirken   hudutlarımız   dışarısındaki   komşu   nüfus toplulukları hakkındaki düşüncelerimizi de belirtelim:

1 — Adana  Hatay kesafeti dışında Halep gibi büyük bir şehrin bulunuşu hududumuz içinde de büyük bir şehrin ve kültür merkezinin yaratılmasını gerektirir.

2 — GüneyDoğuda Musul gibi büyükçe bir şehir bulunmaktadır. Fakat buranın Diyarbakır, Mardin kesafeti için cazibeli bir merkez olmaması için hududumuz içinde daha büyük bir kültür merkezinin geliştirilmesi gerekir. Güney Doğunun bölge plânlamasında bu nokta gözönünde tutulmalıdır.

3 — DoğuAnadolu’da hududumuzun ötesinde kalabalık bir saha ve büyük şehirler bulunmaktadır. Hududumuz dahilindeki yerler seyrek nüfusludur, burada bir kesafet bölgesinin yaratılması gerekir. Erzurum’da Atatürk Üniversitesi büyük bir adımdır.

     Merkezin içeri alınması, Doğu hudutlarımızla yakından bağlılığı sağlamıştır. Bu bağlılığı daha da kuvvetlendirmek için bölge planlanması sahasında birçok ödevlerimiz vardır.

     Türkiye Devletinin İdare Merkezi Ankara’dır.

     İstanbul yabancı işgalinden kurtulduktan sonra devlet merkezi işinin kanunlaşması gerekiyordu. 13 Ekim 1923 günü İsmet İnönü’nün tek maddelik bir kanun teklifi ile “Türkiye devletinin makarrı idaresi Ankara şehridir” dendi. Kanunun gerekçesinde “İstanbul, Türk milletinin müdafaa vasıtalarına mevdu olarak ilelebed korunacaktır. Devlet merkezinin Ankara olması zaruridir” deniliyordu.

İşte Ankara’nın Başkent oluşunun kısa hikâyesi.

* Kaynak: Türk Tarih Kurumu: Atatürk Konferansları 1963, (Türk Tarih Kurumu Yayınları XVII.Dizi-Sa. 1-1), Sayfa 95-102

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

+ seventy nine = 84