Ömer Hayyam Şiirleri

Ömer Hayyam, Matematik, Astronomi, Fizik, Metafizik ve Felsefe konularında büyük bir bilgindir.

ömer-hayyamÖmer Hayyam, 1074 – 1075 yıllarından Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah ve veziri Nizamülmülk tarafından Mevr’de bulunan gözlem evinin başına getirilmiş ve takvimin yeniden düzenlenmesi için görevlendirilmişti.

Ömer Hayyam tarafında yeniden düzenlenerek 1079’da duyurulan bu takvim Melikşah’ın ilk adıyla “Takvim-i Celali” diye anılmış ve ölçümlerini Gregorius takviminden daha doğru olması sebebiyle Avrupa’da da beğenilmiş ve tutulmuştu.

Ömer Hayyam daha sonra Gazneliler devrinde Biruni tarafından bulunup kullanılan Su terazisinide yapmış ve kullanmıştır.
Felsefe’de İbn-i Sina yolunu tutan Ömer Hayyam, zamanın modası olan Tasavvufada yönelmiş ancak hiç bir zaman tam bir sufi olmamıştır.
Ömer Hayyam yaşadığı dönemde “Hoccetü’l Hak” (tam gerçeğe ulaşmak için başvurulacka belge) diye anılıyor. ve zamanın aydınları kendisine büyük saygı gösteriyordu.
Hakkında yazılan, özellikle inanç ve ibadetlere ters düşen rubailer onun değildir, olamaz.
Bir Örnek vereli hemen lütfen dikkatle takip ediniz. <ömer hayyam şiirleri>
Ey, salt varlık olan Rabbim! sen  yokluktan uzaksın
Hiç bir yerde değilsin ama her yerde varsın
Ey, yeri yönü bulunmadan var olan varlık!
Sen nerdesin? neresi varki orda olmaysın
Birde Şu rubailere bakalım
“Yardım et rinde, nedir bil rintlik.
Yok namazmış, ya oruç; hep delilik!
Sana Hayyam desin en doğru sözü:
Şarap iç, yol kes, aman, yap iyilik.”
“Ölünce badeyle yıkayın beni.
Saf şarapla telkin edin beni.
Bulmak isterseniz mahşer günü beni.
Meyhane kapısının toprağında arayın beni.
Şimdi birinci rübaiyi söyleyen Hayyam, bu iki rubaiyi söyleyen adam olabilirmi. Yaşadığı dönemde “Hoccetü’l Hak” (tam gerçeğe ulaşmak için başvurulacka belge) diye anılan koskoca Hayyam, bu kadar ipe sapa gelmez şeyi söyleyebilecek kadar küçük müdür?
Aşağıdaki rubai terbiye ve ahlak kurallarına aykırı ve içerisinde bir incelik olmayan rubailer (benzeri birsürü) kesinlikle ona ait değildir. Şu örneğe bakınız:
“Ben ne camiye yararım, ne havraya.
bir başka hamur benimki, bir başka maya.
Yoksul gavur, çirkin orospu gibiyim:
Ne din umrumda, ne cennet ne dünya!”  Hayyam bu kadar incelikten yoksun ve çirkin sözleri söylemiş olabilirmi.
FARÇA ORJİNAL METİNDEN ÇEVRİLEN
GERÇEK RUBAİLERİNDEN ÖRNEKLER
Ey, salt varlık olan Rabbim! sen yokluktan uzaksın
Hiç bir yerde değilsin ama her yerde varsın
Ey, yeri yönü bulunmadan var olan varlık!
Sen nerdesin? neresi varki orda olmaysın
Ey akıl ermeyen varlığının gizlerine
Günahım eksiltmez, sevabım güç katmaz gücüne.
Suçlardan sarhoşum ama dilemekten ayık,
Bütün umudum bağışlayıp esirgemende.
Yetmiş iki millet, ayrı ayrı da din
Senin aşkından özge yol yok, bildiğim
İslam, kafir, sevap, günah bunlarda ne
Amaç sensin, araya şu bu girmesin.
Girme şu insan alçaklarının hizmetine,
Konma sinek gibi her yiyeceğin üstüne
Bir lokmayı katık et, yürek kanını içte:
Etme minnet başkalarının ekmeğine!
Dinlersen bir öğüt vereyim sana
N’olur fitne giysisini kuşatma
Ahiret temellidir, dünya bir anlık,
Bir an için temelli olanı satma!
Dinlersen eğer bir sır vereyim sana:
Bu hokkabazlık evinde dost arama!
Derdinle haldaş olup yaşamaya bak,
Gamınla otor da gam ortağı arama!
kaynak: “ömer hayyam rubaileri” Ahmet Kırca, Ötüken yayınları.