Halil İnalcık

Halil İnalcık: Türkiye’nin en bük fikir adamı Mehmet Niyazi Hoca, Yenişafak Gazetesinde ki köşe yazısında Halil İnalcık Hoca ile alakalı bir yazı yayımladı. İşte o muhteşem yazının tamamı.

halil_inalcıkBir millet daha çok kendi tarihinden değil de, başka bir milletin tarihinden ibret alır; çünkü kendi tarihini bilmek için bir milletin nereden nereye geldiğini görmek gerekir; buda bir insanın büyümesi gibi zor bir iştir. Mesela Alman tarihini göz önüne getirelim. Napolyon idaresindeki Fransa ordusu, Almanları 1806 yılında feci bir şekilde Yena’da mağlup etmiştir. 1870’de Sedan’da yapılan savaşta Fransa Kralı’nı ve yüz bin askerini esir almışlardı. Bu harpte Almanlar galip gelmişler, kendi birliklerini kurmuşlardı. 14 Şubat 1913’de Mehmet Akif İstanbul’da bir konferans vermiş ve durumu şöyle izah etmişti: ‘Almanya’da aydınlar toplantı yapmışlar; Yena’da yapılan muharebenin sonuçlarını konuşacaklardı. Her kafadan bir ses çıkmış; yaşlı bir Almana gelince ‘Mahalle mekteplerini kuralım’ dedi. Orada bulunanlar güldüler. Fakat adam söylediği sözü bilinçli söylediği için maksadını açıkladı. Alman milletinin irfanını karşısındaki düşmandan daha aşağı seviyede olduğunu delillerle gösterdi. Bunun üzerine mahalle mekteplerini kurup el birliği ile çalıştılar, bugünkü Almanya’yı meydana getirdiler.’

Bundan bir süre önce Profesör Dr Halil İnalcık Hak’ın rahmetine kavuştu. Onun hakkında tarihimizin üstadı olduğuna dair çok şey yazıldı. Yalnız Milli Eğitim ile alakalı bir makalesine rastlamadım; ilim ve irfanla uğraştığına göre milletimizin eksikliğini görmesi lazımdı. Biz maalesef gelecek nesilleri Emin Oktay’ın tarih bilgisine havale ettik. Bütün sıkıntılarımız da buradan kaynaklanmıyor mu?

Profesör Dr Halil İnalcık Osmanlı Beyliği’nin devlet statüsünü 1302 yılında Yalova’da Bizansa’a karşı yaptığı Bafeus (Koyunhisar) Savaşı ile kazandığını‘ söyledikten sonra ‘Osmanlı’nın Kayı Boyundan geldiği iddiası bir hurafedir’ tarzında tebliğini sürdürdü. Ardından da Osman Gazi’nin konumuna geldi: ‘Osman Gazi sınırda kendi dönemindeki Alp’lerle mücadele ediyor. Burada tarihçi hangi eseri ile öteki Alp’leri gölgede bıraktığına bakmalı. İşte bu hadise Bafeus savaşı ile gerçekleşmiştir. Yani kendisinden sonra oğlunun hiç itirazsız beylik tahtına oturması, yani hanedan kurulmuş olması tarihçinin tespit edeceği en önemli şeydir. Orta çağda hanedan demek devlet demektir. İşte bunu temin eden Osmanlı’nın büyük Bafeus zaferidir.’ Halil İnalcık’ın söylediği doğru ise baştan aşağı Türk tarihini yeniden yazmak gerekir. Çünkü Osmanlı’nın Kayı boyundan geldiği iddiası ortaokul kitaplarında yer almaktadır.

Ziya Nur Aksu’nun tarih kitabına bakınca, Söğüt Ucu’nun Osman Bey’e temlik edildiğini görmekteyiz. Sultan Gıyaseddin Mesudi Sani’nin çıkardığı fermanda Emir Mansur Çomaklar eli ile 7 Ramazan 683 Hicri (1284 miladi) tarihinde Osman Bey’e ulaştırıldı. Aksun şöyle demektedir:’Bu suretle Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu bu tarihe indirgemek mümkündür. Bundan dolayı bazı müverrihler bunu Osmanlı Devleti’nin başlangıcı kabul etmektedir. Bu görüşü haklı gösterecek bazı sebeplerde vardır. Bunlarda biri o zamanki Selçuk Sultanı Gıyaseddin Mesudi Sani’nin bir İlhanlı’ya tabi olup, Konya da hiçbir işe karışmadan oturuşu ve uç beylerin kudretlerini ve salahiyetlerini geliştirerek onları memnun edip memleketin istiklalini temin etmek isteyişidir. Bu hususta Osmanlı Beyliği’ne mutlak manada yarı müstakil veçhe vermiştir denilebilir.’

Yine Ziya Nur Aksun’un belirttiğine göre Sultan Cem Hac esnasında Hasan Bin Mahmud Bayati namında bir Türk alimi ile karşılaşmış, ona Osmanlı nesebini Oğuzhan’a kadar çıkaran eserini emretmiştir. Sultan Cem’in oğlunun adını Oğuzhan koyuşu da herhalde bu sebepten neşet etmiştir.

Sultan Gıyaseddin Mesudi Sani neden Osman Bey’e yetki verdi? O kadar Söğüt’te adam varken Osman Gazi’ye milletin, ümmetin geleceğini teslim etti. Bunun bir tarihi sebebi olması lazım değil mi?

Denilebilir ki Ziya Nur Aksun tarihçi değil hukukçudur. Osmanlı’ya aşırı bağlılığından dolayı, ‘Osmanlı Tarihi’ni yazmıştır. Bizim son dönemlerde en büyük tarihçimiz Ahmed Cevdet Paşa’dır, O da hukukçudur. Başka bir ilim dalında olup da tarih ilmine kendini vermiş çok insan vardır. Mesela Almanların ünlü tarihçisi Johann Wilhelm Zirkeisen bunlardan biridir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

fifty three − = 44