Cezayir Beylerbeyliği ve Türk Teşkilat Yapısı

Cezair Beylerbeyliği ve Türk Teşkilat YapısıCezayir Beylerbeyliği ve Türk Teşkilat Yapısı, Cezayir Oruç reis tarafından fethi gerçekleştirildi. Kardeşi Hızır ve Kaptan-ı derya Barbaros Hayrettin paşa tarafından da ülkenin tamamı Türk egemenliğine katıldı. Yavuz Sultan Selim dönemin de Osmanlı devletine tabii olması ile beraber tam bir Türk hakimiyeti kılındı. Kanuni döneminde Cezayir Türk beylerbeyliği yani eyaleti şeklinde yapılandırıldı 1830 senesine kadar da Türk idaresinde kaldı.
Avrupalı devletler tarafından Krallık sayılan ve iktisadi,askeri güç bakımından Avrupa devletlerine denk hatta daha kuvvetli olan Cezayir eyaleti sürekli olarak denizcilikten yetişmiş beylerbeyinin komutasına verilirdi. Eyalet toplamda 5 sancağa yani vilayete bölünmüş şekilde idare edilirdi. Her sancakta görevli olan yetkili Cezayirde şehrinde bulunan beylerbeyinden emir alan bir denizci (bahriyeli) sancakbeyi (tümamiral) vardı. Sancaklar kaaidiklere, kaadilikler de şeyhliklere ayrılırdı. Bunlar kaymakam ve nahiye müdürü derecesinde idare amiriydi ve özellikle yerlilerden seçilirdi. Bu önem verilen devletin bütünlüğünü korumak amacı ile yapılan özel idare sistemidir.
Cezayir eyaletinde Maliki ve Hanefi mezheplerinden iki büyük müftü vardı, diğer müftülerin atanmasını bunlar gerçekleştirirdi. Malikilik Cezayir eylaletinde yaşayan yerli haklın Hanefilik Türklerin tabi olduğu mezhepti. Türklerin etkisi ile yerli halktan Hanefi mezhebine tabi olmuş halkta vardı.
Cezayir eyaletinde, Cuma ve Salı günleri dışında haftada 5 gün meclis toplanır ve eyaletin gerekli işleri ile alakadar olunurdu. Salı günleri ise aynı meclis, Cenine sarayında bir araya gelir bizzat Beylerbeyinin veya vekilinin başkanlığında toplanırdı, alınan kararlar beylerbeyinin onayına sunulurdu. Beylerbeyi sadece yüksek politik ve askeri işlerle uğraşırdı. Meclisin üyeleri olan yüksek görevlilerin hepsi Türk’dü. Başlıcaları Hanefi büyük kadısı, maliye işlerine ile ilgilenen defterdar, yeniçeri ağası, yerlilerin işleriyle uğraşan “Arap Ağası”, donanmanın idari ve mali işleriyle görevli “yalı vekilharcı” hazineye ait olan mallara bakan”hazineci”vakıflarave sosyal işlere bakan”beytülmalci” idi. Bu mecliste, katip ve yardımcı olarak 200 memur görevli çalışırdı. İstanbuldan atanan büyük kadı ülkenin adalet veeğitim işleriyle ve sancak ve kazalardaki kadıların tayinlerini kendi gerçekleştirirdi.
Cezayir beylerbeyliğinin donanması, Avrupa büyük krallıkları gücünde çok büyük deniz kuvvetiydi. Kaptan ve leventlerin (deniz askeri) tamamı Türk’tü. Bu donanmanın çeşitli filoları, ülkenin bulunduğu akdeniz de değil Atlas okyanusun da ve okyanusa bağlı denizlerde de sürekli şekilde faaliyet gösterirdi. Kara kuvvetleri deniz ülkesi olan Cezayirde ikinçi plandaydı. İlk düzenli kara kuvvetini ömrünün sonlarında Barbaros Hayrettin Paşa kurdu. Bu kuvvet 6.000 kişiden oluşuyordu ve adı “Yeniçeri” idi. İstanbuldaki yeniçeri oçağı gibi devşirme değil Anadoludaki Türklerden oluşuyordu. Teşkilat yapısı istanbuldaki yeniçeri oçağından örnek alınarak yapılmıştı. Cezayir yeniçeri ağası doğrudan Cezayir beylerbeyinden emir alırdı; İstanbuldaki büyük yeniçeri ağası ile hiçbir ilgisi yoktur, zaten sadece teşlikatlanması örnek alındığı için yeniçeri denişmiştir seçilen askerlerden bağlı olduğu kişiye kadar herşeyi ayrıydı. Cezayirdeki yeniçeri ağasının, İstanbul, İzmir ve antalya’da birer temsilcisi bulunurdu. Cezayirdeki yeniçeri ocağına yazılmak isteyen gönüllüleri seçerdi masraflarını karşılayacak oranda para verilip Cezayire gönderilirdi. Bunlar Cezayir’de ya Türk kızlarıyla yada arap kızları ile evlendirilirdi. Çocukları Türk anadan doğanlar yine yeniçeri olabirilir Arap ve Berberi anadan doğanlar “Kuloğlu” adıyla diğer piyade sınıfına yazılırlardı. Kuloğlarının yeniçeriler derecesinde ehemniyeti yoktu. Türkçe konuşan levend, Yeniçeri ve Kuloğlu sınıfından başka, eyalette Arapça konuşan yerli haktan olan kişilerde gönüllü asker olarak yazılırdı. Bunlar özelikle İspanyadan sürgün edilen Endülüslü Müslüman ve Berberi kabilelerden gelen gönüllülerdi. Yerli araplar askerliğe heves içinde değildi o yüzden yerli halktan asker pek bulunmuyordu.
Nihayet eyaletin topçu kuvvetleri vardı. Cezayirdeki Türk topçusu üç kısımdı: Deniz topçusu, kale topçusu ve seyyar topçu. Seyyar topçuyu, Yavuz Sultan Selim’ in gönderdiği Osmanlı askerinden olan Osmanlı topçu subayları kurmuştu.
Cezayir döneminin en büyük şehirlerinden birisiydi. Şehrin belediyesinin büyük bir bütçesi vardı belediye başkanına “şeyhul-beled” denir ve çoğunlukla yerli Araplar arasından beylerbeyi tarafından atanırdı. Ülkedeki Türkler çoğunlukla Cezayir şehrinde ikamet ederdi. Diğer şehirlerde yaşayan Türkler azınlıktı ve remi görevlerde bulunan askerlerden ibaretti. Cezayir eyaletinde, pek çok milletten halk yaşardı. Türkler ve onlar gibi Türkçe konuşan kuloğulları yani yerli anadan doğmuş Türk çocuklarından başka Araplar, Araplaşmış veya daha Berberi dilini konuşmakta devam eden berberiler, Arapça konuşan Endülüslü göçmenler, yerli veya İspanya ve Portekiz’den sürülmüş Yahudiler ticaretle meşkul olan Avrupalılar vardı. Bunlara, dünyanın hemen hemen bütün milletlerinden bol örnekleri içine alan on binlerce esiri ilave etmek lazımdır.
Şehirde aşırı derecede ticaret ve özelikle köle ticareti vardı bu yüzden aşayiş çok önemli bir konuydu bu yüzden asayişe çok dikkat edilirdi. Şehrin aşayiş ve iç güvenliğinden “çavuş” denen yüksek rütbeli 8 Türk subayı sorumluydu. Bunlar bugünkü ingiliz polisi gibi silah taşımazlardı, Fakat bir çavuşa ittatsizlik etmek bile çok büyük suç sayılır itaatsizlik şekline göre idama kadar bile cezası olabilirdi. Halktan yardımını istteyceği her şahıs, çavuşa, elinden gelen yardımı yapmakla sorumluydu. Şehrin geniş banliyölerinde inzibat işlerine “fahs kaaidi” denen yerli memur bakardı. Bu banliyölerde XVI. Asrın sonlarında 10.000 bahçe, 12.000 ev, 25.000 çiftlik vardı.Cezayir şehrinin nufusu 100 ile 150 bin arasında değişmekle beraber bu,uzak banliyölerde bu rakam iki katını buluyordu.
Cezayir beylerbeyliğinin idaresi, ana hatlarını özetleğimiz şekilde 1830 lara kadar devam etti. 1830 da kıyı kesimlerinden başlayan ve içerilere doğru hızla ilerleyen Fransız işgaline kadar devam etti.

Fatih Çiçek

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica