Tasavvuf Hakkında Bilgi |

Tasavvuf Hakkında Bilgi

Tasavvuf Hakkında Bilgi, Abdülkadir Geylani Hazretleri, Sirrül Esrar adlı eserinden tasavvuf meselesini en güzel bir şekilde açıklamıştır. Hz. Geylani’nin TASAVVUF hakkındaki görüşleri. amin…

Onların; TASAVVUF EHLÎ olarak ad almalarına yegâne sebep; iç âlemlerini TEVHÎD ve marifet nuru ile aydın kıldıkları içindir. İkinci bir sebep de, ashab-ı suffe’ye intisapları ilk zamanlarında koyun postu giydikleri için de olabilir. Orta halde olanlar koyun postundan elbise giyer.

Tasavvufun son devresine gelenler de eski, yamalı libasa bürünür..
Dış halleri böyle olduğu gibi, iç âlemleri de aynıdır.. Yemek, içmek işlerinde de mertebe takib ederler.
MECMA tefsiri sahibi der ki:

– Zühd ehline; gerek yemek, gerekse giymek işlerinde kaba saba şeyler giymek yaraşır.

Mârifet ehli yumuşak ve nârin olmalı.. Çünkü onlar, insanların uğrak ve durak yerleridir. Sünneti takip etmek onlara gerekir. Onlar birinci, ilk safta gözükür, îlk bakanların yoldan şaşmaması için, ilk saftakiler; iyi giyinmeli, kibar olmalı.. Sonra onlar EHADÎYET makamındadır.
Tasavvuf kelimesi. dört harften ibarettir;

TA, SAD, VAV, FA..

TA: Tövbeyi ifade eder. Bu da ikiye ayrılır:
Zahiri tevbe, batıni tevbe..
Zahiri tevbe odur ki: Sözde, işte, bütün dış duygular, günahtan ve kötü işlerden beri alınıp taate sevk edile.. Baş kaldırma bırakılıp, uyarlık hali alınmalı..
Batınî tevbeye gelince.. Ona da:

– Kalbin tasfiyesi ve zahirî tevbeden bir başka olan, tam muvafakate geçmek.. Denilebilir..

Kötü halin, iyiye geçmesi ile TA makamı tamam olur.

SAD: Safa halini ifade eder. Bu da, TA harfi gibi iki yönden mütalaa edilir. Biri, kalbin safiyeti, öbürü de sırrın..
Kalbin sâfası odur ki: Beşeri kederlerden beri ola.. Mesela; çok yemek, çok içmek, çok uyumak ve çok konuşmak kalbi dünyaya çeker. Dünyalık işleri düşünmek onu yorar..
Kalbi yoran, dünyaya salan şeyler arasında:
Çok kazanmak, cinsî ifrat, ehlini ve evladını haddinden fazla sevmek gösterilebilir. Bu anlatılan şeyler bir kalbde olursa, saflık ve temizlik çağına eremez.
Kalbin sâfiyeti zikrullah ile olur. Bu zikir ilk zamanda cehren yapılmalı. Sonra, hafi zikre geçilir.

Allah-ü Teâla bir Ayet-i Kerimede şöyle buyurur:

– «Müminler, onlara denir ki: Allah anıldığı zaman; kalpleri titrer.» (Enfal, 2)

Buradaki titremenin bir mânası da haşyet olur. Haşyet, kalbin ayık hali bulması ile başlar. O, gaflet uykusundan uyanır; temizlenir, parlarsa; gayb âleminden hayır ve şerre dair işlerin sureti kalbine nakşedilir. Peygamber S.A. efendimiz bir Hadis-i Şerifinde şöyle buyurdu:

– «Alim, teftiş eder, arif ise, kalbini parlatır aya bakar.»

Sırrın temizliğine gelince, o da Allah’ın zatından gayri işlerden beri durmaktır. Ve onun sevgisini kalbe yerleştirmektir. Sır dili ile, TEVHÎD esmâsına devamdır; bu içten yapılır. Bu hal de tamam olursa, SAD makamı da tamam olur.

tasavvuf-nedir

 

VAV: Velâyet hali olarak anlatılır. Bu hal, iç âlemin sâfiyeti üzerine düzenlidir.

Allah-ü Teâla velâyet halini bulanlar için şöyle buyurur :

– «Ayık olunuz, Allahın velî kullarına; korku yoktur. Onlar mahzun da olmazlar.» (Yunus, 62)

Yine buyurur:

– «Onlara dünya ve ahirette müjdeler olsun.» (Yunus, 64)

Velâyet halinin neticesi ilahî huylarla bezenmiş olmaktır. Peygamber S.A. efendimiz bu mânada şöyle buyurdu:

– «İlahî huyları, huy edinin..»

Bu halde; beşeri sıfattan soyunup, ilahî sıfata bürünmek vardır. Bunu Allah-ü Teâla şu kudsi hadisle bize bildirir:

– «Bir kulu seversem, gözü, kulağı, dili, eli ve ayağı olurum. Benimle işitir. Benimle görür. Benimle konuşur. Benimle tutar ve benimle yürür.»

Allah-ü Teâla’nın zatından gayri şeylerden temiz olunuz. Şu Ayet-i Kerime bu makamı daha iyi anlatır:

– «Hak geldi; batıl eridi. Batıl mutlaka eriyip gitmeye mahkumdur.» (İsra, 81)

Îşte bundan sonra, VAV makamı hâsıl olur.

FA: Fena – yokluk – makamıdır, ilahi sıfatlar arasında eriyip gitmektir. Beşeri sıfatlar gidince, yerini EHADÎYET sıfatı alır.

Haddi zatında, Hak Teâla ne fena bulur, ne de zeval.. Bu olanlar arasında kul, baki yaratanla beka bulur. Onun rızasına varır.. Fani kalb, bâki sırla varlığa kavuşur.

– «Onun vechinden gayrı her şey helâk olur.» (Kasas, 88)

Ayet-i Kerimesi, bu iddiamızın şahididir. İhtimal ki, onun varlığına rıza ile gidilir. Onun varlığı için iyi işler görülür, rızâsı gözetilir ve zâtına varılır. Bu arada; bir râzı olan, bir de râzı olunan kalır.. Îyi amel, manalar çocuğu -TIFL-I MAANÎ – olarak adlandırılan hakikî insanlığın hayatını doğurur.

Allah-ü Teâla şöyle buyurur:

– «Güzel kelâm, ona varır; iyi işler ona yükselir.» (Fatır, 10)

Hangi iş olursa olsun; Allah için yapılmıyorsa, şirktir. Sahibini helâk eder. Fenâ hali hâsıl olunca, beka tamam olur. Bu beka yakınlık âlemindedir. O âlemi Allah-ü Teâla şöyle anlatır:

– «Doğruluk otağında. güçlü padişahın katında…» (Kamer, 55)

Orası lâhut âleminde olup, nebilerin, velilerin makâmı olmuştur. Sonra; Allah doğrularla beraberdir.
Sonradan olan bir varlık, ezeli var’la birleşince ona vücud düşünülemez.

Fenâ hali tamam olunca, Hak’la ebedî sâfiyet kalır. Bu hali bulanların sonsuz lezzetini Allah-ü Teâla şöyle anlatır:

– «Cennete gidenler, orada ebedî kalırlar.» (Araf, 42)

Yine buyurur:

– «Allah sabredenlerle biledir.» (Enfal, 66)

Kaynak: Sirrül Esrar, Abdülkadir Geylani Hazretleri

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica Flag Counter