Mescid-i Aksa, (Beytu'lmakdis) |

Mescid-i Aksa, Beytu’lmakdis

Mescid-i Aksa, Beytu’lmakdis Zühre mabedinin yeri olarak Sabiiler zamanına kadar dayanır. Sabiilerin  buraya adadıkları armağanlar ve kurbanlar arasından, zeytinyağı’da vardı, rivayete göre armağan ettikleri yağı mabedin yanında ki kayaların üzerlerine dökerlerdi. Zamanla bu “venüs mabedi” tamamıyla harap oldu.

mescidi-aksaDaha sonra İsrailoğulları burayı kıblegah edindiler. Hz. Musa Beytu’lmakdis‘e sahip olmak için İsrailoğullarını Mısır’dan çıkardı. Beytu’lmakdis’de İsrailoğulları kurbanlarını burada kesmeye başladılar.
Hz. Musa kubbeyi yaparak Ahd Tabutu’nu (Ahd sandukası, Tabernacle) oraya yerleştirdi. On kelime halinde, semadan indirilen levhalar kırıldığı zaman onun yerini tutmak üzere yapılan levhaların içine konulmuş olduğu sanduka işte bu tabuttur. İsrailoğulları bahiskonusu kubbeyi Tih çölünde çadırları arasında diktiler, ona yönelerek namaz kılarlar veya kurbanlarını keserlerdi. Daha sonra bu kubbeyi Bünyaminoğulları ile Efraimoğullarına ait iki kısım arasında yer alan Arz-ı Mukaddes bölgesindeki Gilgal’e naklettiler . Kubbe ondört yıl burada kaldı.

Hz. Yuşa ölünce, bu kubbeyi Gilgal civarındaki Shiloh beldesine taşıdılar. Filistinliler onlara galip gelip kubbeyi onlardan alıncaya kadar 300 yıl boyunca orda kaldı. Sonra Filistinliler bu kubbeyi onlara iade ettiler.

Kohen (Haham) Eli’nin ölümünden sonra bunu Nob’a naklettiler. Daha sonra bu kubbe ve tabut, Talut zamanında Bünyaminoğullarına ait beldelerden Gibeon’a nakledildi.

Davut hükümdar olunca tabutu ve kubbeyi Beytülmakdis’e taşıdı ve onu kayanın üzerine yerleştirdi.

Bahis konusu Kubbe İsrailoğullarının kubbesi olarak kaldı. Davut kaya üzerindeki kubbenin yerine mescid ve mabet inşa etmek istedi ama bunu tamamlamaya ömrü yetmedi. Bunu tamamlamayı oğlu Süleyman ye vasiyet etti. Hz. Süleyman hükümdar olduktan dört, Musa ’ın ölümünden beşyüz sene geçtikten sonra inşasını bitirdi.

Sonra Buhtunnasr, inşa edildiği tarihten sekizyüzsene sonra bu mabedi tahrip eti. Tevrat’ı ve asa’yı yaktı. Heykelleri eritti binanın taşlarını darmadağın etti.

Sonra İran Kralı İsrailoğullarını buraya iade edilce, o çağdaki benu İsrail Peygamberlerinden Uzeyr İran Kralı Behmen’in in yardımıyla mabedi inşa etti.  Behmen, doğum itibariyle Buhtunnasr’ın esir ve sürgün ettiği İsrailoğullarından (Musevi bir anadan) idi. İsrailoğullarına inşa edecekleri mabedin planını ve hududunu çizdi. Lakin bu hudutlar, Süleyman ın binasından daha küçük idi. İsrailoğulları bu plandaki sınırın ötesine geçmediler.

Daha sonra İsrailoğulları, arka arkaya Yunanlı, İranlı ve Romalı hükümdarların hakimiyeti altına girdiler. Bu sırada İsrail’in mülkü büyüdü nüfusları arttı. Sonra Mülk, Yahudi hahamlarından Haşmenay’ın (Hasamoneans), sonra da damatları olan Hirodos’un (Herod) ve ondan sonra da onun sülalesine geçti…

Herod Beytulmakdis’i Süleyman ın  temeli üzerine bina etti.

Daha sonra Roma Kralı Titus zuhur edip, Yahudileri mağlup etti, onları hakimiyeti altına aldı. Beytülmakdis’i ve mescid’i (Kudüs’ü ve Oradaki mabedi) tahrip etti, yerine tarla yapıp ekim yapılmasını emretti.

Sonra Romalılar, Mesih ın dinini kabul ettiler. Konstantin zamanında Romalılar bu dini bazen kabul edip bazen etmediler. Konstantin’in annesi Helena, Hırisyanlığı kabul ederek, iddialara göre, üzerinde mesih’in çarmıha gerildiği dar ağacını araştırmak ve görmek üzere Kudüs’e sefer yaptı. Keşişler ona; Mesih’in haçının arza atıldığını ve üzerine de zibil ve kazurat döküldüğünü haber verdiler. Helena Haç’ı çıkardı ve zibillerin olduğu yere “kumame kilisesini”  yaptırdı.

Hıristiyanların iddiasına göre bu klise Mesih’in kabri üzerine inşa edilmiş gibidir.

Helena, Beytülmakdis’in mamur yerlerinide tahrip ettirip mezbeleleri ve enkazı da üzeri örtülsün ve yeri gizli kalsın diye kayalıklara attırdı.

O inancına göre (Yahudiler tarafından) Mesih’in kabrine karşı yapılan muameleye bir karşılık olmak üzere böyle yapmıştı.

Daha sonra Hıristiyanlar, Kumame Mabedinin hizasına rivayete göre, içinde hz. İsa ın doğmuş olduğu bir ev olan “Beylül-lahm” bina ettiler.

İslam’ın İnişine kadar durum bu şekilde sürüp gitti…

Hz. Ömer Beytulmakdis’in fethi için buraya gelmiş kayanın yerini sormuş, kendisine onun yeri gösterilmiş, üzeri mezbele ve toprakla kapatılmış bir halde bulunduğundan üzeri açıldı üzerine bedavet tarzı bir mescid yapıldı.

Daha sonra Velid b. Abdulmelik, o mescidi, İslam mescidleri üslubunda, Allah’ın dilediği ölçülerde muazzam ve mükemmel bir şekilde inşa etti.

Beytu’lmakdis’in,  Süleyman onu bina etmeden bu kadar müddet evvel ibadet için tayin edilmiş olması, akla uzak bir ihtimal değildir. Kaldıki İbrahim zamanındaki SABİİLERİN, (Haceri Muallaka) üzerinde Venüs mabedini (Heykelu’z-Zühre’yi) bina ettikleri nakledilmiştir. Beklide orası daha önce de bir ibadethane idi. Nitekim cahiliye Arapları’da sonradan Kabe’nin etrafına ve içine sonradan putlar yerleştirmişlerdi.  SABİİLER Venüs heykelini, İbrahim zamanında inşa etmişlerdi O halde Mekke’deki Kabe’nin ibadet için vaz’ olunması ile Kudüsteki Beytu’lmakdis’in aynı maksat için vaz’ olunması arasındaki müddet kırk sene olması uzak bir ihtimal sayılmaz. Gerçi o zaman malum olduğu üzere orada bilinen tarzda bir bina yoktu ve Beytu’lmakdis’i, ilk defa bina eden Süleyman dır.

 

Kaynak: İbn-i Haldun, Mukaddime 2 adlı eserinin; 643, 644, 645, 646, 647 sayfalarından özetlenerek alınmıştır.

 

 

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica Flag Counter