az sadaka çok belayı def eder

az sadaka çok belayı def eder, Bismillahirrahmanirrahim; “Sadakaları açıkça verirseniz o, ne iyi olur; yok eğer onları gizler de fakirlere öyle verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızın birçoğunun bağışlanmasına sebep olur. Bilin ki, Allah, her ne yaparsanız hepsinden haberdardır.” bakara suresi, 271

“Şübhesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah’a karz-ı hasen(güzel bir borç) ile borç verenler var ya, onlara (verdiklerinin karşılığı) artırılacaktır; hem onlar için pek değerli bir mükâfât vardır.” hadid suresi, 18

Peygamberimiz sav efendimiz şöyle buyurmuştur:

Zekatını vermek suretiyle mallarınızı koruyup takviye edin..
hastalarınızın tedavisinde sadakanın belaları defediciliğini değerlendirin. bela ve musibetlere karşı da her zaman Allah’a duaya yönelin!.” (Mecmeu`z-Zevâid, 3,63; Taberani, el-Mu’cemu’l-Kebir, 10,128)

Süleyman aleyhisselamın ümmetinden bir adam, evinin önündeki ulu ağacın başına yuva yapan kuşların kapı önünü kirletmelerinden rahatsızlık duyuyor, bu kirlerden kurtulmak için çareler arıyordu.

Mecbur kalan adam nihayet çareyi, ağaca tırmanıp yuvalardaki  yumurtaları yere atmakta buldu… Kuşlar ise hemen uçuşarak gidip Hz. Süleyman’a şikâyetçi oldular.

– Ev sahibi adam yuvamızdaki yumurtalarımızı alıp yere atıyor.. diye sızlandılar.

Hz. Süleyman adamı çağırtıp bir daha kuşları rahatsız etme tembihinde bulundu.

az-sadaka-cok-belayi-defeder

Ancak adam kapısının önüne dökülen kuş kirletmelerine basarak evine girmek zorunda kalınca tekrar ağaca tırmandı, evinin önünü kirleten kuşların yumurtalarını yine aşağıya fırlattı.

Ancak ağaçtan aşağı indiğinde bir yoksul adamın kendisini beklediğini gördü:

-Ne olur, bana yardım et, kimseye halimi arz edemiyorum, çok muhtacım.. diye sızlanıyordu yoksul adam.

Hiç tereddüt etmedi, hemen yoksulun acil ihtiyacını karşılayacak bir sadakayı adamın avucu içine bıraktı. Muhtaç adam:

– Sen beni acil sıkıntıdan kurtardın, Allah da seni acil bela ve musibetten kurtarsın!.. diye dua ederek ayrıldı.

O gün kuşlar yine Hz. Süleyman’a gitmiş, yumurtalarını yere atan adamdan yine şikâyetçi olmuşlardı. Bu defa gazaba gelen Hz.Süleyman, yönetimindeki cinlerden ikisini çağırıp emrini verdi:

-Hemen gidin, adamın kapısı önündeki ağaca çıkıp bekleyin.  Adam yine kuşların yumurtalarını aşağıya atacağı sırada yakalayıp yere çarpın, cin çarpmışa dönsün, bir daha yerinden kalkamaz, ağaca tırmanamaz hale gelsin! Cinler:

-Emredersiniz efendim! diyerek rüzgâr gibi uçtular, ağacın tepesine çıkıp yuvaların bulunduğu yaprakların arasına gizlenerek gelecek adamı yere çarpmak için beklemeye başladılar… Ne yazık ki, akşam yuvaya dönen kuşlar gelen cinlerin adama mani olamadıklarını, yine yumurtalarının alınıp yerlere fırlatıldığını görünce tekrar gelip şikâyette bulundular. Süleyman aleyhisselam, bu defa görevlendirdiği iki cini çağırttı:

-Ben size, gidin ağaca çıkın, yumurtaları yere atmak için gelen adamı yere çarpın, demedim mi?

-Dediniz efendim.

-O halde neden emrimi yerine getirip adamı yere çarpmadınız?

-Çarpacaktık ama mani oldular.

-Benim emrime kim mani olabilir?

-İki tane melek.. Biz ağaca tırmanan adamın kolundan tutup da yüzü üstü yere çarpacağımız sırada ansızın bizi tutan iki melek, birimizi batıya, birimizi de doğuya doru fırlattı. Neye uğradığımızı bilemez hale geldik, kendimizi zor kurtardık..

-Öyle ise o iki meleği  çağırın bakayım!. Hemen melekler gelir huzura.

-Neden mani oldunuz görevlendirdiğim iki cinin adamı yere çarpmasına? Melekler şöyle anlatırlar olayı:

– Adam, ağacın altında sıkıntı içinde olan bir yoksula yardım edip sadaka verdi. Sadakayı alan ihtiyaç sahibi de, “Allah seni maruz kalacağın acil belalardan, musibetlerden korusun!” diye gönülden dua etti. O duadan sonra Rabb’imiz bize emretti:

-Tiz gidin, yoksula sadaka veren kulumu koruyun cinlerin çarpmasından!

Biz de yıldırım sür’atinde uçup sadaka sahibi adamı korumaya aldık, onu yere çarpacak olan iki cinin birini şarka, birini de garba fırlattık, cin çarpmasından sadaka sahibini kurtardık.

Bu açıklamadan sonra Süleyman aleyhisselam kuşları çağırır:

– Adamın verdiği sadaka, kendisini cinlerin çarpmasından korudu. Yuvanızı insanlara zarar vermeyecek yere yapın!.

Bundan dolayı denir ki: Az sadaka çok belayı def eder!.. Bu bela cin çarpması dahi olsa!

1 Comment

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

− two = 8