YAHUDİ MEZHEPLERİNDEN ZEALOTLAR

YAHUDİ MEZHEPLERİNDEN ZEALOTLAR VE ŞİDDET

Zealotlar M.S. 66-73 yılları arasında Kudüs’ü ve kutsal Yahudi mekânlarını Roma İmparatorluğundan kurtarmak, bağımsız bir Yahudi devleti kurmak için teşkilatlanmış, bunun için savaşmış, toplu intihar eylemlerinde bulunmuş, suikastlar düzenlemiş radikal ve fanatik bir dinî gruptur.
<6 bk. Thomas P. Rausch, Who is Jesus?, Liturgical Pres, Minnesota 2003, 58-59. >
Zealotlar kendi dönemlerinde halkı korkutmuş ve yıldırmışlar, Roma ile işbirliği içinde olan Yahudileri her fırsatta o çağın yöntemleriyle öldürmüşler ve yıldırmışlardır. Yani günümüz kavramlarıyla ifade edilecek olursa, bu eylemlerin adı terör şeklinde adlandırılabilir. Sicarii adı da verilen Zealotların liderleri arasında Yahudi din adamları da bulunmaktaydı. Galileli Judas ve Ferisi kökenli Zadok tarafından kurulan örgütün en temel ilkesi “Tanrı’dan başka kral yoktur” idi. Her türlü politik kurumu reddeden ve anarşik bir yapılanma gösteren Zealotların hedefi doğrudan Roma ve Roma ile işbirliği yapan Yahudilerdi. ‘Sicarii’ kelimesi kök itibarıyla “kamalı”, “hançerli insanlar” anlamına gelmektedir. Bunların Kudüs’te kalabalıkların arasına dalarak Roma yönetimine destek verenleri han- çerleyerek öldürmek onların en başta gelen yöntemleri arasındaydı. Bunu güpegündüz ve özellikle kutsal günlerde elbiselerinin altında sakladıkları kamaları aniden çıkararak ve düşmanlarına saplayarak gerçekleştirirlerdi.
Zealotlar gerilla savaşı, siyasal amaçlı intihar eylemleri ve terör eylemleri düzenleyerek amaçlarına ulaşmak istemişlerdir. Kısacası, tarihte şiddet eylemlerini bir metot olarak kullanan ilk devrimci topluluk Yahudi kökenli Zealotlar olmuştur.

Bazı araştırıcılar, “Ben yeryüzüne barış değil, kılıç getirmeye geldim.”

vb. sözlerinden dolayı İsa’nın da Zealotlarla ilişkisi olabileceğini ya da İsa’nın bazı havarilerinin Zealot olduğuna ilişkin görüşler serdetmektedirler.

Yüzyıllarca Yahudi şairler zulüm görenlerin yüreğindeki intikam umudunu dile getirdiler ve Yahudiler 2. yüzyıla kadar silahlar üzerine intikam yemini ettiler.

Ortodoks Yahudiler her Şabat’ta (Cumartesi), Tanrı’yı düşmanlarından intikam almaya çağırırlar. Pek çok Ortodoks çocuk: “Ya Rab, ey öçler Tanrısı, ey öçler Tanrısı, nurunu saç!” (Mezmurlar, 94: 1) giriş cümlesiyle başlayan ilahîleri öğrenir.

Burada Yahudi kutsal metinleri açısından izahı çok zor olan konu, daha bidayette Hâbil ile Kâbil’den başkası yokken, ölülerin nasıl defnedildiği kuşlardan öğrenilirken, ortada bir topluluk ve buna dayalı sosyal çekişmeler tezahür etmemişken, bir sebepten dolayı Kâ- bil’in Hâbil’i öldürmesi meselesidir. Ayrıca Kâbil Hâbil’i öldürdükten sonra Rab kardeşin Hâbil nerede diye sorduğunda Kâbil’in, “Bilmi yorum, ben kardeşimin bekçisi miyim?” şeklinde cevap vermesi, üç ayrı günahın bir arada yaşandığını göstermektedir. Kardeşin kardeşi öldürmesi, öldüren kardeşin yalan söylemesi ve bencilce davranması ve üçüncüsü de Yahudi neslinin katilin kanalıyla devam etmesi. Ne var ki bu Kutsal Kitap anlatılarının birer tarihî gerçek olup olmadığı sorunu, çetin ve derin tartışmalara neden olurken modern dönemlere yansımaları farklılıklar göstermektedir. 1948 yılında İsrail devleti kurulduktan sonra başlayıp günümüzde de farklı boyutlarda sürdü- rülen şiddet uygulamaları, kimi siyasi ve dinî otoritelerce kutsal metinler referans gösterilerek meşrulaştırılmakta, haklı gösterilmekte ve savunulmaktadır. Bu uygulamalar, dışarıdan bakanlar için her ne kadar insanlık dışı olarak görülse de, kendi bakış açılarına ve inanışlarına göre bunlar birer kutsal ihlal mesabesinde algılanmaktadır.

KAYNAK: fetva.diyanet.gov.tr/YayinlarPDF/10.pdf

One Comment

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica