mhp-suriye-ateş-topuna-döndüSuriye ateş topuna döndü, İç siyasi gelişmelere paralel olarak dış politikanın da enkaz yığınına döndüğünü itiraf ve kabul etmekten başka şansımız kalmamıştır. Yunanistan iflasın sınırındadır. Suriye ateş topuna dönmüştür. Irak felaketin ortasına sürüklenmiştir. Balkanlar diken üstünde, Kafkaslar barut fıçısıdır. Türkmeneli’nde, Suriye’de, Doğu Türkistan’da soydaşlarımızın kanı dökülmekte, yaşama hakları ellerinden alınmaktadır. AKP hükümeti ise sonuçsuz güvenlik toplantılarıyla vakit geçirmesinin yanı sıra atıl ve acizdir.

Çevremizde facia boyutunda insanlık suçu işlenmektedir.

Bir yanda PYD terörü, diğer yanda IŞİD caniliği Türkiye’nin güvenliğini risk ve tehlikeye atmaktadır.

Sınırlarımızın hemen dibinde vahşi ve kanlı bir çekişme yaşanmaktadır. Milli bekamız için alarm zilleri çalmaktadır.

Kürdistan’ın kurulması konusunda yoğun bir rekabet ve mücadele sahnelenmektedir.

PKK-PYD’nin Suriye’nin kuzeyindeki Tel Abyad’ı ele geçirmesiyle Akdeniz’e uzanan bir koridor açma girişimi Türkiye’ye çok açık bir düşmanlık olarak değerlendirilmelidir.

2014 yılı Ocak ayında ilan edilen sözde 3 PYD özerk kantonundan doğudaki Cezire ve Kobani, Tel Abyad’ın PYD tarafından alınmasıyla birleşmiştir.

Şimdi de en batıda, Hatay ve Kilis sınırlarına yakın Afrin özerk kantonunun bunlarla eklemlenmesi söz konusudur.

Tehlike had safhadadır.

IŞİD ile PYD arasında bize göre bir fark yoktur.

İkisi de terör örgütü, ikisi de cinayet şebekesidir.

Komşu coğrafyalarda etnik ve mezhep kutuplaşması gittikçe derinleşmektedir. Bu durum felaket habercisidir.

PYD-PKK terörü etnik temizlik yapacak kadar gözü dönmüştür.

Türkmen kardeşlerimiz yuvalarından ve yurtlarından çıkarılmaktadır.

Suriyeli sığınmacıların sayısı her geçen gün çoğalmakta, ülkemizin hazmetme kapasitesini zorlamaktadır.

Türkiye her bakımdan kuşatma altındadır.

Ve bugünkü yangının yegane müsebbibi Erdoğan’ın hayalperestliği, AKP’nin çökmüş dış politikasıdır.

Esad veya IŞİD tehdidi sonlansa bile tehdit azalmayacaktır.

IŞİD’in çekildiği alanların demografik yapısıyla oynayan hainler Türkiye’nin sabrını zorlamaktadır.

Suriye’de PYD eliyle devreye alınan Kürt koridoru planı Türkiye’nin toprak bütünlüğüne ve milli varlığına açık bir saldırı olarak ele alınmalıdır.

Yanıbaşımızda terör devleti kurma çalışmaları ülkemize meydan okumaktır.

İster mevcut hükümet, isterse de kurulacak yeni hükümet olsun, Türkiye’nin milli çıkar ve emniyetini tehdit eden gelişmelere sessiz ve seyirci kalamayacaktır.

Aksi bir tavır vatana ihanetle eşdeğer olacaktır.

Gündemde TSK’nın sınır ötesinde bir güvenlik kuşağı oluşturmasıyla ilgili görüş ve arayışlar vardır.

IŞİD stratejik özelliği bulunan Mare Hattı’nı hedef almıştır.

Türkiye-Suriye hattındaki sınır kapılarının sadece birisi Esad’ın kontrolündeyken, diğerleri muhaliflerin, PYD ve IŞİD’in elindedir.

PYD tek başına 6 sınır kapısına hâkimdir.

AKP iktidarı bu sınır kapılarından Fırat’ın batısındaki Öncüpınar ve Cilvegözü’nün de IŞİD’in eline geçeceğine dikkat çekerek, bunun gerçekleşmemesi TSK’dan her türlü tedbiri almasını istemiştir.

Buna karşılık TSK’nın yeni hükümetin kurulmasını bekleme eğiliminde olduğu ya da yazılı emir beklediği haberleri medyada yer bulmuştur.

Bir diğer yaklaşım da, IŞİD mevzilerinin vatan topraklarımızda konuşlanmış uzun menzilli fırtına toplarıyla veya havadan vurulmasıdır.

AKP zihniyeti hala Suriyeli muhaliflere destek vermenin derdindedir.

Oysaki Türkiye’nin bekası, Suriye’nin toprak bütünlüğü tüm gruplar tarafından rencide edilmektedir.

Milliyetçi Hareket Partisi bugünleri çok önceden görmüş, hükümeti defalarca uyarmış ve ne kadar haklı olduğu da böylece ortaya çıkmıştır:

kaynak: mhp web sitesinden alınmıştır