Osmanlı Siyasî Mirası | |

Osmanlı Siyasî Mirası

Osmanlı Siyasî Mirası ve Erken Cumhuriyet Döneminde Demokratik Alt Yapının Tesisi Süreci Osmanlı Devleti’nde modernleşme hareketleriyle birlikte, siyasî modernliğin temel yapı ve söylemleri de iktibas edilmeye başlanmıştır. Bununla beraber, geleneksel yapı ve aidiyet biçimlerinden modern dönemlerin kazanılmış kimlik ve istikrarlı kurumlarına geçiş sürecine tekabül eden Osmanlı modernleşme süreci, Türk demokrasinin merkezî ayağını teşkil eden siyasî kültürümüzün temellerinin de atılmaya başlandığı bir dönemin ifadesi olmuştur.

ne-yaziktir-ki-bu-donemde-heyet-i-mebusan-ve-heyet-i-ayan-olarakTanzimat Fermanı’nın ilanını takip eden devre, esasen, günümüz demokrasilerinin belirleyici öznelerinden birini ifade eden siyasî katılmanın ve bu süreci mümkün kılan kurumsal yapıların oluşmaya başladığı bir dönüm noktası olma vasfını haizdir. Tanzimat Fermanı’nın ilanından önce varolan ve meşveret geleneğinin yeni bir yapı içindeki devamı sayılabilecek1 Meclis-i Valâ-ı Ahkâm-ı Adliye ve Şûrayı Bâb-ı Âli gibi kurumların danışma işleri ötesinde fazlaca bir işlevleri bulunmamasına karşın, Tanzimat ertesinde kurulan Muhassıllık, Vilayet ve Kaza Meclislerinin sağlamış olduğu temsil ve katılım ortamı sayesinde Osmanlı- Türk toplumsal ve siyasî hayatında ciddî bir dönüşüm hasıl olmuştur.

Yazılı ve evrensel hukuk kurallarının toplumsal hayatı biçimlendirici tesirlerinin ortaya çıkmasını ifade eden idarî anlamda bir merkezîleşme ve bunun doğal uzantısı olarak görülebilecek toplumsal bütünleşmenin gündeme gelmesiyle birlikte, Osmanlı siyasî hayatında varolan egemenlik ilişkilerinin meşruiyet tanım ve zemini de değişmeye başlamıştır.

Türk demokrasisinin ilk kurumsal nüvelerini meydana getiren meşruiyet tanımlamasındaki bu değişim, 1876’da Meşrutiyet’in ilan edilmesiyle birlikte iyiden iyiye su yüzüne çıkmaya başlamıştır. Ancak altı çizilmelidir ki, 1876 Anayasası halkın siyasî karar alma süreçlerine katılımını mümkün kılacak bir amaçtan ve siyasî karar verme noktasındaki yöneticiler üzerinde halk tarafından yapılabilecek bir denetimi sağlayacak bir toplumsal bilinçten tam anlamıyla beslenememiştir.

Ne yazıktır ki, bu dönemde Heyet-i Mebusan ve Heyet-i Ayan olarak ikili bir yapıda kurulan Meclis-i Umumî, 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşının çıkması sebebiyle demokratik bir rejimin kurulmasına ve işlemesine esaslı bir katkıda bulunamadan tehir edilmiş ve ilk Osmanlı Anayasası da bu suretle yürürlükten kaldırılmıştır. Meşrutiyet’in 1908 yılında yeniden ilan edilmesini takip eden süreçte uzun yıllar boyunca kapalı kalmış olan meclisinin açılması ve askıya alınan anayasanın tekrar yürürlüğe girmesiyle, siyasî kanallara meşru katılımı ifade eden temsiliyet ilkesinin kurumsal temeller üzerinde yükselmesi yönünde bir adım atılmıştır. Bu yeni ortam sonucunda siyasî partilerin kurulmasına imkân tanınarak seçimlere katılmalarına müsaade edilmiş ve böylece ilk defa siyasî parti merkezli bir temsiliyet olgusu, Osmanlı-Türk toplumunun siyasî pratikleri içine dahil edilmiştir.

 

kaynak:

Ersin Kalaycıoğlu ve Ali Yaşar Sarıbay; “Tanzimat: Modernleşme Arayışı ve Siyasal Değişme”, Türkiye’de Siyaset: Süreklilik ve Değişim (Der.) Ersin Kalaycıoğlu ve Ali Yaşar Sarıbay içinde, İstanbul , s.31

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica Flag Counter