MHP Neden Evet Diyor?

Elazığ bin yıllık hatıra ve mirasın kardeşlikle yoğrulmuş diyarıdır. Burada ekmek bölüşüldü, sadakat büyütüldü, acı ve sevinçler paylaşıldı. Bir millet olmanın ihtişam ve iffeti gururla yaşatıldı. Ama bölücülüğe izin çıkmadı.

Parçalanmaya ruhsat verilmedi. Etnik ve mezhep ayrımcılığına müsaade edilmedi. Kürt kökenli kardeşlerim Türkiye dedi. Zaza kökenli kardeşlerim millet varlığına bağlandı, buna inandı. Bozguncular Elazığ’da hüsranla tanıştı. Kavga arayanlar Elazığ’da kabusla uyandı. Elazığ’ın yolu hak yolu, yeri ecdat yurdudur. Bu topraklarda düşman tutunamaz. Bu topraklarda nifak yaşayamaz. Yaşatmak isteyenin Elazığ dünyayı başına yıkar, aleme rezil eder.Gakgoşlar dost canlısıdır, babacandır, sözünün eri, milletinin neferidir.

…Ve de sistem tartışmalarıyla, bundan kaynaklı özellikle 10 Ağustos 2014’den bu tarafa süren kutuplaşma ve anlaşmazlıklarla daha fazla mesafe alamaz.

Türkiye’yi kaybedebiliriz dedik, uzlaşma çağrısı yaptık.

Devleti ve vatanı kaybedebiliriz dedik, hükümet etme sistemindeki tıkanıklık ve kilitlenmeyi açalım istedik.

Önce ülkem ve milletim, sonra ve partim ve ben anlayışıyla hareket ettik, sorumluluktan kaçmadık.

7 Ağustos Yenikapı ruhuna bağlı olduğumuzu gösterdik.

Sonunda Adalet ve Kalkınma Partisi’yle 18 maddelik anayasa değişikliği üzerinde anlaştık.

Çarpıtmalara, çarpık kafalara, aramızdan çıkan çürüklere bakmayın, ilkelerimizden taviz vermedik, ülkülerimizden ayrılmadık.

15 Temmuz FETÖ felaketinden sonra siyasetin ve ülkenin beliren, tehiri imkansız ihtiyaçlarına gözümüzü kapatmadık, sırtımızı dönmedik.

Sistemin yeniden inşasını zorunlu gördük.

Bunun da milli bir mutabakat kapsamında olmasına özen gösterdik.

Tüm dünya üzerimize gelirken, çatışıp ayrı düşemezdik.

İşte görüyorsunuz, Hollanda, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinin yaptıklarını.

Hollanda 16 Nisan Referandumundan korktu, cephe aldı.

Türk milletinin iradesiyle sistem değişikliği yapmasından rahatsız olan ırkçı, Türk ve İslam karşıtı blok olmadık tahammülsüzlükler gösterdi.

Dışişleri Bakanımızın uçuş iznini iptal ettiler.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı bir hanım kardeşimizi zor ve cebir kullanarak aracına hapsettiler, ardından ülkeden çıkardılar.

Hollanda yönetimi, bu ülkede hayat ve varlık mücadelesi veren vatandaşlarımızın üzerine atlarını sürdü, itlerini saldı.

Biliniz ki, 16 Nisan’da Türkiye’de sistem değişecek, Avrupa’da ise tahtlar sallanıp rejim değişikliklerinin ilk kıvılcımı çakılacaktır.

Bu yüzden monarşik yönetimler huzursuz ve sancılıdır.

Hükümetler şaşkın ve şuursuzdur.

Avrupa’nın demokratikleşmesi, insan hak ve özgürlüklerine saygı duymayı öğrenmesi yakındır, 16 Nisan’dan sonra kaçınılmaz bir şekilde gündeme gelecektir.

Hollanda’da yapılan seçimler ırkçı ve Türkiye düşmanlarının yüzlerini kızartmış, okkalı bir ders vermiştir.

İnanıyorum ki, yürüyüşümüzün önüne taş koymak isteyenler 16 Nisan’da kaybedecektir.

Ay yıldızlı al bayrağımız Gakgoşların ilelebet gönlündedir.

Vatan Gakgoşların namusuna emanettir.

Zira Arap Baba’nın kutlu vasiyeti budur.

Balak Gazi’nin asırları aşıp gelen güçlü iradesi de bu şekildedir.

Harput’a bakan Kömürhan Köprüsü yalnızca iki yakayı birleştirmez, aynı zamanda birlikte yaşama ülküsüne de destek verir.

Elazığ fedakarlıkta hiç sınır tanımamıştır.

Ancak bugün kardeşliğimizi kıskananlar çok sayıdadır.

Elazığlının kaynaşma ve kucaklaşmasını çekemeyenler kara kampanya peşindedir.

Türk ve Türkiye düşmanları devrededir.

Karşımızda çok çetin bir oyun sahnededir.

Bu oyun acımasız, vahşi ve ahlaksızdır.

Küresel komplonun hedefinde Türk milleti vardır.

Bu nedenle terör örgütleri kışkırtılmaktadır.

Bu nedenle tehditler yoğunlaşıp derinleşmektedir.

Türkiye kuşatma altındadır.

mhp-neden-evet-diyor

Yıkım müteahhitleri, sanal sorun mucitleri taarruzdadır.

Bin yıllık kardeşliğimizden rahatsız olan mihraklar içimizde ve çevremizde kanlı nöbettedir.

Dikkat ediniz, 20 Temmuz 2015’den bu tarafa vatan ve millet uğruna toprağa düşen şehit sayımız bin 137’dir.

PKK saldırmaktadır.

Lice, Kulp, Genç üçgeninde günlerdir üstün bir mücadele sergilenirken, maalesef şehadet haberleri de alınmaktadır.

Artık hainlerin kökü kazınmalı, inleri, saklandıkları delikleri yerle bir edilmelidir.

Bunun yanında İblisin yeryüzü garnizonu olan IŞİD gözü dönmüşçesine kan dökmektedir.

Kahraman Mehmetçiğin El Bab’ta 182 gün boyunca destan yazarak IŞİD’i söküp attığına millet ve Elazığ şahittir.

PYD-YPG ise sınırlarımızın hemen dibinde, küresel güçlerin himayesiyle dört parçalı Kürdistan için tuzak kurmaktadır.

Menbiç teröristlerin tasallutunda, Rakka tutsaktır.

Bu cinayet çetelerinin en şerefsizi, en adisi, en sinsisi olan FETÖ 15 Temmuz’da silaha sarılmıştır.

FETÖ, son haçlı akınına komuta eden barbarlardan, Türkiye’yi işgal emrini alarak 15 Temmuz akşamı harekete geçmişti.

Bunlar şerefli Türk askerinin kamuflajı içine saklandılar.

Bunlar din ve diyanet istismarıyla batıla hizmet edip, küfrün yanında hizalandılar.

Bunlar ki, yaratılmışların en aşağısı, en aşağılığı, en alçağı olarak milli hafızadaki kirli yerlerini aldılar.

FETÖ, Anadolu’yu ele geçirmek maksadıyla yüzyıllardır pusuda bekleyen muhasım odakların, müstevli emellerin kızgın maşası, karanlık parçasıdır.

Savaş uçaklarımızı gasp edip tepemizden bomba attılar.

Helikopterlerimizi kaçırıp üzerimize kurşun yağdırdılar.

Milli birliğimizi çözmek, milli bünyemizi çürütmek istediler.

Askeri askere, askeri polise, polisi askere kırdırıp iç savaşa hizmet ettiler.

Türkiye böylesi bir ihaneti hiç görmedi.

Türk milleti böylesi bir zillete hiç düşmedi.

Hiç kuşkunuz olmasın, 15 Temmuz bir Haçlı operasyonuydu.

Planlaması ise Pensilvanya’daki hoca kılıklı hain ve arkasından itekleyip kumanda eden güçler tarafından yapılmıştı.

Cüzdanlarına bir dolar koyup baylockla haberleşen, himmet kuyruğuna girip aziz milletimizin kuyusunu kazmaya yeltenen şerefsizlere Türk milleti boyun eğmedi.

Tankın önüne millet iradesi sere serpe yattı.

248 şehit vermek pahasına, masum kardeşlerimiz kurşunların karşısına inançla çıktı.

Darbe teşebbüsüne 80 milyon direndi.

FETÖ şiddeti sürerken, IŞİD, PYD-PKK sınırlarımızdan içeri sızıp işgali tamamlamak için fırsat kolluyorlardı.

Bu, kolektif bir istila denemesiydi.

Bu, görev dağılımı küresel cinayet merkezlerinde yapılmış Türkiye’yi yok etme girişimiydi.

Birbirimize düşecektik.

Birbirimize kıyacaktık.

Devlet kaybedecektik.

Milletten ve vatandan olacaktık.

Lanetli senaryonun özü buydu.

Düşününüz, Ankara’nın ışıkları sönmüş, yalnızca ihanetin dehşet ateşi yanıyordu.

Genelkurmay karargahı teslim alınmış, kuvvet komutanları derdest edilmişti.

Özel Kuvvetler, Polis Özel Hareket, MİT ve diğer emniyet binalarıyla birlikte TBMM, Cumhurbaşkanlığı yerleşkesi saldırıya uğramıştı.

Milliyetçi Hareket Partisi ise Ankara’nın göbeğinde, haine, zalime, katile meydan okuyarak korkusuzca ayakta, vatan görevinin başındaydı.

O geceyi herkes, hepimiz yaşadık.

İftiharla söylemek isterim ki, şehadete inanmış, ölüme kafa tutmuş, esaret altında yaşamaktansa kendini feda etmeye hazır millet evlatları paralı cellatlara hayatı zehir etmiştir.

El mi yaman Elazığ mı yaman tüm dünya görmüştür.

Elbette Türk milleti istiklaline sahip çıktı.

Elazığ tarihsel haklarını çiğnemek isteyen zebanilerin nefesini kesti.

Türkiye uçurumdan el birliğiyle kurtarıldı.

İsyan bastırıldı, istila püskürtüldü.

Dedik ki, Türkiye ipten alındı.

Dedik ki, millet ve devlet bekası muazzam risk ve tehditlerin hedefinde.

Dedik ki, Türkiye bu şekilde gidemez.

Ve de sistem tartışmalarıyla, bundan kaynaklı özellikle 10 Ağustos 2014’den bu tarafa süren kutuplaşma ve anlaşmazlıklarla daha fazla mesafe alamaz.

mhp.org.tr

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Elazıg miting konuşmasından alınmıştır

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica Real Time Web Analytics