Hunlar Zamanında Türk Milleti – Türk Budunu

Hunlar Zamanında Türk Milleti - Türk BudunuHunlar Zamanında Türk Milleti, Türkler, tarih sahnesine Orta Asya’da büyük Türk devlerini kuran Hunlar ile girer. Hunların ilk Hakanları Teoman ve onun oğlu Mete Han yani Oğuz Kağan’dır.  Hunlardan önceki çağ, Türklerin tarih öncesi çağı olarak nitelendirilir. Çin kaynaklarında da dahil olmak üzere VI. asırdaki Göktürkleri Hunların devamı olarak göstermektedir.  Mete Han ile Hunlar, Büyük Türk Hakanlığını dünya ölçüsünde bir devlet derecesine yükseltmişlerdir. Mete’nin M.Ö. 177 deki seferinde Hazar denizine Avrupa kapılarına kadar ulaşması onu yakın Doğunun da alakadar olduğu bir şahsiyet yapmıştır. Bu çağda Türk Hakanlığının Ulaştığı genişlik İran, İskender ve Roma imparatorluklarını geçmiştir. Mete Han strateji bakımından, Kirus, İskender ve Sezar’dan üstün kabul edilmektedir. Bunun başlıca sebeplerinden biriside hiç birisi Mete Han gibi dünya çoğrafyası üzerinde geniş askeri hareketlere girişememesidir. Mete Han’ı kuzeye vardığında buzular, güneye vardığında Himalayalar, doğuya vardığında Büyük Okyanus batıda geldiğinde ise Hazar ve Urallar durdurabilmiştir. Mete Han kendisi gibi tahta 35 yıl kalan torun’u Kün Yabgu Hun dönemi Türklüğün en büyük ve ileri gelen teşkilatçılarıdır. Onların uyguladığı taktik ve devlet yönetme sistemi sayesinde Türklerin 20 milyon km kareyi aşan devasa büyüklükteki bir imparatorluğa sahip olmuşlardır. Hunlar 436 yıl egemenliklerini sürdürdüler. Osmanoğulların dan sonra Türk tarihinde iktidarda en uzun kalan hanedan Hunlardır. Bir çok Avrupalı tarihçide dünya tarihinde Hunları sadece Osmanlı ile mukayese edebiliyordu.

Hunlar daha önce Türk kabilelerinde dağınık kültür merkezleri teşkil eden Türk kavim ve topluluklarını hem kavim hem de kültür olarak birleştirdi. Bu yüzden Türk milletinin millet halinde ilk ortaya çıkmasında büyük pay sahibi oldular. Arkeolojik keşifler özellikle son yıllarda Orta Asya’da çok bol çeşitli İran ve Çin eşyası ortaya çıkardı. Bu da Hunlar döneminde ticaret münasebetini gösterir. Bu dönem Türkler’i  Uzak Doğu ve Yakın Doğu kültürleri arasında teması sağlamak bakımından da insanlık tarihine hizmet ettiler. O dönem deki  dünya nın uzak uçları arasında oluşan kültür alış verişine zemin hazırladılar. “İpek Yolu” Orta Asya dan geçtiği için transit ticareti Türkleri çok zenginleştirmişti.

Hunlar döneminde Türklerin başında insime “Yabgu” denilen büyük bir Hakan bulunuyordu. İnanışlarına göre Yabgu Gök Tanrının yeryüzündeki vekiliydi. Devlet ve ordu teşkilatı mükemmeldi. Kahramanlık ve savaşçılık hayatın en büyük ideali ve onur kaynağı sayılırdı. Kahramanlara Alp denirdi.

attila-hun-turkHunlar döneminde de Türklerin nüfusu inanılmaz derecede büyüdü. Altaylardan sonra Tanrı Dağları bölgesi, Sibirya ve Baykal Gölü çevresi  tamamen Türkleşti. Bu bölgelerde ikamet eden Moğol kabileleri doğuya doğru itildi. Türklerde ilk çekik gözlülük de bu dönemde Moğol kabileleri ile karışma sonucu ortaya çıkmıştır. Hunlar döneminde kalan iskelet  incelenmesi sonucu bu kanıya varılmıştır. Bu karışma Baykal Gölü ve Yenisey Vadisi çevresinde meydana geldi . Altaylardaki Türkler hala eski Türk tipini muhafaza etmektedir.

Bu dönem sanatı, Karadeniz in kuzeyinden Büyük Okyanus kıyılarına kadar egemen bir sanat derecesine yükseldi. Türk kavimlerinin icra ettiği sanatlar arasında üslup birliği oluştu ki bu büyük bir imparatorluk olmanın verdiği nimetlerden sadece biridir. Vahşi hayvanların mücadelelerini işleyen tunç eserler, çağın karakteristik Türk sanat ürünleridir. At güreşi sahneleri, yalnız bu dönem eserlerinde görülür. Deve kaplanların mücadele sahneleri de sık sık ele alınmıştır.

Hun kurgan mezarları Selenge ırmağı yakınlarında Noyun-Ula dağlarında bulunmuştur ve bol sanat eseri vardır bu mezarlarda. Bu kurganlardan 5 tanesi, Hun imparatorluk prenslerinin mezarlarıdır. Altaylar’ da da bu dönemden kala prens mezarlarında Türk iskeletleri ve kılıçları bulunmuştur.  İskeletlerin boy ölçüm ve incelemeleri yapıldığında boylarının 1.80 civarında olması Türklerin uzun boyluluğunu göstermektedir.

Hunlar döneminde Türkler Kore den Macar ovasına kadar çok geniş bir alana sulh, refah getirdiler. Mete Han Çin imparatoruna yazdığı bir mektupta, hakimiyetinde bulunan çeşitli kavimlerin kudretli bir imparatorluğun sağladığı bütün nimetlerden faydalandıklarını, sulh ve saadet içinde yaşadıklarını, bilhassa belirtmeye önem ve dikkat etmiştir.

Türk devletini büyük bir imparatorluk haline getiren Mete Han, Türkler tarafından “Oğuz Kağan”  adıyla unutulmaz addedilmiştir. Türk milletinin müşterek eseri olan Oğuz Kağan Destanın da Mete nin Çin’e, Hind’e, Avrupa kapılarına, Kuzey Asya’nın buzlu ülkelerine kadar uzanan fetihleri terennüm edilmiştir.  Bu destanda Türklüğün bütün hususiyetleri işlenmiştir.  Destanın sonunda Oğuz Han ölüm döşeğinde oğullarına şu sözleri söyler; “Ey oğullar, ben çok savaş yaşadım. Çok savaşlar gördüm. Çok ok attım. Çok ata bindim. Düşmanlarımı ağlattım. Dostlarımı güldürdüm. Gök Tanrı’ya  borcumu ödedim. Sizlere yurdumu emanet ediyorum.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

+ eighty seven = ninety two