Hristiyanlık ve Kutsal Savaş |

HRİSTİYANLIK VE KUTSAL SAVAŞ

Bizans İmparatoru Konstantin’e (ö. 337) kadar Hristiyanlar, tarihsel olarak şiddete yönelmemiş, eylemsizlik sergilemiş ve inancın yayılması için ölümü göze almışlardır. Ancak Hristiyanlık, Bizans devletinin resmî dini kabul edilip sistem içerisinde temsil edilmeye başlanınca kilise babaları din-şiddet ilişkisinde “haklı savaş” veya “kutsal savaş” görüşünü mevcut çelişkinin çözümü için bir çıkar yol olarak sunmuşlar ve bu anlamda Aziz Augustine (ö. 430), Tanrı’nın emriyle savaş yapılabileceğine onay vermiştir. Zamanla kutsal savaş, yani kilise çıkarları için savaş, sadece hoşgörü ile karşılanmakla kalmamış, hatta arzu edilir bir şey olmuştu. Papa IV. Leo (ö. 855), 9. yüzyılın ortalarında, kilisenin müdafaası için savaşta öldürülen herkesin semavi bir ödüle kavuşacağını (cennete nail olacağını) ilan etmişti. Daha sonra Papa VIII. Yuhanna (ö. 882) kutsal bir sava- şın kurbanlarını ‘martyrlerle/şehitlerle’ aynı derecede saymış; eğer bunlar silahlı olarak savaşta hayatlarını kaybederlerse, günahlarının affolunacağını dile getirmişti. Fakat buna karşılık bu askerin temiz kalpli olması gerekliydi. Papa I. Nicolaus, Kilise tarafından günahları sebebiyle mahkûm edilmiş olanların, inançsızlara karşı savaşlar-

136 Alexander Carson, Baptism in its Mode and Subjects, American Baptist Pub. Society, US 1857, 333.
137 Dante Alighieri, The Divine Comedy, trans. Henry Wadsworth Longfellow, Ticknor and Fields, Boston 1867, 346.

dan başka yerlerde silah taşıyamayacaklarını duyurmuştu.138 Buna göre inançsızlarla savaşmak ya da bu savaşlarda ölmek, günahların affedilmesi anlamına geliyordu. Bütün bunlara bağlı olarak gelişen Hristiyanlıktaki şövalyelik, azizlik ve şehitlik kültleri tamamen Hristiyan savaş geleneğinin sonuç- larıdır. Ortaçağ Hristiyan Batı toplumu bu anlayışlar üzerine bina edilmiş ve yüzyıllarca bu manevi güdülerle insanlar savaşlara katılmışlardır. Bunun bir uzantısı olarak din adamları, Hristiyanlık ve krallar için savaşanların, özellikle maddi bir beklenti gütmeden, sırf din uğruna ölmenin kişiyi “şehit” kılacağını ve cennete götüreceğini teşvik ve tavsiye etmişlerdir.139 1095’in Kasım ayında yaptığı Haçlı seferleri çağrısında Papa II. Urban’ın kullandığı slogan “Deus vult” (Tanrı böyle istiyor!) idi. Bu slogan bilahare Haçlıların meydanlarda savaşırken motivasyon aracı olarak kullandıkları bir söyleme dönüşmüş, “Tanrı böyle istiyor!” haykırışlarıyla kılıç sallamışlardır.140 Katolik inancına göre ‘Deus vult’ diyen Papa da yanılmazdı ve bunu Kutsal Ruh aracılığıyla söylemişti. Daha sonraki dönemlerde Avrupa’da baş gösteren kiliseler arası savaşların da, taraflarca ‘haklı’ savaş olarak değerlendirilmesi birçok yeni teorinin ortaya çıkmasına neden olmuş, kiliseler birbirine karşı savaşlarını haklı savaş gibi görmüş, bu da şiddet atmosferinin yeşermesine yol açmıştır.141

138 Steven Runciman, Haçlı Seferleri C. I, (ed.), Tanıl, Yaşar, Nokta Kitap, İstanbul 2005, 85-87; Laura Sjoberg, Gender, Justice, and the Wars in Iraq: A Feminist Reformulation of Just War Theory, Lexington Books, USA 2006, 22.
139 Albrecht Noth, Müslümanlıkta ve Hıristiyanlıkta Kutsal Savaş ve Mücadele, çev. İhsan Çatay, Özne Yayınları, İstanbul 1999.
140 Ronald L. Johnstone, Religion in Society, New Jersey 2004, 118.
141 Sjoberg, Gender, Justice, and the Wars in Iraq, 22.
KAYNAK: fetva.diyanet.gov.tr/YayinlarPDF/10.pd

 

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica Flag Counter