Devlet ve Siyaset Adamı – Mehmet Niyazi

Farslar, “Türkiye milyonluk ordular beslesin, biz yüz yılda iki devlet adamı yetiştirelim” derler. mehmet-niyazi-özdemirİran‘ın haritasına bakınca bu sözün pek de yanlış olmadığını görürüz. Kuzeyde Hazar Denizi, güneyde Basra Körfezi; uçsuz bucaksız bir ülke. Nüfusu karmakarışık; büyük bir çoğunluğu Azeri Türkü, Farslar, daha pek çok irili ufaklı topluluk. Demografik yapıları bir devlet kurmaya uygun değil, elde bir mezhepleri var; onunla ülkeyi ve çevresini kontrol ediyorlar. Muhammed Esed’in ‘Mekke’ye Giden Yol’ adlı eserini okuyanlar İran’ın durumunu daha iyi anlayabilir. Aslında Farsların bu sözü bana göre gerçeği yansıtmamaktadır; zira ordu bir milletin en önemli unsurlarından biridir, millet hakimiyetinin gözbebeğidir. Ona değer vermeyenlerin büyük devletler kurduğu görülmemiştir.

Bazı milletler hiç devlet kurmamışlar, kurmayı da düşünmemişlerdir; mesela Yahudiler iki bin yıl devletsiz hayatlarını idame ettirmişlerdir. Türkler, ne dikkat çekicidir ki nerede devletleri yıkılmışsa orada iki yüz yıl içinde varlıkları da silinmiştir. İçgüdüsüyle devletimizin hayatımızdaki önemini kavrayan milletimiz onu duasından eksik etmemektedir. Elbette bu özelliğimizin sosyal ve tarihî sebepleri bulunmaktadır.

1877-78 Osmanlı-Rus Harbi’nde, Ruslar Yeşilköy’e kadar gelmişlerdi. Diplomatik yollarla onları tekrar Tuna’nın ötesine attığımız ve bu hadise tarihteki ender vakalardan biri olduğu halde atalarımız ‘kâht-ı rical’ tabirini kullanmışlardır. Herhalde bugünleri görselerdi, bizlerin hayal edemeyeceği deyimleri bulurlardı.

Cumhuriyeti kurarken, Doğu medeniyetinden Batı medeniyetine geçebilmek amacıyla olsa gerek, tarihimize sırt çevirdik. Ama bazı müesseseleri yine de Cumhuriyet’e taşıyabildik; bunlardan biri de Enderun karşılığı olan başkentteki Siyasal Bilgiler‘dir. Ne yazık ki bu kurum da yeterli sayıda devlet adamı yetiştirememiştir.

Devlet adamı sadece iktidarda bulunanlar için gerekli değildir; muhalefetteki partiler de her an iktidara gelebileceklerini hesap ederek devleti tanıyan, milletlerarası teamülleri bilen insanları bulmalı, hatta bu vasıflarla teçhiz edilecek insanları yetiştirmelidir; zira devlet adamı bir günde yetişmez.

Son dönem tarihimize bakınca sayısız siyasetçi, sadece birkaç devlet adamı sayabiliyoruz. Bugün milletçe bir noktaya gelmişsek, o devlet adamlarına çok şey borçluyuz. Milletimizin yetenekleriyle orantılı olarak istenilen yerde değilsek, bunda siyaset adamlarımızın pek büyük vebali vardır.

Devlet adamı ile siyasetçi arasındaki farkı en güzel şekilde eski Yunan’dan beri sürüp gelen; ‘Devlet adamı gelecek nesli, siyaset adamı gelecek seçimi düşünür‘ sözü ortaya koymaktadır. Devlet adamının gözünde siyasi geleceğin önemi yoktur; onun bütün hesapları yetişen nesilleri daha ileri götürmeye dairdir. Bilgi çağında yaşıyoruz, nüfusumuzun büyük bölümü genç, eğitilmeleri, bilgilendirilmeleri gerekir. Fakat gerekli altyapıya, yeterli sayıda ve nitelikli öğretim üyesine sahip olup olmadığını hiç hesaba katmadan siyasiler bölgelerinde üniversite veya yüksekokul açma derdindeler.      Demokrat Parti döneminde Trabzon milletvekili olan Osman Turan, bölgesinde açılması planlanan teknik üniversiteye karşı çıkar; Meclis kürsüsünden üniversitenin ne olduğunu, ilimde seviyenin önemini, cahil diplomalıların vereceği zararları uzun uzun anlatırken sadece doğru bildiklerini aktarıyordu, seçmenlerinin ne düşüneceği onun için önemli değildi.

Demografik yapımız, demokrasi tecrübemiz komşularımızla mukayese edilemeyecek kadar sağlam; belki de her birinden fazla siyasetçiye sahibiz. Ümit edelim ki bunların arasından yeteri kadar devlet adamı çıkar da milletimizin karamsar yüzü güler.

Mehmet Niyazi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

+ sixteen = twenty five