Kabul edildiğine inanılan dualar

Kabul edildiğine inanılan dualar, Mü’min, usul ve adabına uygun olarak dua ettiği zaman duası kabul olur ve bunun faydasını ve etkisini dünya ve ahirette görür. Yüce Allah, ayetlerde dua edenin duasını kabul edeceğini bildirmektedir: َِذ َ ا دَع ِان ِ إ َاع ُ ِج ُيب َ د ْعَوَة ّ الد يب أ ٌ ِ ِ ِّن َي قر ع َب ِاد َي ع ِّن َي فإ َ َك ِ ل َ َِذ َ ا سأ َ وإ ُهْم َ يْر ُش ُد َون َّ َ َعل ْ ُيْؤِم ُن ِ وا بي ل ْ َي ْسَت ِج ُيب ِ وا ل َي ول َفل “Kullarım, sana benden sorarlarsa (onlara söyle): Ben (onlara) yakınım. Dua eden, bana dua ettiği zaman onun duasına karşılık veririm. O hâlde onlar da bana karşılık versin (benim çağrıma uysun)lar, bana inansınlar ki, doğru yolu bulmuş olalar.” (Bakara, 2/186) َ َف َاء َِذ َ ا دَع ُاه َ وَي ْك ِش ُف ّ السُ َوء َ وَي ْجَعُل ُك ْم ُ خل َ إ ْ ُم ْض َطّر َ ْن ُ ي ِج ُيب ال ّم َ أ ُر َون َ م َ ا تَذ ّك م َع ّ اللهَِ َ قِليلاً َ ٰ ٌه َ ِل إ َ ْر ِض أ أْ َ ال “Yahut dua ettiği zaman darda kalmışa kim yetişiyor da kötülüğü (onun üzerinden) kaldırıyor ve sizi (eskilerin yerine) yeryüzünün sahipleri yapıyor? Allah ile beraber başka bir tanrı mı var? Ne de az düşünüyorsunuz?” (Neml, 27/62)

Birinci ayette dua edenin duasının kabul edileceği, ikinci ayette ise darda ve sıkıntıda kalanın sıkıntısının giderileceği bildirilerek Allah’ın dualara icabet eden oldu- ğuna işaret edilmektedir. ُ َع ِاء َ َس ِم ُيع ّ الد َ َ رِّبي ل ِ ّن ا “Şüphesiz Rabbim duaları işitendir.” (İbrâhim, 14/39) َ َك َ سِم ُيع ِ ّن ّي َبًة إ َ ًة َ طِ ِ ّي َ ُد ْن َك ُ ذّر ل ِي م ْن ل َ ُه َ ق َال َ ر ِّب َ ه ْب ِ َ َ ا رّب ِ ّي ُ ه َن ِال َك َ دَع َ ا ز َكر ُ َع ِاء ّ الد “Orada (mihrapta) Zekeriyyâ, Rabbine; ‘Rabbim, bana katından temiz bir nesil ver. Sen duayı işitensin’ diye dua etmişti.” (Âl-i İmrân, 3/38) يب ٌ م ِج يب ُ ٌ ِ َ َ رِّب َي قر ِ ّن َ ْيِه إ ِل ت ُوبوا إ ُ َ َف ْ اسَت ْغ ِفُر ُوه ُ ثّم “O’ndan mağfiret dileyin, sonra O’na tövbe edin! Çünkü Rabbim yakındır, (duaları) kabul edendir” (Hûd, 11/61) anlamındaki ayetlerde ise Allah’ın “karîb (kullarına yakın)”, “semî’u’d-dua (duaları işiten)” ve “mücîb (duaları kabul eden)” olduğu bildirilmektedir. Peygamberimiz (s.a.s.) de; َ ُه َم ِ ا ص ْف ًرا َ ْن َ يُرّد َ ْيِه َ يَد ْيِه أ ِل َ ُجُل إ َِذ َ ا رَفَع ّ الر يم َ ي ْسَت ْحِيي إ ٌ ِ ٌّ َ كر َ ّ اللهََ َ حِيي ِ ّن إ ِ َخ ِائَب َتينْ “Allah, hayâ sahibidir, çok kerimdir. Bir insan iki elini kaldırıp kendisine dua ettiği zaman, o kalkan iki eli boş çevirmekten hayâ eder” (Tirmizî, De’avât,118; bk. İbn Hıbbân, Ed’ıye, No: 876; Hâkim, De’avât, I, 497) anlamındaki hadisi ile Allah’ın duaları kabul edeceğini beyan etmiştir.

Medineli müslümanlardan Ebû Ümâme adlı sahabîyi mescitte kederli bir şekilde otururken gören Resûlullah (s.a.s.), ona; “Namaz vakti değil, niçin mescitte oturuyorsun?” diye sorar. Sahâbî; “Üzüntülerim ve borçlarım sebebiyle buradayım, ey Allah’ın Resûlü!’’ diye cevap verir. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.s.); “Söylediğin zaman, Allah’ın üzüntünü ve borçlarını gidereceği bir dua öğreteyim mi sana?’’ der. Sahâbî; ‘’Evet, öğret ey Allah’ın elçisi!” karşı- lığını verir. Peygamberimiz (s.a.s.) de ona şu duayı öğretir ve akşam-sabah okumasını tavsiye eder: ِ ْ َك َسل ِ َ وال ْ َع ْجز م َن ال ُع ُوذ ِ ب َك ِ َ ْ ُحْزِن َ وأ ِ َ وال ْ َهّم م َن ال ُع ُوذ ِ ب َك ِ َ ِ ِّني أ َ إ ُهّم ٰ ّ َلل ا ِ َج ِال ِ ّ الر ِ َ وَقْهر َ ْين َ َبِة ّ الد م ْن َ غل ُع ُوذ ِ ب َك ِ َ ِ َ وأ ْ ُب ْخل ِ َ وال ْ ُجنْب م َن ال ُع ُوذ ِ ب َك ِ َ َوأ َْذَه َب ّ الل هٰ ُ َ ه ِّم َي وَق َض َى ع ِّن َي دْيِني ْ ُت ٰ ذِل َك َ فأ َق َال َ فَف َعل “Allah’ım! Kederden ve hüzünden Sana sığınırım, acizlikten ve tembellikten Sana sığınırım, korkaklıktan ve cimrilikten Sana sığınırım, borç altında ezilmekten ve insanların kahrından Sana sığınırım.” Sahabî; “Hz. Peygamberin öğrettiği duayı okudum; Allah da üzüntümü ve borçlarımı giderdi’’ demiştir. (Ebû Davud, Salat, 367) Sırf sözle yapılan bir dua ile çalışmadan borçlar nasıl ödenecek? Sahabîye öğretilen duanın cümleleri arasında; “Acizlikten ve tembellikten Allah’a sığınırım, diye dua et” sözünün bulunması bir mesajdır. Bu mesaj ile; “Ey Ebû Umâme! Üzüntülerin ve üzüntülerine sebep olan borçların, mescitte de olsa, oturmakla ortadan kalkmaz, acizliği ve tembelliği bırak, çalış, bu konuda Allah’tan yardım iste, harekete geç, borçlarını ödemenin yollarını ara, mescitte oturup beklemekle ne üzüntün, ne de borcun biter” demek istenmiştir. Dua bir ibadet ve bir zikir olduğu için dua eden mutlaka ilâhî emre uymuş, itaat etmiş ve sevap kazanmış olur. Dünya ile ilgili isteklerini yüce Allah, kulun yararına göre hemen verebileceği gibi bir müddet sonra da verebilir veya duasının karşılığı ahirete bırakılmış olabilir. Dolayısıyla, dünya hayatına yönelik talepleri karşılanmayan kişi, duam kabul edilmedi, dememelidir. Peygamberimiz (s.a.s.); dua edene yüce Allah’ın isteğini ya dünyada hemen vereceğini veya ahirette vereceğini ya da istediği iyilik kadar kötülü- ğün giderileceğini bize haber vermiştir: في َ ُه ِ َ ْن ُ يَع ّجَ َل ل َا أ ِ ّم َ ُه َ فإ اَ ْ اس ُت ِج َيب ل ّل ِ َم ِ ا م ْن َ ر ُجٍل َ يْد ُع ّ و الل هَٰ ِ بُد َع ٍاء إ ِ م ْن ُ ذُن ِوبِه ِ بَق ْدر َ َر َ ع ْنُه ِ َ ْن ُ ي َك ّف َا أ ِ ّم في ال آْ ِخَرِة َ وإ َ ُه ِ َ َخَر ل َ ْن ُ يّد َا أ ِ ّم ُ ْنَي َ ا وإ ّ الد هِ ْو َ ي ْسَت ْع ِجْل َ ق ُال َ وا ي َ ا ر ُس َول ّ الل ٰ َ ٍ أ ْو َ ق ِط َيعِة َ ر ْحم َ ٍ أ ِ ْثم َ ْم َ يْد ُع ِ بإ َم َ ا دَع َ ا ما ل لي َو َك ْي َف َ ي ْسَت ْع ِجُل َ ؟ ق َال َ يُق ُول َ دَعْو ُت َ رِّب َي فَم ْ ا اسَت َج َ اب ِ “Allah’a dua eden herhangi bir insan yoktur ki duası kabul edilmiş olmasın. Günah işlemediği, yakınları ile ilişkisini kesmediği ve isteğinde acele etmediği sürece Allah ona ya dünyada istediğini hemen verir veya isteğini ahirete bırakır ya da duası nispetinde günahlarını bağışlar. Sahabe, “Ey Allah’ın elçisi! Nasıl acele edilir? diye sordular. Hz. Peygamber, “Kulun, Rabbime dua ettim de duama icabet etmedi, demesidir” buyurur. (Tirmizî, De’avât, 13; bk. Müslim, Dua, 92) Aynı hadisin Hâkim’in Müstedrek adlı eserindeki rivayetinde; üçüncü şık; ا م ْثل م َن ّ السُ ِوء ِ ِ َف َ ع ْنُه ِ َْو َ ي ْصر ا “Ya da duası nispetinde ondan bir kötülüğü savar” şeklindedir. (Hâkim, De’avât, I, 493) Kabul olan duaları üç kısımda ele alabiliriz: 1. Bazı kimselerin yaptığı dualar, 2. Belirli zamanlarda yapılan dualar, 3. Belirli mekânlarda yapılan dualar. 1. Duası Kabul Olanlar Kur’ân’da ve hadis-i şeriflerde duası kabul edilenlerden bize örnekler verilmiştir. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz: a) Hz. Meryem’in Annesi İmrân’ın Duası İmrân, kızı Meryem için; ِ َ ِجيم َ َتَه ِ ا م َن ّ الشَ ْي َط ِان ّ الر ِ ّي ِع ُيذ َه ِ ا ب َك َ وُذّر ُ ِ ِّني أ َوإ “Onu (Meryem’i) ve soyunu kovulmuş şeytanın şerrinden sana ısmarlıyorum / Senin korumanı diliyorum” (Âl-i İmrân, 3/36) diye dua etmiştir. Yüce Allah, İmrân’ın duasını kabul ettiğini şöyle bildirmektedir: َا ِ ّي َ َه َ ا ز َكر َل ْنَب َتَه َ ا نَب ًات َ ا ح َسًن َ ا و َك ّف َ َ َه َ ا رّبُ َه ِ ا بَق ُب ٍول َ ح َسٍن َ وأ َل َفَت َق ّب “Rabbi onu güzel bir şekilde kabul buyurdu; onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi ve Zekeriyyâ da onun bakımını üstlendi.” (Âl-i İmrân, 3/37)

b) Hz. Eyyûb Peygamberin Duası Eyyûb (a.s)’ın, hastalığının iyileşmesi ve sıkıntısının giderilmesi için Allah’a şöyle dua ettiği bildirilmektedir: َ ِ احِم َني ْر َحُم ّ الر َ ْن َت أ َ َ ّ الضُ ّرُ َ وأ ِّن َي م ّسَ ِني َ َ ُه أ ْذ َ ن َاد َى رّب ِ ّيُ َ وب إ َ َوأ “(Ey Peygamberim!) Eyyûb’u da hatırla. Hani o Rabbine,‘Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen merhametlilerin en merhametlisisin’ diye yalvarmıştı.” (Enbiya, 21/83) َ ّ الشَ ْي َط ُان ِ بُن ْص ٍب َ و َع َذ ٍ اب ِّن َي م ّسَ ِني َ َ ُه أ ْذ َ ن َاد َى رّب ِ ّيُ َ وب إ َ َو ْاذ ُكْر َ ع ْب َد َنا أ “Kulumuz Eyyûb’u da an: (O) Rabbine ‘Şeytan, bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu’ diye seslenmiş, dua etmişti.” (Sâd, 38/41) Yüce Allah, Eyyûb Peygamberin duası üzerine hastalı- ğının iyileşmesi için, ٌ اب ِ ٌد َ و َشَر ل َ بار ِ ْجِل َك َ ه َذ ُ ا م ْغ َت َسٌ ُ ْر ُك ْض ِ بر ا “Ona ayağını (yere) vur, işte yıkanacak ve içilecek serin (bir su)” (Sâd, 38/42) buyurmuş, Eyyûb (a.s.) ayağını yere vurmuş, çıkan su ile yıkanmış ve sudan içmiş, iç ve dış bütün hastalıklarından kurtulmuştur. Yüce Allah, Eyyûb’un duasını kabul ettiğini şöyle bildirmektedir: م َعُهْم َ ر ْح َمًة َ ُهْم َ َ ُه َ وِم ْثل َ ْهل ٍ َ و َآتْي َن ُاه أ م ْن ُ ضّر َ ُه َ ف َك َش ْف َن َ ا م ِ ا بِه ِ َ ف ْ اسَت َج ْب َنا ل ْ َع ِابِد َين ع ْن ِد َن َ ا وِذ ْكَر ِى لل ِم ْن ِ “Biz de onun duasını kabul etmiş ve başına gelenleri kaldırmıştık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir GİRİŞ 109 hatıra olmak üzere ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha vermiştik.” (Enbiyâ, 21/84)

c) Yûnus Peygamberin Duası Yûnus Peygamber, balığın karnında şöyle dua etmiş- tir: ُ ُل َم ِ ات َ ْيِه َ فَن ٰاد ِى ف ّ ي الظ َ ْن َ نْق ِدَر َ عل َ ْن ل َ أ م َغ ِ اضًب َ ا ف َظ ّن ْذ َ ذَه َب ُ ِ ُ ِون إ َوَذ ّ ا الن َ ِالِم َني م َن ّ الظ ِ ِّن ُي ك ْن ُت ِ ْن َت ُ س ْب َح َان َك إ َ اَ أ ّل ِ ََه إ ِل َ ْن اَ ل إ أ “(Ey Peygamberim!) Zünnûn’u (balık karnına girmiş olan Matta oğlu Yûnus’u) da an; zira (o, kavmine) kızarak (yurdundan) ayrılıp gitmişti, bizim kendisine güç yetiremeyeceğimizi, (kavminin arasından çıkmakla kendisini kurtaracağını) sanmıştı. Nihayet karanlıklar içinde (kalıp); ‘(Ey Rabbim!) Senden başka tanrı yoktur. Senin şânın yücedir, ben zâlimlerden oldum!’ diye yalvardı.” (Enbiyâ, 21/87) Yüce Allah, Yûnus Peygamberin duasını kabul ettiğini şöyle bildirmektedir: ْ ُمْؤِم ۪ن َني نْن ِجي ال ِ َ و َك ٰذِل َك ُ ۜ ْ َغ ّم م َن ال َ ُهۙ َ وَن ّجَ ْي َن ُاه ِ َف ْ اسَت َج ْب َنا ل “Biz de onun duasını kabul ettik ve onu tasadan kurtardık. İşte biz, mü’minleri böyle kurtarırız.” (Enbiyâ, 21/88) Bu ayetlerde Allah, bedensel ve zihinsel her türlü hastalıktan kurtulmak için tedavi yollarına başvurulması gerektiğini, şifayı verenin Allah olduğunu vurgulamaktadır. Peygamberimiz (s.a.s.), Yûnus Peygamberin duası ile ilgili olarak; َك َ اَ أ ّل ِ ٰ َه إ ِل ْ ُح ِ وت اَ ل إ ِ ال ف َي ب ْطن َ َ دَع َ ا و ُهَو ِ ِذا ُ ِون إ ذ ّ ي الن َ د ْعَوُة ِ َ ِ ّال ُ إ ْ ٍء َ ق ّط ف َي شي م ِ م ْسِلٌ ل ُ ٌ َ ْم َ يْد ُع ِ بَه َ ا ر ُج َ ُه ل ِ ّن َ ِالِم َني فإ م َن ّ الظ ِ ِّن ُي ك ْن ُت ِ إ له ْ اسَت َج َ اب ّ اللهَُ ُ “Balık sahibi (Yûnus peygamberin), balığın karnında yaptığı duası; ‘lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’zzâlimîn (Ya Rabbî!) Senden başka ilâh yoktur, seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, gerçekten ben zâlimlerden oldum)’ şeklinde idi. Bu sözlerle dua eden herhangi bir Müslüman yoktur ki Allah onun duasını kabul etmiş olmasın” buyurmuştur. (Tirmizî, De’avât, 85; bk. Hâkim, De’avât, I, 505) ç) Zekeriya Peygamberin Duası Zekeriya (a.s.), Allah’a dua edip kendisine çocuk ihsan etmesini istemişti: ِ ِث َني َْوار ْن َت َ خرْيُ ال َ َ ُه َ ر ِّب اَ ل َ تَذْرِن َي فْرًد َ ا وأ ْذ َ ن َاد َى رّب ِ َا إ ِ ّي َوَز َكر “(Ey Peygamberim!) Zekeriyya’yı da (an). O, Rabbine; ‘Rabbim! Beni tek (yalnız başıma çocuksuz) bırakma. Sen, vârislerin en hayırlısısın (her şeyim sana kalacaktır)’ diye dua etmişti.” (Enbiyâ, 21/89) Yüce Allah, Zekeriya Peygamberin duasını kabul etti- ğini şöyle bildirmektedir: ِ ُع َون َ ُهْم َ ك ُان ُ وا ي َسار ِ ّن َ ُه َ زْو َجُه إ َ ْحَنا ل َ ْصل َ ُه َ ي ْحَي َى وأ َ ُه َ وَو َه ْب َنا ل َف ْ اسَت َج ْب َنا ل َ َن َ ا خ ِ اشِع َني ْ َخرْيَ ِ ات َ وَيْد ُع َونَن َ ا ر َغ ًب َ ا وَرَه ًب َ ا و َك ُانوا ل ِفي ال “Onun duasını da kabul buyurduk ve ona Yahyâ’yı arma- ğan ettik. Eşini de kendisi için ıslah ettik (çocuk doğurmağa GİRİŞ 111 elverişli bir hâle getirdik). Gerçekten onlar hayır işlere koşarlar, umarak ve korkarak bize dua ederlerdi ve bize derin saygı gösterirlerdi.” (Enbiyâ, 21/90) d) Süleyman Peygamberin Duası Süleyman (a.s.), yüce Allah’tan mülk istemiştir: ْن َت َ َ َك أ ِ ّن م ْن َ بْع ِدي إ َحٍد ِ َ ْ ًك اَ ا ل َ يْن َب ِغ أِي ل ل ُي مل ل َي و َه ْب ِ َ ق َال َ ر ِّب ْ اغ ِفْر ِ َ ُ اب َْو ّه ال “O, ‘Rabbim! Beni affet, bana, benden sonra hiç kimseye nasip olmayan bir mülk (hükümdarlık) ver. Çünkü Sen, çok lütufkârsın’, diye dua etti!” (Sâd, 38/35) Yüce Allah, onun bu duasını kabul etmiştir: َ ٍاء َ َ بّن َ َص َ اب َ و ّ الشَ َي ِ اط َني ُ ك ّل ِِه ُ ر َخ ًاء َ ح ْي ُث أ ْمر َ ِ ِي بأ ِ َيح َ ت ْجر َ ُه ّ الر َ ْرَنا ل َ ف َس ّخ ْصَف ِاد أْ َ في ال َ ِن َني ِ م َقّر ِ َين ُ َ ٍ اص َ و َ آخر َو َغّو “Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgârı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.” (Sâd, 38/35–38) Zikrettiğimiz bu beş örnekte, insanlara önder ve rehber olarak gönderilen peygamberlerin çeşitli konularda dua ettikleri ve dualarının kabul edildiği ve bunun bir öğüt olduğu bildirilerek mü’minlere yol gösterilmektedir. Peygamberler gibi ihlâs ile usul ve şartlarına uygun olarak dua eden mü’minlerin duaları da kabul olur. Özellikle bazı zamanlarda, konumları ve durumları sebebiyle

3. Belirli Mekânlarda Yapılan Dualar

Evde, caddede, sokakta, iş yerinde, tarlada kısaca, tuvalet gibi ibadete elverişli olmayan yerler ile kumarhane ve meyhane gibi günah işlenen mekânların dışında her yerde dua edilebilir. Bununla birlikte cami ve Kâbe gibi ibadet yerlerinde, Arafat ve Müzdelife gibi mübarek mekânlarda yapılan dualar daha faziletlidir. Meselâ Peygamber Efendimiz; Medine’deki Mescid-i Nebevî’de kılınan bir rekat namazın, Mescid-i Haram dışındaki diğer mescitlerde kılınan bin rekat namaza denk olduğunu (Nesâî, Mesâcid, 4),

http://dua.diyanet.gov.tr/Files/DuaRehberi/kabul_olan_dualar.pdf

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

eight + 1 =