Yavuz Sultan Selim Han, 19 Nisan 1515’de Safeviler idaresindeki Kemah’ı aldı. Nur Ali Halife idaresindeki Safevi birliğini de mağlup etti.
Yavuz Sultan Selim Han’ın daha sonraki hedefi Safeviler le işbirliği yaptığına inandığı Dulkadiroğulları Beyi Alaüddevle’idi. Alaüddevle, 1480 yılında II. Mehmed’in sayesinde Dulkadiroğulları Beyi olmuştu. Merkezi Maraş olan bu beylik Osmanlı ile Memlük arasında sıkışmış ve nüfus mücadelesi alanına dönüşmüştü.

Alaüddevle Bey, Selim’in babası II. Bayezid’in tahttan indirilmesine sıcak bakmamıştı. Alaüddevle Bey Memlüklülerle daha çok yakınlaştı. Alaüddevle Osmanlı ve Memlük çatışmalarından aslında doğrudan bir taraf olmak istemiyordu. Sırf bu yüzden Yavuz’un Çaldıran Savaşı öncesi kendisine katılma davetine bir cevap vermedi.

Yavuz Sultan Selim, anne tarafından dedesi olan Alaüddevle Bey’e yolladığı mektupta Safeviler üzerine sefere çıkacağını ifade etmiş bu yüzden hayır duasını istemiş, onun topraklarında ordugah kuracağını ve zahireye ihtiyacı olacağını bildirmişti.

Yavuz Sultan Selim, Çaldıran Seferine giderken Şehsuvaroğlu Ali Bey’ide götürmüş, onun yararlılıkları üzerine Dulkadiroğlu Topraklarını ona vermişti. Savaştan sonra Şahsuvaroğlu’nu Kayseri’ye yollamış, Alüddevle Bey’in oğlu Süleyman Bey’in kesik başını ordugaha yollamıştı.

Alaüddevle Bey bu durumu hemen Memüklülere bildirdi. Memlüklülerde bu durumu Osmanlılara sordu. Bunu kendi hükümranlığına bir müdahale olarak gören Yavuz, Dulkadiroğlu problemini tamamen ortadan kaldırmaya karar verdi.

Rumeli Beylerbeyi Hadım Sinan Paşa idaresindeki bir orduyu Alaüddevle Bey’in üzerine gönderdi. 12 Haziran’da Turnadağ’da yapılan savaşı Osmanlı kuvvetleri kazandı. Alaüddevle bu savaşta hayatını kaybetti. Osmanlı Ordusundaki ateşli silahlar ve Şahsuvaroğlu Ali Bey’i gören bazı sipahiler Osmanlı safına geçti.

Alaüddevle Bey’in kesik başı Yavuz Sultan Selim’e gönderildi. Sultan’da bu başı bir Fetihname ile Memlük Sultanı Kanısav Gavri’ye yollamıştır.