DOĞU TÜRKİSTAN’A SAHİP ÇIKALIM

DOĞU TÜRKİSTAN TÜRK DÜNYASI’NDAN ÇIKARILAMAZ… KENDİ KADERİNE TERK EDİLEMEZ…
Geçmişten günümüze kadar gelinen süreç içerisinde derneğiniz; Doğu Türkistan ve Uygur Türklerinin milli davasını ve Çin zulmü altında yaşadıklarını, Türk ve Dünya kamuoyuna aktarma noktasında ne gibi faaliyetler yürütmektedir?

turk-islam-mhpDerneğimiz Doğu Türkistan‘ı, orada yaşanan Çin zulmünü Dünya kamuoyuna taşıyabilmek ve Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin durumlarını uluslar arası kamuoyu ile paylaşmak amacıyla kurulmuştur. Tabii özellikle uluslar arası platformdaki çalışmalarımız Dünya Uygur Kongresi aracılığı ile devam etmektedir. Dünya Uygur kongresi bugün yaklaşık 25 ülkeden, 50’nin üzerindeki teşkilatın bir araya gelerek oluşturduğu, Doğu Türkistan’la ilgili en geniş teşkilatlanmadır. Bugün Rabia Kadir hanımefendi Dünya Uygur kongresinin başkanıdır. Bende âcizane bu teşkilatın başkan yardımcılığı görevini yürütmekteyim, aynı zamanda da Türkiye sorumlusuyum.

Teşkilatımızın Doğu Türkistan ile ilgili yaptığı faaliyetler de Rabia Hanım kongrenin başkanı olması hasebiyle ABD, Avrupa, Kanada gibi birçok ülkelerde devlet başkanları ve bakanlar düzeyinde ikili görüşmeler yürütmekte, özellikle AB parlamentosunda, insan hakları komisyonlarında, çeşitli konferanslara ve çeşitli görüşmelere katılarak Doğu Türkistan ile ilgili gelişmeleri gündeme getirmiştir. Doğu Türkistan meselesi tarihinde daha önce hiç olmadığı kadar batıda büyük ilgi ve alakayla karşılanmaktadır.
Türkiye’de dernek olarak yürüttüğümüz faaliyetlere gelince, şahsen ben son 7-8 yıl içerisinde 20’nin üzerinde ülkeye Doğu Türkistan ile ilgili konferans, panel, ikili görüşmeler ve diğer bir takım toplantılar yapmak amacıyla katıldım ve böylelikle Doğu Türkistan ile ilgili davamızı oradaki yetkililerle paylaşma fırsatımız oldu. 
Yürüttüğümüz faaliyetler yalnız bunlarla sınırlı değildir. Basın ve medya aracılığı ile ulusal ve uluslararası kamuoyunda Doğu Türkistan davasının her geçen gün yoğun bir şekilde gündeme geldiğini görmekteyiz.
Genel merkezimiz Türkiye’de yaklaşık 20 yıldır süren faaliyetler çerçevesinde, yayın hayatında 15. senesini tamamlamış olan Gökbayrak Dergisini yayımlamaktadır. Gökbayrak dergisi yurt dışında Doğu Türkistan ile ilgili süreli olarak yayınlanan tek yayın organıdır. Yine Doğu Türkistan davasını dünya kamuoyuna sunmak amacıyla www.gokbayrak.com adresli bir internet sitemiz mevcuttur, Türkçe, İngilizce ve Uygurca dillerinde yayın yapmaktadır. 
Bununla birlikte derneğimiz D. Türkistanlı öğrencilerimize eğitim bursu vermektedir. Böylelikle yetişen yeni neslin, daha kaliteli, daha aydın olan şahsiyetlerle davamıza kazandırılması hedeflenmektedir.
Derneğimiz Doğu Türkistan’da Çin işgalindeki siyasi sıkıntılardan dolayı Doğu Türkistan’ı terk etmek zorunda kalmış, değişik ülkelerdeki kardeşlerimizin ( Asya, uzak doğu, Avrupa gibi ) BM çatısı altın mülteci olarak daha güvenli ortamlarda hayatlarını sürdürebilmeleri ve gelecekte davamıza katkı sağlayabilmeleri için bir dizi faaliyetler yürütmektedir. Özellikle Türkiye’de bulunan kardeşlerimizin nüfus ve ikamet gibi diğer işleri ile birlikte BM deki işlerinin takibiyle bunların her türlü maddi ve manevi ihtiyaçlarının karşılanması için çalışmalar yürütmekteyiz
Bildiğimiz kadarıyla Gökbayrak isimli bir dergi aracılığıyla kamuoyu ile görüş ve faaliyetlerinizi paylaşıyorsunuz. Dergide genel olarak işlediğiniz konular nelerdir?
Gönlümüzden geçen arzu, Gökbayrak dergimizi İngilizce, Almanca, Fransızca ve Orta Asya da yaşayan Türk kardeşlerimizin de rahatça okuyabilmeleri için kiril alfabesiyle Rusça olarak 2 yâda 3 farklı dilde çıkarabilmektir. Ancak imkânlarımız sınırlı olduğu için bugün sadece Türk Dünyasına yönelik olarak Türkiye’de yaşayan soydaşlarımızla, bugün ABD den Kanada’ya ve AB’ den Avustralya’ya, tüm Türk İslam coğrafyasına kadar yaklaşık 20’nin üzerindeki ülkede bulunan ve orada Türkçe konuşan kardeşlerimize yönelik olarak Türkçe ve Uygurca olarak yayımlanmaktadır.
Bu amaçla Doğu Türkistan ile ilgili sıcak haberleri alabileceği bir yayın organı olarak faaliyetlerini yürütmektedir. Dergimizde tarihten sanata, kültürden siyasete kadar tamamen Doğu Türkistan ile ilgili tüm bilgilere ulaşılabilir. Bugün 15 yıllık dergicilik hayatımızda Doğu Türkistan la ilgili çok ciddi bir arşiv oluşmuş bulunmaktadır. Doğu Türkistan hakkında aranılan bütün bilgileri arşivimizde bulmakta mümkündür. 
Dernek genel merkeziniz Türkiye’de (Kayseri). Türkiye Cumhuriyeti Devleti sizce Doğu Türkistan ile ilgili nasıl bir çalışma yürütüyor? Türkiye’nin sizlere verdiği desteği yeterli buluyor musunuz? Türkiye’nin sizler için önemi nedir?
Türkiye Cumhuriyeti Devleti Doğu Türkistan için adeta ikinci kıble gâhtır. Yani Doğu Türkistanlıların gönlündeki -Türkiye’nin- yeri ayrıdır, bambaşkadır. Bu geçmişimizde böyle olmuştur, bugünde böyledir ve gelecekte de böyle olacaktır. Çünkü bir baba evladından asla vazgeçemeyeceği ve ret edemeyeceği gibi Türkiye’mizin de Doğu Türkistan davasında hiçbir zaman çekinmesi ya da bu işi görmezden gelmesi mümkün değildir. Bu doğrultuda günümüze kadar gelinen süreçte Türk siyasetçilerinin Doğu Türkistan ile ilgili uyguladıkları politikaları açıkça tasvip etmiyorum.
Çünkü ne zaman Doğu Türkistan meselesine gelinse Çin’i üzmemek ve ürkütmemek kaygısıyla davamızın göz ardı edildiğini, bu meselenin adeta sümen altı edildiğini görüyoruz. Ancak bu mesele Türkiye için çok şerefli ve çok onurlu bir meseledir. Doğu Türkistan davasında Türkiye’nin tarafsız olması söz konusu olamaz. Türkiye Doğu Türkistan meselesinde taraftır çünkü bizler aynı milli damardan beslenmekteyiz, aynı kökenden gelmekteyiz ve aynı inancı paylaşmaktayız. Yani Doğu Türkistan Türkiye’nin bizzat kardeşidir, hiçbir şekilde bu davadan geri adım atamaz, atmamalıdır. Ben bu noktada şunu vurgulamak istiyorum Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin son yıllarda dış politikada büyük atılımlar yaptığını görmekteyiz. Örneğin birçok ülke arasında arabuluculuk vazifesini üstlendiğine hep birlikte şahit olmaktayız. Bugün İsrail-Sureye ve Filistin, ABD -İran, Gürcistan-Rusya yada işte Ermenistan-Azerbaycan gibi ülkelerin arasında yaşadıkları sorunlarda arabuluculuk rolünü çok güzel yürütmekte.
Bu ne kadar sürdürülebilir tabii onu da bilemiyorum ama bu rolü üstlenen Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin 35 milyonluk Müslüman Türk’ün yaşadığı Doğu Türkistan meselesine ben taraf olamam demesi yada bunu Çin’in insafına terk etmesi yukarda zikrettiğim politikaları ne kadar gerçekçi kılmaktadır? Yada ne kadar güvenilir kılmaktadır? Biz öncelikle kendi coğrafyamızda, mazlum soydaşlarımızın derdine derman olabilmeli, Çin’e de yaptığı yanlışları söyleyebilmeliyiz. Çin’in 21 yy. da Doğu Türkistanlıları tamamen katlederek, tamamen yok ederek, adeta bir insanlık dramı yaşattığı bu coğrafyada, Çin’e oradaki kardeşlerimizle, din, dil ve tarih bağımız olduğunu hatırlatmamız gerekmektedir.

Türkiye’den beklentilerimiz çok üst düzeyde, bununla birlikte uluslar arası konjöktürü de çok iyi biliyor, yakından takip ediyoruz, Doğu Türkistan ile ilgili yapılabilecek çok şey vardır. Ben maalesef üzülerek söylüyorum devletimizin birimlerinde Doğu Türkistan ile ilgili hiçbir bir kurum yâda kuruluşun ciddi bir çalışması yoktur.

Ülkemizde bazı üniversitelerde belirli dallarda açılmış araştırma birimleri mevcut. Örneğin Türk dünyası araştırmalar merkezi gibi. Böylelikle bahsi geçen coğrafyalardaki kültürel ve tarihsel değerler incelenmekte. D. Türkistan ile ilgili ülkemizde yer alan üniversitelerde bu bahsettiğim alanlarda çalışmalar yürüten her hangi bir birim varmıdır?

Bizlerin bildiği kadarıyla böyle bir yapılanma mevcut değildir. Ancak ne kadar acıdır ki Türkiye’de bulunan birkaç üniversitede Çin dili ve edebiyatı, Çinoloji gibi bölümler mevcuttur. Örneğin bu bölümlerden birisi de Kayseri’de dir. Ben şahsen bunu yani Kayseri’de böyle bir bölümün açılmış olmasını, Kayseri’de yaşayan Doğu Türkistanlıları Çin’in abluka altına, gözetim altına alması yönünde değerlendiriyorum.

 

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica