Bonaparte başımızın belalarına gönderilen bir belaydı

Napolyon hataları ve üstün başarıları ile savaş tarihinin önemli öncülerinden sayılır. Demiryolu ve hava yolu gibi ulaşım araçlarının olmadığı bir tarihte, 1812 yaz ve sonbaharında 600 bin kişiyi aşkın büyük ordusunu Rusya’nın steplerine sokma çılgınlığını yapmıştı.

bonaparte_Babıâli’deki devlet adamlarına göre Bonaparte başımızın belalarına gönderilen bir belaydı 1790’larda Bonaparte’tan bütün Avrupa monarşileri nefret ediyordu, bir tanesi hariç; bizimkisi… Babıâli’deki devlet adamlarına göre o, başımızın belalarına gönderilen bir belaydı. Avusturya Napolyon tehlikesini görür görmez müttefiki Rusya’yı bırakıp Osmanlı ile Ziştovi Barışı’nı yaptı. Türk imparatorluğunun ufuklarından ebediyen çekildi, ta ki Birinci Cihan Harbi’nde müttefik olana kadar… Rusya birkaç ay sonra 1791 başında Yaş Antlaşması’nı yaparak sulhu tesis etti. Napolyon, Avusturya’dan sonra İtalya’ya saldırdı. Henüz General Bonaparte dememiz lazım. 1796-1797 yılında İtalya’nın fatihi oldu. Avusturyalılar İtalya’dan silindiler ama İtalyanların kurtarıcılarından nefret etmeleri için çok zaman geçmedi. Ertesi yıl yani 1798’de Mısır’a çıktı. Konsül kendini bütün zamanların büyük askeri, laik bir dünya düzenin öncüsü olarak görüyordu. Piramitler Savaşı’nda Memlûkleri yendi. Ortaçağlarda Moğolları yenen ancak Yavuz Sultan Selim’e teslim olan Memlûkler şimdi de Bonaparte’ın modern ordusuna yenilmişlerdi. Mısır ayanı ve uleması kendisine biat ettiler. Mısır’a alimler, filologlar, ressamlar alayıyla girmişti. Sayısız gravür, henüz çözülemeyen hiyeroglif kitabelerin, böcek ve bitkilerin kopyası çizildi. Savaşın yanında medeniyete de hizmet etmeyi düşlüyordu. Büyük İskender gibi heyetler kurdu, etrafı araştırdı ama İskender’in saptayamadığı Nil Nehri’nin kaynağını General Bonaparte da bulamadı. Ardından Kudüs’e girdi, lakin daha kuzeyde Akka’ya yöneldiği zaman orada durduruldu.

Cezzar Ahmet Paşa, Napolyon’a Şark Seferi’nde haddini bildiren ilk komutan oldu. Ardından da denizde Abukir’de Amiral Nelson Fransız donanmasını kuşattı ve yaktı. İngiltere Fransızların Avrupa’daki tek rakibi olarak kalmıştı; buna rağmen kıtada kendisine müttefik olacak devlet bulamadığından düşmanıyla 1812’de Amiens Barışı’nı yaptı. Acaba Osmanlı ve Rus onun müttefiki olamaz mıydı diye sorarsınız; bu arada 1800 başlarında Rusya ve Osmanlı ittifak yaptılar. Amiral Uşakov ve Amiral Kadir Bey birlikte Adriyatik’teki İyon Adaları’nı Napolyon kuvvetlerinden temizleyip zapt etiler ve Yedi Adalar Cumhuriyeti’ni ortaklaşa kurdular. Bu ortaklık 1807’de Niemen Nehri üzerinde I. Alexander ile İmparator Napolyon’un yaptığı Tilsit Barışı’na kadar sürdü. Çar Türk İmparatorluğu’nu istiyordu. Napolyon’un Çar’ın imparatorluk isteklerine pek itirazı olmadı ama İstanbul üzerindeki ünlü tasvir o görüşmeye aitmiş; “İstanbul bütün dinlerin ve medeniyetlerin merkezidir. Onu size veremeyiz.”
Fransa onunla hem müftehir hem eleştiriyor. Unutmak taraftarı olanlar var ama unutulamıyor. İmparator hesaba katılmadan 19. asır başındaki Fransız medeniyetini hatta Avrupa’yı düşünmek mümkün değil.

kaynak: milliyet.com.tr/butun-zamanlarin-en-unlu-korsikalisi-napolyon/ilber-ortayli/pazar/yazardetay/09.09.2012/1593434/default.htm

İlber ORTAYLI

 

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica