Çanakkale Savaşından Bir Bölüm

Çanakkale Savaşı‘nın ilk gününden beri Seddülbahir Cephesi’nin ağır yükünü taşıyan Albay Halil Sami’nin kumandasındaki Dokuzuncu Tümen geriye alınmış, cephenin sorumluluğu Albay Refet’in kumandasındaki Onbirinci Tümen’e verilmişti. Ama bombardıman bir türlü sona ermiyor, bazen azalıyor, tekrar birden hızlanıyordu. Gece gündüz demeden günlerce sürdükten sonra bir Hint Tugayı’nın takviye ettiği İngilizlerin Yirmidokuzuncu Tümeni sabaha karşı hücuma geçti. Onbirinci Tümen’in subay ve erleri, Dokuzuncu Tümen’in yokluğunu aratmamak istiyorlardı. Ne çare ki günlerce süren ağır bombardıman altında çok kayıp vermişlerdi; tahkimata benzer bir şey kalmamış, ön siperlerin artıkları da ilk hamlede İngilizlerin eline geçmişti. Onbirinci Tümen’in gayretleri düşmanı durduramayacak gibi olunca ihtiyata alınan Dokuzuncu Tümen tekrar savaşa sokuldu. Fakat müttefikler çok ağır bindiriyorlardı; yeni takviyeler de güçlerine güç katıyordu. Savaş her gün biraz daha kızışarak devam ediyordu. Sık sık topçu düellosu başlıyor, siper savaşlarına dönüşüyordu. Her gece ön siperler el değiştiriyor, baskın baskını takip ediyordu. Osmanlı Kumanda Heyeti bunun bir hırpalama, zayıf yeri tespit etme savaşı olduğunu anlamıştı. Sonra da olanca güçleri ile yarma hareketine geçeceklerini biliyor, ona göre tedbir alıyorlardı.

mehmetniyazi-türkiyeAylardan beri süren boğuşmanın askeri ne hale getirdiğini gayet iyi bilen Albay Halil Sami Bey, moral vermek için her fırsatta siperleri dolaşır, subaylarla el sıkışır, askerlerin hal hatırını sorardı.

Yine böyle bir sabah siperleri dolaşırken yer yer savaşın devam ettiğini silah seslerinden anlıyordu. Albay Halil Sami Bey belli bir sipere yaklaştığı sırada, önlerinden bir erin siperlerden fırlayıp çıktığını ve tekrar sipere döndüğünü gördü. Güpegündüz bunu nasıl ve niçin yapardı? Er, yaklaştıklarının farkında değildi. Bir daha siperden fırladı; geri döndüğü sırada bir el bombası patladı. Albay Halil Sami Bey yanına yaklaştı:

– Ne yapıyorsun evladım?

Yanyalı Hulisi, karşısında Tümen Kumandanını görünce esas duruşa geçti, terli yüzü de kızardı:

– Bomba atıyorum, Kumandanım

– Niçin siperden çıkıp, tekrar dönüyorsun? Siperden başını çıkartıp atsana!

– Tahminen atmak bombayı yazık etmektir. Bu bombalar buraya kolay mı geldi; attığım yeri görmek için dışarı çıkıyor ve tekrar sipere dönüyorum.

Albay Halil Sami, emir subayına şunları yazdırdı:

– Adını, künyesini alınız; Vehip Paşa Hazretlerine bildirelim, mükâfatı gerektiren bir olaydır.

Sonra Halil Sami Bey Yanyalı Hulisiye döndü:

– Aferin evladım; ama dikkatli ol! Devletin malını garantiye alacam diye hayatını tehlikeye atma. Asker, düşmanı yok etmeli, kendini de korumalıdır. Bunu da ihmal etme!

Diğer birlikleri de teftiş ettikten sonra karargâha döndüklerinde emir subayı durumu Güney Grup Kumandanlığı’na bildirdi. Kumandanlıktan mükâfatlanmasına dair emir geldiğinde emir subayı bölük kumandanı Yüzbaşı Nejdeti aradı:

– Alo Nejdet Bey, bölüğünüzün ikinci takımının bombacı erlerinden Yanyalı Hulisi’nin maddi ve manevi taltife layık bulunduğuna dair yazı Güney Grup Kumandanlığına geldi. Yarın sabah ki teftişte Tümen Kumandanımız ona verecek, bilgiliniz olsun.

– Sizin de takdir buyurduğunuz gibi gerçekten taltife layık olan Yanyalı Hulisi maalesef iki saat önce şehit düştü.

Telefonu kapayan emir subayı Albay Halil Sami Bey’in yanına gitti.

– Taltife layık gördüğümüz Yanyalı Hulisi iki saat önce şehit olmuş.

Gözleri yaşaran Albay Halil Sami Bey kendini toparlamada fazla güçlük çekmedi:

– Demek ki Cenab-ı Allah bizzat taltif etti.

 

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica Real Time Web Analytics