İslam Alemi Ne Demek?

İSLAM ALEMİ

İslâm âleminin cazibe merkezi, 1924’ten beri ilk defa artık gene Türkiye’dir. Önemli tarihî gelişmedir. Tarihçiler böyle değerlendirecekler.

Tunus, Mısır, Yemen, diktatörlerinden kurtulmanın sevinciyle bayramı yaşıyor. Libya da öyle ama Kaddafi daha yakalanamadı. Suriye’ye gelince, bu bayram nasip olmadı, fakat 2 ay sonra Kurban Bayramı’nda bu komşumuz da diktatöründen arınmış olacak.
Diktatörler gitti. Demokrasi mi geldi? Hayır, demokrasi o kadar kolay elde edilen bir nimet değil. Ama çok partiye ve kişiye dayalı serbest, hür ve hilesiz seçimler yapılabilirse, sağlam temeller atılır. Böyle bir temel üzerinde demokrasi yükselebilir. En büyük tehlike, diktatörlerini başından atan ülkelerde yeni diktatörlerin türemesi ihtimalidir. Maazallah! Ama hatırlatayım, çok emsali vardır.
Atlas Okyanusu ile doğuya doğru Büyük Okyanus arasında uzanan İslâm dünyası yepyeni devletlerden oluşuyor. İmparatorluk batırdığımız Birinci Cihan Savaşı sonunda (1918) bağımsız sadece 3 Müslüman devlet kalmıştı: Türkiye, İran, Afganistan… Bugün 200 devlet arasında 60 kadarı Müslüman’dır. 24’ü Arab Birliği üyesi, 7’si Türk devletidir. Arap devletleri de, Türk devletleri de aralarında henüz tam bir dayanışma sistemi kurmuş değildir. İslâm Konferansı, ismini yenilemekle beraber, gerçek bir blok oluşturamadı.
Tabiatiyle her devletin tam bağımsızlığı esastır, devam edecek. Yeni Müslüman ve Türk devletleri de ortaya çıkacak. Ama Birleşmiş Milletler’e üye yazılmakla iş bitmiyor. Demokrasiye geçmek şarttır. Devlet, ülkesinde yaşayan halkın her türlü çağdaş haklara sahip olmasını sağlamak içindir. Bu haklar, geçmişte bulunmayabilir. Ancak 21. yüzyılda demokrasi esastır. Cumhuriyet ve monarşi, şekilden ibarettir. Cumhuriyet=demokrasi değildir. Libya’da ne mene cumhuriyet (hattâ cemâhîriyye=cumhuriyetler) olduğunu gördük. Sovyetler Birliği de, Hitler Almanyası da cumhuriyetti.
21. yüzyıl, İslâm âleminin bu çağdaşlığa geçtiği asır olacaktır. Otoriter ve totaliter yönetimler, geçmişin devlet rejimleridir.

30.8.2011

Yılmaz Öztuna

Türkiye Gazetesi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir