Sultan Alparslan

Sultan Alparslan

“Tarih içinde uygarlıklar, kendileri için güvenli ve huzurlu olacak toprakları yurt edinmek için sürekli bir arayış içinde olmuşlardır. Bunun için beşeriyetin mazisi çok kanlı savaşlara, izleri ve etkileri hala süren çok yönlü mücadelelere şahit olmuştur. Doğaldır ki,  mesele yurt edinmek ve üzerinde yaşamakla bitmemiş, sınırların çizilmesi ve haritaların belirlenmesiyle her uygarlık kendi alanına çekilmemiştir. Böyle olduğu içindir ki, milletler arasında asırlarca süren gerilimler, husumetler ve kavgalar yaşanmış ve bu sancılı seyir çağımıza kadar ulaşmıştır.

Sultan Alparslan Büyük Komutan

Türk milleti de ekonomik, sosyal ve siyasi sebeplerden dolayı anayurdundan batıya doğru akınlar halinde gelerek son yurdu olan Anadolu’ya kavuşmuştur. Elbette bu hiç de kolay olmamış ve ecdadımız büyük bir özveri ve eşsiz bir inançla karşısına çıkan engelleri birer birer aşmak durumunda kalmıştır. Anadolu’nun fethiyle birlikte vatan haline gelmesini, yalnızca cenk meydanlarında kazanılmış zaferlerle izah etmek doğru ve isabetli bir yaklaşım olmayacaktır. Adaleti, hakkaniyeti ve insaniyeti esas alan bir yönetim kudretine eşlik eden; birlikte kardeşçe yaşama konusundaki irade ve gidilecek başka bir yer olmadığına yönelik tam mutabakat bize Anadolu’yu vatan yapmıştır…

Türkistan ocağında yanan sevgi ateşini Anadolu’ya taşıyan ve Türk milletineYaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeyi ” öğütleyen ulu şahsiyetler, fikirleriyle asırlarca milletimize yol göstermişlerdir. Onların tutuşturduğu sevgi meşalesi yüzyıllarca Anadolu’yu aydınlatmış, bu ışığın yansımasıyla büyük eserler meydana gelmiştir.

Akılla duygunun imrenilecek terkibi,  şuurla heyecanın dillere destan bütünleşmesi,  irfanla hamiyetin en üst düzeyde örtüşmesi  ve milli bilinçle maneviyatın iç içe geçmesi Türk milletinin Anadolu’yu merkezine alarak cihanşümul bir kudrete ulaşmasına vesile olmuştur. Türk milleti Anadolu’ya ruh vermiş, namus bellemiştir.

Anı Kalesini, Sultan Alparslan’ın 1064’de köhnemiş Bizans’ın elinden alması, Türk milletinin Anadolu’da sonsuza kadar yaşaması konusunda atılan en büyük adım olmuştur. Bu muzafferiyet, milletimize yeni ve muazzez bir yaşama alanı açmış ve 1071’deki şanlı Malazgirt galibiyetinin adeta müjdesini vermiştir.

Biz Anadolu’yu vatanlaştırma konusunda kimseden icazet almadık. İhaleyle elde etmedik, bağışla sahip olmadık. Kimsenin himmetine müracaat etmedik, aman dilenmedik. Kan döktük, can verdik, yetim kaldık, gazi olduk. Ve bir çakıl taşının dahi pazarlık konusu yapılamayacağını asırlar öncesinden muhataplarına ilam ettik. Burasını kader bildik ve yurt yaptık. Vatanımızın her karışını, her insanını aziz bildik.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica