SAHTE TARİH, SAHTE KİMLİK DEMEKTİR

aytunc-altindal

Sahte tarih, sahte kimlik demektir

İSTİKRAR ( = Stability) kavramına ülkemizde çok değinilmesine rağmen, ilginçtir ki, gereken bilimsel önem verilmemiştir.

Oysa istikrar Batı Avrupa’nın iktisadi ve siyasi literatüründe yer alan temel kavramlar dan biridir. Söz konusu kavram Batılı diplomatik çevrelerde olmazsa olmaz ön koşulu kabul edilen bir başka kavramla, Dengelilik ( = Equilibrium) kavramıyla ele alınır. Dengelilik, klasik ve yerleşik Eşitlik anlayışından çok farklı bir kavramdır. Diğer bir anlatımla Dengelilik, sadece zihinsel bağlamda varolan ama doğasalgerçeklikte varolmayan Soyut Eşitlik fikrinden ayrı olarak olayların ve nesnelerin bire bir özdeşliklerini öngörmez. Dengelilik, doğada ve evrendedeğişimin kalıcı olduğu gerçeğini göz önünde tutarak geliştirilmiş bir fikirdir. Buna göre olaylar ve nesneler kendi içlerinde kalıcı olan ilişkilerinde de bu değişimselliğin yönlendiriliciliğine göre ‘etki – tepki’ gösterirler. Kısacası olaylar ve nesneler, dengelilik ilkesine göre hem kendi içlerinde değişimler yaşarlar hem de bu değişimlerin yönlerine göre yeni ilişkilere girerler. 19. yüzyılın sonunda 20. yüzyılın başlarında Batı Avrupa’da Dengelilik ilkesi üzerine inşa edilmiş felsefi ve siyasi akımlar çok revaçta olmuşlardı. O zamanların Rusya’sında ise Ekilibrist denilen sanat ve kültür akımı oldukça etkili bir akımdı.

Bu kısa açıklamalardan sonra şu söylenebilir: Değişimin dengesi ( Dengeli Değişim) istikrarın esasıdır. Değişimin dengeselliğinde meydana gelecek olan kırılmalar istikrarı bozarlar. Bu kaziye siyasetçiler tarafından bilinmesine rağmen ne yazık ki, uygulamada daima sorunlar yaratır. Bu nedenle de ülkedeki hassas dengeler bazı yetkisiz ve sorumsuz unsurlarca tek – yanlıolarak kullanılırlarsa bundan en çok dış ve düşman güçler yararlanırlar. Çünkü değişimin dengesini ‘kıran ‘ en önemli unsur, mevcut dengeleri tek yönlü, tek çıkara hizmet etmesi gereken tek taraflı bir araç olarak görmektir.

İstkrarın Dengesini bozabilecek unsurlardan biri de, Türkiye’nin yöneldiğideğişim çizgisini – Çağdaş Uygarlığın Üstüne Çıkma – “ Sahte – Tarih ” (ler) üreterek bozma gayretleridir. Sahte – Tarih yaratma çabası içinde olanların Türkiye’de sahte tarih anlayışına uygun ‘Sahte – Kimlikli’ bireyler oluşturmak istedikleri bellidir. Bu tip girişimler sonucunda Türkiye’deki hassas dengeler sismik sarsıntılara uğrayabilirler. Bundan da en büyük zararı Anadolu’da yaşayan insanlar çekerler. Türkiye’yi istikrarsızlaştırmayı umut edenlerin bu olası istikrarsızlaşmanın etki alanının çok geniş olduğunu unutmamaları gerekir. Türkiye’deki fay kırılmasının sarsıntıları Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar uzanır. Bizden hatırlatması.

Aytunc Altındal

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

+ 30 = thirty two

Pin It on Pinterest