Murad-ı Hüdavendigar Kimdir  Daha şehzade iken Rumeli’de birçok akın ve sefere katılarak, bu topraklan yakından tanıyan I. Murad, babası Orhan Gazi’den sonra tahta geçince (1362), yapacağı fütuhat için harekat merkezini Bursa’dan Edirne’ye nakletti. O sıralarda Akıncılar kuzeyde Tuna, batıda Dalmaçya kıyılarına kadar tüm Balkanlarda faaliyet halindedir. Sultan Murad’ın Balkanlardaki başarıları ve geniş mikyastaki muvaffakiyeti, Avrupa’da hayret ve korku uyandırmıştı.

Türkler bu ilk hareketlerinde Batı Avrupa milletleriyle bir hadise çıkarmamağa dikkat etmişler ve bu suretle onların Balkan devletleriyle beraber kendi aleyhlerinde hareket etmeleri ihtimalini önlemişlerdir. Bundan dolayı Batılı tarihçilerin de söyledikleri gibi, Osmanlı fetih plânları pek hesaplı ve muvaffakiyetli olarak tatbik edilmektedir. (1)
Murad-ı Hüdavendigâr
Osmanlılar kafi suretle Balkanlarda yerleşme siyaseti takip ettiklerinden Sultan Murad, çok mühim miktarda Türk göçmenini, Anadolu’dan Rumeli’ye nakletti. Türk fütuhat plânı ve istikametinin belli olması, Papa’yı harekete geçirdi. Papanın teşvikiyle Macar, Arnavut, Çek, Leh (Polonyalı), Sırp, Bosna kuvvetleri, Balkanlarda Osmanlı varlığına karşı harekete geçtiler. Düşman ordusuna Sup kralı Lazar komuta ediyordu. Müttefikler 100.000, Türkler 60.000 askerle harbe girmişİerdi. Harp meydanı olan “Kosova Sahrası” Mitroviçe ile Üsküp arasında ve Priştine’nin batısındadır. I. Murad burada şehid olduğu için sonradan bu ovaya “Meşhed’i Hüdavendigâr” denilmiştir. (2)

Osmanlı öncü kuvvetlerinin başında, Balkanları karış karış tanıyan akına komutanlarından Evrenos Bey olup, ileri harekatın da düşman askerini görmüş ve Hünkara haber vermişti. Hünkar ise “hemen tanışmak gerek” dedi. Evrenos Bey eytdi “Sultanım… Şimdi gün kızgun-dur ve “leşker yorgundur ve adüv azgundur. Bugün ârâm idelim (dinlenelim.) İrte gün Allah’a tevekkül idüp, tekbir getürüp can ve başoynadırız”dedi.(3)

Bundan sonra Hünkar, oğlu Bayezidle düşmanı kontrol için bir tepeye çıktı. “Gördüler ki ruy-ı zemin güya bir demir deryası olmuş.” (4) Sultan Murad: “Bu melun ne çok leşker cerri-eylemiş. Biz ki bu vehide leşker cem’itdük, hiç bunun fevkinde leşker cem’ olunmaz sanurdum,(5) diye hayretini izhar etti. Murad, düşman çokluğundan kendi için değil, teb’asına, halkına bir zarar gelir endişesiyle hüzünlüydü.(6) ‘ Sonra ellerini açtı: “İlahi. Nur-ı Muhammed hürmeti içün bu müminlere sen inayet kıl. Beni müminlerin helakine sebep kılma.” dedi.

Toplanan harp meclisinde, takip edilecek plan belirlendikten sonra Murad, komutanlarına şöyle hitap etti: “Tûl-ı ömrümde bunca gazalar itdüm. Gayem bu gazada şehid olup, iyü adla âlemden göçem. Ve her dirliğin ahiri ölmek olduktan sonra ne teşviş çekmek gerek..”

Gece karanlığı basıp, askerler yattıktan sonra İki rekat namaz kılıp, yüzünü toprak üzerine koyup” ol karanlık gicenün içinde naliş ve tazarru idüp eytdi; ilahi..Mülk ve kul senündür. Sen kime istersen virirsin. Ben dahi naçiz bir kulunam. Mülk ve mal benim maksudum değildir. Buraya kul karavaş içün gelmedüm. Heman halis ve muhlis senün rızanı isterem Yarab..Beni bu müslümanlara kurban eyle. Tek bu müminleri küffar elinde mağlub idüp helak eyleme. .Bunları mansur ve muzaffer eyle. Asakir-i İslam içün teslim-i ruha razıyım. Tek bu müminlerin ölümin bana gösterme. Evvel beni gazi kıldun, ahir şehadet nasip et” dedi.(7)

Onun bu isteği ile ilgili olarak Namık Kemal şöyle der: “Murad Gazi, şehid olmak istedi. Fakat aciz insanlar gibi, dünyanın elemlerinden kurtulmak, ahiretin emellerine nail olmak için istemedi. Milletinin şanını, ikbalini ve arşı alaya haysiyet ve şerefi ile yükselmek istedi. Büyük kalp ve ruhların bir hali ve bir zamanı vardır ki her türlü ilgilerinden sıyrılıp yüksek temayülleri ile tenha kalınca, yüksele yüksele, gerçekten Allah’a yaklaşır. İşte, insan vicdanının gaybın inayetlerine mazhar olduğu zamanlar, bu zamanlardır.

Anlaşılan Sultan Murad da o gece öyle bir İncizap devrinde, öyle bir istiğrak zamanında idi.(8)

Başkomutan olan Sultan Murad, mutad üzere ordu merkezinde yer almıştı.

Ordunun içinde “cesetteki ruh” gibi duran hünkârın önünde yeniçeriler ve onların önünde toplar vardı.(9)

Düşman kuvvetinin çok faz¬la olması bir ara hükümdarı tereddüde düşürmüştü. Vezir-i azam Ali Paşa: “Muharebe de çokluğa bakılmaz, yardım ve zafer ancak Allah’ın tevfiki iledir. Ve Allah sabredenlerle beraberdir. Hünkarım, Allah’a şükürler olsun ki, ömrümüz boyunca mansur ve muzaffer ola-geldik. Yine zaferin bizim olması ümit olunur. (9) dedi.

20 Haziran 1389 günü, düşmanın atmış olduğu topla başlayan savaş, Türk ordusunun kahramanlığı ve harp plânının mükemmel suretle düzenlenmiş ve tatbik edilmiş olması sayesinde, üstün kuvvetlere sahip olan düşman bozulmuş ve süratle çekilmeğe başlamışlardı.

Kosova Muharebesi sekiz saat sürmüştür. Sultan Murad, bir şükrane olarak harp sahasını gezerken “ehl-i Islâmın mansur olduklarına mesrur olup, secdei şükür eyledi. Cenkten evvel dergâh-ı Hak’dan şehadet reca eylemişler idi. Bu vaki olmayınca mahzun oldular. (10) Sahrayı gezerken hep bunu düşünüyordu. (11)Bu esnada Miloş Obiliç adında yaralı bir Sırp asilzadesi, Sultan Murad’a birşey söylemek ister gibi yaklaşmış ve Gazi Hünkan hançerlemistir.

Muharebe henüz bitmediğinden ağır yaralı olmasına rağmen savaşın sonuna ve kafi zafere kadar emir ve kumandayı elinden bırakmadı. Az sonra vefat eden Hünkarın iç organları, vefat ettiği yere gömülmüş ve üzerine türbe yapılarak zamanımıza kadar “Meşhed-i Hüdavendigar” adıyla devam etmiştir. (12) 30 yıllık hükümdarlık devresi, durup dinlenmeden hep savaş, meydanlarında geçtikten sonra yine bu maksatla çok uzaklardaki bir meydan savaşında muzaffer olduktan sonra şehid edilen tam manâsıyla memleketi uğrunda ve ordusunun başında canını feda etmiş bulunan Murad Hûdavendigar’ın bu akıbeti dost, düşman herkeste derin akisler bırakmıştır.

Onun hakkında tarihçiler şöyle demektedirler: Mehmet NEŞRİ: “Ömrünü hasbeten lillah gazaya sarf etmişti. Ve nesl-i Osmanda bu ittüği gazayı hiç bir padişah itmedi”(14)

Joseph Von HAMMER: 1. Murad, Osmanlı tarihinde cihaddan yorulmaz bir muharip ve adil bir padişah olarak anılır..” l.Hakkı UZUNÇARŞILI: “30 sene süren hükümdarlığı zamanında zaferden zafere koşmuş ve hepsinde muvaffak olmuş, mağlubiyet yüzü görmemiştir.” A.Cevdet PAŞA: “Halkı çok seven, adil bir padişahtı…” DANİŞMEND: “63 yaşında şehid olan Murad-ı Hüdavendigar’a babası Orhan Gazi, Rumeli yakasında küçük bir köprübaşı bırakmış, o da bu ufak mirasa istinaden Balkan yarımadasının en büyük kısmına hakim olmuştur. Balkan yarımadasında beş asırdan fazla süren Türk hakimiyetini kurmuştur, ömrünü buna adamış ve bu uğurda canını feda etmiştir. Onun için bu büyük adam, Osmanlı tarihinde hem imparatorluğun İlk müessisi, hem Rumelinin hakiki fatihi demektir…”

Cepheyi ve meşakkati, rahat ve rehavete tercih eden ve bu uğurda şehid olan Murad-ı Hü-davendigar’ın ölürken söylediği şu son sözleri, aynı zamanda KADİRŞİNAS NESL-İ ATÎYE” bir vasiyet teşkil etmektedir: “ATTAN İNMEYESÜZ”BİBLİYOGRAFYA.

1) I. Hakkı Uzunçarsılı, Osmanlı Tarihi, c.l,Ank, 1982. s.177

2)!. Hami Danişmend, İzahlı Osmanlı TarihiKronolojisi, c.l, İst. 1947, s.78-79

3)Mehmet Neşri, Kltab-ı ClhannOma, el,Ank, 1987, s.277

4)Mehmet Humdemi Solakzade.Solakzade Tarihi, Ut 1297, s.46

5] Neşri, a.g.e. s.279

6} Hoca Sadettin Efendi, Tacüt Tevarih. İst, 1279-1280. s.119

7)Neşri, a.g.e.s. 287

8)Namık Kemal, Osmanlı Tarihi (Külliyat-ı Kemal) c.l, tst.
1326

9)A.Cevdet Pasa, Kısası Enbiya, c.6, Ank,1985.S.289

10)Derviş Ahmet Mûneccimbaşı, Sahaffül-Ahbar, c.3, sl 1869.
s.302

11)Solakzade, a.g.e. s.48

12)Ulunçarşılı, a.g.e. s.190

13)Prof.Dr.S.Ismail Gürkan, S-Murad Hûdavendigar’ın Şehadeti Hakkında
İst. 1958,s.3

14)Nesri, a.g.e. s.307

15)Joseph Von Hammor,
Osmanlı Devleti Tarihi, el, İst 1981, ».191

SULTAN I.MURAD’IN DU’ASI
Ab-ı ruy-i Habib-î Ekrem için,
Kerbelâ’da revan olan dem için,
Şeb-i firkatte ağlayan göz için,
Reh-i aşkında sürünen yüz için,
Ehl-i derdin dil-i hazini için,
Cana tesir eden enini için,
Eyle yâ Rabbi lütfünu hemrah,
Hıfzını eyle bize püşt-ü pâh!
Ehl-i İslâm’a ol mu in-i nasır,
Dest-İ âdâyı bizden eyle kasır,
Bakmaya Râb bizim günahımıza,
Nazar et cân-ı dilden ânımıza’
Etme yâ Râb mücahidini telef,
Tiğ-i âdâya kılma bizi hedef.
Bunca yıl sa’y-ü içtihadımızı,
Gazavat içre yahşi adımızı,
Etme yâ Râb kahrın ile tebah,
Yüzümüzü halk içinde etme siyah
Râh-ı din içre ben feda olayım,
Din yolunda beni şehid eyle,
Ahirette beni saki eyle,
Mülk-i İslâm’ı pâyimal etme,
Keremin çoktur ehl-i İslâm’a,
Dilerim kim erişe itmama.