Türk Dünyasında Deli Dumrul Destanı

  • 53
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    53
    Shares
Meğer hanım, Oğuz’da Duha Koca oğlu Deli Dumrul derlerdi bir er var idi. Bir kuru çayın üzerine bir köprü yaptırmıştı. Geçeninden otuz akçe alırdı, geçmeyeninden döve döve kırk akça alırdı. Bunu niçin böyle ederdi? 
Onun için ki benden deli, benden güçlü er var mıdır ki çıksın benimle savaşsın der, benim erliğim, bahadırlığım, kahramanlığım, yiğitliğim ruma, Şam’ a gitsin, ünsalsın der idi.  Meğer bir gün köprüsünün yanında bir bölük oba konmuştu. O obada bir iyi güzel yiğit hasta düşştü. Allah’ın emriyle o yiğit öldü. Kimi oğul diye, kimi kardeş diye ağladı. O yiğit üzerine dehşetli kara feryat koptu. Ansızın Deli Dumrul dörtnala yetişti. Der: Bre kavatlar, ne ağlıyorsunuz, benim köprümün yanında bu gürültünedir, niye feryat ediyorsunuz, dedi. Dediler:
Hanım, bir güzel yiğidimiz öldü, ona ağlıyoruz dediler. Deli Dumrul der:
Bre yiğidinizi kim öldürdü? Dediler: Vallah bey yiğit, Allah Teâlâ’dan buyruk oldu, al kanatlı Azrail o yiğidin canını aldı. Deli Dumrul der 
:Bre Azrail dediğiniz ne kişidir ki adamın canın alıyor, yâ kadir Allah, birliğin varlığın hakkı için Azrail’i benim gözüme göster, savaşayım, çekiş
eyim, mücadele edeyim, güzel yiğidin canını kurtarayım, bir daha güzel yiğidin canını almasın dedi. Çekildi döndü, Deli Dumrul evine geldi. 
 
Hak Teâlâ’ya Dumrul’un sözü hoş gelmedi. Bak bak, bre deli kavat benim birliğimi tanımıyor, birliğime şükür kılmıyorbenim ulu dergâhımda gezsin benlik eylesin dedi. Azrail’e buyruk eyledi kim yâ Azrail, var ve o deli kavatın gözüne görün, benzini sarart, dedi, canını hırıldat al dedi.
 
Deli Dumrul kırk yiğit ile yiyip içip otururken ansızın Azrail çıka geldi. Azrail’i ne çavuş gördü ne kapıcı. Deli Dumrul’un görür gözü görmez oldu, tutar elleri tutmaz oldu. Dünya âlem Deli Dumrul’un gözüne karanlık oldu. Çağırıp Deli Dumrul söyler, görelim hanım ne söyler:
 Der:
‘’Bre ne heybetli ihtiyarsın
 Kapıcılar seni görmedi 
 Çavuşlar seni duymadı
 Benim görür gözlerim görmez oldu
Tutar benim ellerim tutmaz oldu
Titredi benim canım cûşa geldi
Altın kadehim elimden yere düş 
Ağzımın içi buz gibi  
Kemiklerim tuz gibi oldu
Bre sakalcığ ı akça ihtiyar 
Gözceğizi fersiz ihtiyar
Bre ne heybetli ihtiyarsın söyle bana 
Kazam belâm dokunur bugün sana dedi.
Böyle diyince Azrail’in hiddeti tuttu, der:
Bre deli kavat
Gözümün fersiz olduğunu ne beğenmiyorsun
Gözü güzel kızların gelinlerin canını çok almışım
Sakalımın ağardığını ne beğenmiyorsun 
Ak sakallı kara sakallı yiğitlerin canını çok almışım
Sakalımın ağarmasının mânası budur 
 dedi.
’’ 
Bre deli kavat övünüyordun: Al kanatlı Azrail benim elime geçse, öldüreydim, güzel yiğidin canını onun elinden kurtaraydım diyordun,
şimdi bre deli geldim ki senin canını alayım, verir misin yoksa benimle cenk edermisin dedi. Deli Dumrul der
Bre, al kanatlı Azrail sen misin dedi. Evet, benim dedi. Bu güzel yiğ
itlerin canını sen mi alıyorsun dedi. Evet,ben alıyorum dedi. Bre Azrail,
 ben seni geniş yerde istiyordum, dar yerde iyi elime girdin değ
il mi dedi. Ben seni öldüreyim, güzel yiğidin canını kurtarayım dedi. 
Kara kılıcını sıyırdı eline aldı, Azrail’e çalmağa hamle kıldı. Azrail bir güvercin oldu, pencereden uçtu gitti. İnsanoğlunun ejderhası Deli Dumrul elini eline çaldı, kah kah güldü. Der: Yiğitlerim Azrail’i n gözünü öyle korkuttum ki geniş kapıyı bıraktı dar bacadan kaçtı, mademki benim elimden güvercin gibi kuş oldu uçtu, ben onu bırakır mıyım doğana aldırmayınca dedi.
 
Kalktı atına bindi, doğanını eline aldı, ardına düştü. Bir iki güvercin öldürdü. Döndü, evine gelirken Azrail atının gözüne göründü. At ürktü, Deli Dumrul’u kaldırdı yere vurdu. Kara başı bunaldı, darda kaldı. Ak göğsünün üzerine Azrail basıp kondu. Demin mırıldanıyordu, şimdi hırıldanmağa başladı. 
 
 Der:
’ 
Bre Azrâil aman
Tanrının birliğine yoktur güman
Ben seni böyle bilmezdim
Hırsız gibi can aldığını duymazdım
Tepesi büyük büyük bizim dağlarımız olur 
O dağlarımızda bağlarımız olur 
O bağların kara salkımlı üzümü olur 
O üzümü sıkarlar alşarabı olur 
Oşaraptan içen sarhoş olur
Şaraplıydım duymadım
Ne söyledim bilmedim
Beylikten usanmadım yiğitliğe doymadım
Canımı alma Azrâil medet’’ 
 
Azrail der: 
Bre deli kavat bana ne yalvarıyorsun, Allah Teâlâ’ya  yalvar, benim de elimde ne var, ben de bir emir kuluyum dedi. Deli Dumrul der: Peki ya can veren can alan Allah Teâlâ mıdır? Evet, odur dedi. Döndü Azrail’e, peki ya sen ne eylemekli belâsın, sen aradan çık, ben Allah Teâlâ ile haberleşeyim dedi. Deli Dumrul burada söylemiş  , görelim hanım ne söylemiş:
 
Yücelerden yücesin
Kimse bilmez nicesin
Güzel Tanrı
Nice cahiller seni gökte arar yerde ister
Sen bizzat müminlerin gönlündesin
Dâim duran cebbar Tanrı
Baki kalan settar Tanrı
Benim canımı alacaksan sen al 
Azrâile almağa bırakma
 
Allah Teâlâ’ya Deli Dumrul’un burada sözü hoş geldi. Azrail’e nidâ eyledi ki madem deli kavat benim birliğimi bildi, birlime şükür kıldı, yâ Azrail, Deli Dumrul can yerine can bulsun, onun canı âzât olsun der. Azrail der: Bre Deli Dumrul Allah Teâlâ’nın emri böyle oldu ki Deli Dumrul canı yerine can bulsun, onun canı âzât olsun dedi. Deli Dumrul der: Ben nasıl can bulayım, yalnız, bir ihtiyar babam, bir ihtiyar anam var, gel gidelim, ikisinden biri belki canını verir, al,benim canımı bırak dedi.
 
Deli Dumrul sürdü babasının yanına geldi. Babasının elini öpüp söylemiş, görelim hanım ne söylemiş
 
Aksakallı aziz izzetli canım baba
Biliyor musun neler oldu
Küfür söz söyledim
Hak Teâlâ’ya hoş gelmedi
Gök üzerinde al kanatlı
Azrâile emreyledi 
Uçup geldi
Benim akça göğsümü bastırıp kondu
Hırıldatıp tatlı canımı alır oldu
Baba senden can dilerim verir misin?
Yoksa oğul Deli Dumrul diye ağlar mısın? 
 
Babası der:
Oğul oğul ay oğul
Canımın parçası oğul
Doğduğunda dokuz erkek deve kestiğim aslan oğul
Penceresi altın otağımın kabzası oğul
Kaza benzer kızımın gelinimin çiçeği oğul
Karşı yatan kara dağım gerek ise
Söyle gelsin Azrâilin yaylası olsun
Soğuk soğuk pınarlarım gerek ise
Ona binek olsun
Katar katar develerim gerek ise
Ona yük taşıyıcı olsun
Ağıllarda akça koyunum gerek ise
Kara mutfak altında onun öleni olsun
Altın gümüş para gerek ise
Ona harçlık olsun
Dünya tatlı can aziz
Canıma kıyamam belli bil 
Benden aziz benden sevgili anandır 
Oğul anana var…
 
Deli Dumrul babasından yüz bulamayıp sürdü anasına geldi. Der:
 
Ana biliyor musun neler oldu
Gökyüzünden al kanatlı Azrâil uçup geldi 
Benim akça göğsümü
Hırıldatıp canımı alır olur 
Babamdan can diledim ana vermedi
Senden can dilerim ana
Canını bana verir misin? 
Yoksa oğul Deli Dumrul diye ağlar mısın? 
Acı tırnak ak yüzüne çalar mısın? 
Kargı gibi kara saçını yolar mısın ana
 
Anası burada söylemiş, görelim hanım ne söylemiş :
 Anası der:
Oğul oğul ay oğul
Dokuz ay dar karnımda taşıdığım oğul
On ay diyince dünya yüzüne getirdiğim oğul
Dolma beşiklerde belediğim oğul
Dolu dolu ak sütümü emzirdiğim oğul
Akça burçlu hisarlarda tutulaydın oğul
Pis dinli kâfir elinde esir olaydın oğul
Altın akçe gücüne dayanarak seni kurtaraydım oğul
Yaman yere varmışsın varamam
 
Canımı kıyamam belli bil dedi, anası da canını vermedi.
Böyle diyince Azrâil geldi Deli Dumrul’un canını almağa. Deli Dumrul der: Bre Azrâil aman Tanrının birliğine yoktur güman Azrail der: Bre deli kavat daha ne aman diliyorsun, aksakallı babanın yanına vardın can vermedi, ak burçaklı ananın yanına vardın can vermedi, daha kim verecek dedi. Deli Dumrul der: Hasretlim vardır, buluşayım
dedi. Azrâil der: Bre hasretlin kimdir? Der: Elkızı helâlim var, ondan benim iki oğlancığım var, emanetim var, ısmarlayacağım onlara, ondan sonra benim canımı alasın dedi.
 
Sürdü helâllisinin yanına geldi, der:
 
Biliyor musun neler oldu
Gökyüzünden al kanatlı Azrâil uçup geldi 
Benim beyaz göğsümü bastırıp kondu
Benim tatlı canımı alır oldu
Babama ver dedim can vermedi
Anama vardım can vermedi 
Dünya şirin can tatlı dediler 
Şimdi Yüksek yüksek kara dağlarım sana yaylak olsun
Soğuk soğuk sularım sana içme olsun
Tavla tavla koç atlarım san binek olsun
Penceresi altın otağım sana gölge olsun
Katar katar develerim sana yük taşıyıcı olsun
Ağıllarda beyaz koyunum sana  _ölen olsun
Gözün kimi tutarsa
Gönlün kimi severse
Sen ona var
İki oğlancığı öksüz koyma
dedi.
Kadın burada söylemiş, görelim bakalım hanım ne söylemiş:
 
Ne diyorsun ne söylüyorsun
Göz açıp gördüğüm gönül verip sevdiğim
Koç yiğidim şah yiğidim
Tatlı damak verip öpüşğüm
Bir yastıkta baş koyup emiştiğim
Karşı yatan kara dağları
Senden sonra ben neyleyim
Yaylar olsam benim mezarım olsun
Soğuk soğuk sularını
İçer olsam benim kanım olsun
Altın akçeni harcar olsam benim kefenim olsun
Tavla tavla koç atını
Biner olsam benim tabutum olsun
Senden sonra bir yiğidi
Sevip varsam beraber yatsam
Alaca yılan olup beni soksun
Senin o namert anan baban
Bir canda ne var ki sana kıyamamışlar
Arş şahit olsun sekizinci kat gök şahit olsun
Yer şahit olsun gök şahit olsun
Kadir Tanrı şahit olsun
Benim canım senin canına kurban olsun
dedi, razı oldu.
 
Azrail hatunun canını almağa geldi.
İnsanoğlunun ejderhası eşine kıyamadı. Allah Teâlâ’ya 
burada yalvarmış , görelim nasıl yalvarmış:
 
Yücelerden yücesin
Kimse bilmez nicesin
Güzel Tanrı
Çok cahiller seni gökte arar yerde ister
Sen bizzat müminlerin gönlündesin
Dâim duran cebbar Tanrı
Ulu yollar üzerine
İmaretler yapayım senin için
Aç görsem donatayım senin için
Alırsan ikimizin canını beraber al 
Bırakırsan ikimizin canını beraber bırak 
Keremi çok kadir Tanrı  dedi.
 
Hak Teâlâ’ya Deli Dumrul’un sözü hoş geldi. Azrail’e emreyledi: Deli Dumrul’unbabasının anasının canını al, o iki helâlliye yüz kırk yıl ömür verdim dedi. Azrail de babasının anasının derhal canını aldı. Deli Dumrul yüz kırk yıl daha eşi ile ömür sürdü
 
 
 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir