KKTC de neler oluyor

YENİ MESAJ / KKTC

KKTC’de faaliyet gösteren Beşparmak Düşünce Grubu, özellikle Kuzey’de on yıllar içerisinde oluşan sosyo-ekonomik dokuyu zedeleyip halkı yeni travmalara tabi tutacak bir mülkiyet sisteminin iki kesimlilik yanında Kıbrıs Türkü’nün ekonomisine de ciddi darbe vuracağını, bazı sektörlerin çökeceğini açıkladı. Rum Lider Sayın Anastasiadis’in “tavizler olursa çözüm yarın bile olabilir” diyerek bunu “karşı taraf mantıklı olursa” gibi son derece talihsiz bir söylemle koşula bağlamasının görüşmeler sürecinin amaç ve ruhuna aykırı olduğunu dile getiren Beşparmak Düşünce Grubu, “Kıbrıs’ta olası bir uzlaşının tarafların birbirlerinin haklı tutum ve hassasiyetlerine saygı göstermesi ve iki kesimlilik ile eşitliğe dayalı yeni bir ortaklık hedefinden sapılmaması sonucu elde edilebileceği açıktır. Bu hedefe ters düşen tek yanlı söylem ve eylemler süreci zedeler, hatta anlamsızlaştırır. Kaldı ki, bu konuda eskiden beri üstüne düşeni fazlasıyla yapmış bulunan tarafın Kıbrıs Türk tarafı olduğu herkesçe bilinmektedir” açıklamasında bulundu.

KKTC ekonomisi çöker
Bu hassas süreçte atılan her adımın, söylenen her sözün, noktasına virgülüne kadar bağlayıcı addedildiğini ve bunlardan geri adım atılması pratikte mümkün olmayacağına vurgu yapan Beşparmak Düşünce Grubu’nun açıklamasında şunlar kaydedildi: “Mülkiyet konusunda atılabilecek herhangi bir yanlış adımın, konunun salt bireysel bir hakkın tanınmasının çok ötesinde, iki taraf arasında kalıcı, sürdürülebilir bir uzlaşıyı menfi yönde etkileyebilecek yansımaları olacaktır. Özellikle Kuzey’de on yıllar içerisinde oluşmuş bulunan sosyo-ekonomik dokuyu zedeleyip halkımızı yeni travmalara tabi tutacak bir mülkiyet sisteminin iki kesimlilik yanında ekonomimize de ciddi darbe vuracağı, diğer sektörler yanında bankacılık, turizm, tarım/hayvancılık, ticaret ve sanayi sektörlerimizin çökmesine neden olabileceği değerlendirilmektedir. Belirsizliğe dayalı, zaman itibarıyla herhangi bir hukuki kesinlik taşımayan, finansmanının ise nereden geleceği bilinmeyen bir mülkiyet rejiminin kişileri karşı karşıya getirerek sorunun toplumsal bazda ve etkin bir şekilde çözümlenmesini engellemesi kaçınılmaz olacaktır.
Ortaya konan tablonun 2004’te ayrı ayrı ve eş zamanlı referandumlara sunulan Annan Planı’ndaki mülkiyet rejiminin de gerisinde olabileceğini bu noktada belirtmek isteriz.”

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica