Kazakistan, Astana

Kazakistan Cumhuriyeti Devlet Başkanının 20 Ekim 1997 tarihli kararı ve Kazakistan Cumhuriyeti Parlamentosunun 6 Mayıs 1998 tarihli onayı ile Akmola (1961 yılına kadar Akmolinsk, 1961 ile 1992 yılları arasında Tselinograd, 1993 ile 1998 arasında Akmola) 10 Aralık 1997 tarihinde Kazakistan Cumhuriyeti’nin başkenti ilan edilmiştir. Akmola ismi Astana (bire bir çevrisi “başkent”) olarak değiştirilmiştir. Kazakistan’ın yeni başkentinin uluslararası arenadaki tanıtımı 10 Haziran 1998 tarihinde yapılmıştır.
Kazakistan’a ilk olarak 1920 yılından itibaren Orenburg (şu anda Rusya Federasyonu sınırları içinde) başkentlik etmiştir. 1925 yılında Kazakistan’ın başkenti Kzılorda’ya taşınmıştır. 3 Nisan 1927 tarihinde ülke başkenti olarak Alma-Ata (şimdi Almatı) ilan edilmiş, fiilen taşınma 1929 yılında gerçekleştirilmiştir.
Yeni sınırlar içindeki Astana’nın yüzölçümü 710,2 km2, nüfusu 1 Ağustos 2009 tarihi itibariyle 665,8 bin kişiye tekabül etmektedir. Astana, uluslararası ticaret ve kültür merkezine dönüşmektedir. Şehirde önde gelen devletler başkentinin standartlarına uygun idari, iş, sosyo-kültürel, bilimsel-eğitim ve ticari merkezlerin, konut, başkent altyapı tesislerinin inşaatına tam hız devam edilmektedir. İdari merkez alanında Devlet Başkanı Köşkü, Kazakistan Cumhuriyeti Parlamento ve Hükümet binaları bulunmaktadır. İş merkezine ofisler ve şirketler, ticaret merkezleri, oteller yerleşecektir. Sosyo-kültürel merkezde tiyatrolar, müzeler, dinlenme alanları, spor tesisleri yoğunlaşacaktır.
Tarihsel olarak birçok şehir eski kervan yolarının bulunduğu nehirlerin kesiştiği yere inşa edilmiştir. Bağımsız Kazakistan’ın başkenti istisna değildir. Bugün Astana’nın yerleşik olduğu havalinin eski ismi, Ural ve Sibirya’yı Orta Asya ile bağlayan Büyük İpek Yolunun kuzey kolunda bulunan Kazak yerleşim biriminin adıyla Karaötkel [Karageçit] olarak bilinmektedir.
Ezelden beri bu topraklara kabile karargahları konuşlanmış, yazlık görüşmeler yapılmış, askeri ve ekonomik, Büyük Bozkır– Sarıarka üzerinden kışlık otlaklara geçiş gibi önemli konular görüşülmüştür. İşim nehri üzerinden elverişli kervan yolu, İşim nehri sahilinde Karaötkel vadisinde 1832 yılında tüm Kazak obaları temsilcilerini toplandığı kurul kararı ile Akmola askeri istihkamı – Akmola bölgesinin kurulmasını sağlamıştır.
Daha sonra havali, büyük sayılarda hayvan alışverişinin yapıldığı ticari pazar merkezi haline gelmiştir. Pazarlar süt ürünleri çeşidinin (kımız, şubat, ayran, kurut, kaymak vd) bolluğu ve zenginliğiyle ün salmış ve havaliye AK MOL – beyaz bolluk yani “sütbol” ismini kazandırmıştır. Taşkent’ten Ural ve Rus İmparatorluğunun diğer bölgelerine giden kervan yolu üzerinde avantajlı konumda bulunan Akmolinsk önemli ticaret merkezine dönüşmüştür.
1862 yılında Akmola istihkamı kent statüsünü almış, birkaç yıl sonra – 1869 yılında – Omsk merkezli aynı ismi taşıyan bölgenin oluşması ile Akmola kaza merkezi olmuştur.
Avantajlı coğrafik konumu Akmolinsk’in hızla gelişmesini sağlamıştır. ХХ. yüzyılın başından itibaren ve Sovyet hükümetinin ilk yıllarında şehir büyük ulaşım kavşağına dönüşmüştür. 1929 yılında Borovoye-Akmolinsk, 40’lı yıllarda ise Akmolinsk-Kartalı demiryolu hattı inşa edilmiştir. Ülkenin demiryolu ağına dahil olması şehirde ve bölgede çeşitli sanayi sektörlerinin gelişmesini tetiklemiştir. 1939 yılında Akmolinsk eyalet merkezi statüsünü kazanmıştır. İkinci Dünya savaşı yıllarında ulaşım ağı sayesinde Akmolinsk askeri birliklerin ve birimlerin oluşturulmasında önemli rol oynamıştır. Burada üç piyade ve süvari tümeni oluşturulmuştur. Buraya ülkenin cephe önü bölgelerinden sanayi tesisleri ve halkı nakledilmiş, binlerce yaralı ile tahliye hastaneleri yerleştirilmiştir. Savaş yıllarında Akmolinsk’te tarım makinelerinin semeresi – “Kazakselmaş” fabrikası kurulmuştur.
Şehir ve ekonomisinin gelişimi 50-60’lı yıllarda bakir ve sürülmemiş toprakların işlenmeye başlamasıyla yeni ivme kazanmıştır. Şehirde makine yapım, inşaat malzemeleri sanayi, enerji, hafif ve gıda sanayi, ulaştırma, haberleşme ve telekomünikasyon kurumları faaliyet göstermeye başlamıştır. Pedagoji, tarım, tıp ve inşaat mühendisliği enstitüleri, bazı meslek liseleri ve okulları açılmıştır. Yoğun şekilde altyapı geliştirilmesine devam edilmiştir. 1961 yılında şehir bakir toprakları işleme merkezi olmuştur.
XX. yüzyılın 90’lı yıllarının ortasına doğru şehir gelişmiş idari, ticari ve kültür merkezine dönüşmüştür. Şehirde 36 ortaokul, yaklaşık 90 okul öncesi kurum, 35 meslek lisesi, 16 orta dereceli meslek eğitim kurumu bulunmuştur. Burada 65 sağlık kurumu, iki stadyum, iki sağlık ve spor tesisi, spor ve gençlik merkezi faaliyet göstermekteydi. Şehrin kültür yaşamında iki drama tiyatrosu, dört sinema salonu, dört kültür merkezi, 100’ün üzerinde kütüphane ve iki müze büyük rol oynamıştır.
1998 yılında başkentin taşınması ile şehrin ve tüm ülkenin yaşamında yeni bir aşamaya geçilmiştir. İki yıldan az bir sürede idari binaların restorasyonu yapılmış, devlet memurları için 3200 yeni konut inşa edilmiştir. Devlet yapılarında çalışanlar, mimarlar, inşaatçılar, ülkenin birçok bölgesinden çeşitli alanlardan uzmanlar şehre taşınmıştır. Genel plana göre 2030 yılında şehrin nüfusu 1 milyon kişiye ulaşacaktır.
Astana UNESCO tarafından barış şehri olarak ilan edilmiştir. Bu başarıların mükafatı, ama en önemlisi güven kredisidir. Astana “sosyal refahın model şehri” olarak gelişmektedir. Şehir belediyesi eğitim, sağlık ve kültüre büyük kaynaklar aktarmaktadır.Yeni başkentin mimari görüntüsü büyük öneme sahiptir. Temelini dünyaca ünlü uzman Kisho Kurokawa imzalı Genel plan oluşturmuştur. Şehir planlaması çözümlerinde Kazakistan ve Japonya mimarlarının yanı sıra Almanya, İngiltere, Bulgaristan, İsviçre, Doğu ülkeleri mimar ve uzmanları yer almıştır. Büyük çok uluslu ekip projeye yeni yüzyılın dünya mimarisinin en iyi eğilimlerini yansıtmıştır.
Genel planın en büyük özelliği, şehrin yeni ve mevcut kesimlerinin kompozisyon bütünlüğünün oluşturulması olmuştur. Bu, gelişmiş ulaşım şebekeler sistemi, eski merkezin temel kompozisyon eksenlerinin korunarak, estetik şekilde yeni merkeze geçişinin yapılması, konforlu yaşam ortamının oluşturulması sayesinde mümkün olmuştur.
Başkentin yeni kesiminin bulunduğu İşim nehrinin sol sahilinin kompozisyonu, uzunlaması boyunca büyük kamu binaları, konut, kültür, ticaret ve sosyal tesislerin yerleştirildiği meridyen yönünde geniş kordon şeklini almıştır. Burada “KazMunayGaz” ulusal şirketin binası, Ulaştırma ve Haberleşme, Savunma, Dışişleri Bakanlık binaları, Milli kütüphane binası ve diğerleri yükselmiş durumdadır. Şehrin ana meydanını Senato ve Meclis binaları, Kazakistan Cumhuriyeti Devlet Başkanı Köşkü “Ak-Orda”, diğer hükümet binaları oluşturmaktadır.
Yeni bulvar ve meydanların merkezinde, orijinal ince işlenmiş, izleme alanından tüm şehrin panoraması gözlemlenebilecek tesis şeklinde planlanan 97 metre yüksekliğe haiz “Astana-Bayterek” kulesi inşa edilmiştir.
Bugün Astana, Doğu ve Batı kültürünün ahenkle sentezlendiği bir kenttir. Kazakistan’ın başkenti, Kahire, Ankara, Gdansk, Kiev, Riga, Vilnyus, Taşkent, Moskova, Berlin, Budapeşte, Minsk ve Kişinev gibi dünyanın birçok büyük kentleriyle sıkı temaslar kurmuş durumdadır.
Astana, uluslar arası başkent ve büyük kentler Asamblesi üyesidir.
Astana, büyük kültür merkezidir. Başkentte kültür kurumları ağı gelişmektedir. Sinema salonları, müzeler, Kazak K. Kuanışbaev Müzikal Drama Tiyatrosu, Rus M. Gorkiy Drama Tiyatrosu, K. Bayseitova Opera ve Bale Tiyatrosu, Devlet Başkanı Kültür Merkezi, Çocuk ve Gençler Sanatı Merkezi ve Devlet Filarmonisi faaliyet göstermektedir. Müzikal tiyatro, sirk, hayvanat bahçesi, milli enstrümanlar ve dekoratif-uygulamalı sanat müzesinin inşası Astana’yı gelişmiş kültür-eğlence merkezler zincirli dünyanın en büyük kentleri arasında yer almaya yaklaştırmaktadır. Yeni başkentin görülmeye değer yerlerinden biri, modern Kazakistan’ın tüm haritasının temsil edildiği “Atameken” etnik-anıtsal parktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

thirty five − = 26