TÜRK ATA SÖZLERİ TÜRK FELSEFESİDİR | |

TÜRK ATA SÖZLERİ TÜRK FELSEFESİDİR

TÜRK ATA SÖZLERİ TÜRK FELSEFESİDİR
“Türkçe ile felsefe yapılamaz” yargısı içi boş, anlamsız ve yanlış bir sözdür. “Felsefe yapmak için Osmanlıcaya ya da İngilizceye başvurmamız lazım” cümlesi de ya bilmezliğin eseri, ya da Türkçeyi itibarsızlaştırma, işlevsiz kılma, yadsıma ve dışlama niyetinin ürünüdür. Arapça ve Farsça kelime ve tamlamalar olmadan saf Türkçeyle felsefe yapılamaz yargısı, bilimsel gerçeklere ve somut gerçekliğe taban tabana terstir.
Saf Türkçeyle felsefe yapılmıştır, yapılır ve yapılacaktır. Türkçe, bütün duygu, düşünce, hayal ve olguları en ince ayrıntılarına kadar ifade edebilme yeteneğine sahip çok zengin bir dildir.
En başta “felsefe” teriminin karşılığı, çok güzel bir Türkçeyle “bilgelik”tir. Bizde filozof bilge, felsefe de bilgeliktir.
Her milletin kendine özgü bilgeliği vardır. Her dil, kendi bilgelik birikimini karşılama gücüne sahiptir. Ayrıca her milletin kendine özgü bir bilgelik üretme şekli vardır.
Bilgelik dünyaya, hayata, olaylara, varlığa, zamana, mekâna, yaratılışa, bilgiye, ahlaka, güzelliğe, akla, dile, gerçekliğe, doğruluğa, adalete bir açıdan bakış şekli, bu kavramlarla ilgili düşünce üretme sanatıdır. Bilgelik, var oluşu, bunun değişik görünümlerini ve işleyiş şeklini anlamaya, açıklamaya, anlamlandırmaya, yorumlamaya ve değerlendirmeye çalışan düşünme çabasıdır. Böylece bilge dediğimiz kişi, aynı zamanda insanlara yol ve yön tayin eden, aydınlatan bir kişidir.
Bu bağlamda Türk atasözleri, tamamen denilecek ölçüde saf Türkçe cümlelerdir ve neredeyse tamamı Türk millî ruhunun, vicdanının, aklının, zekâsının ve yaşantı deneyimlerinin bilgece ifadeleridir.
Kişinin birisi İngilizce bir felsefe metni almış, altına da uyduruk Türkçe ile bir tercümesini koymuş, sonra da Türkçenin İngilizce felsefe metnini karşılamada yetersiz olduğu gibi dahice(!) bir yorum yapmış. Bu vatandaş bilmiyor ki her millet ve dil, kendine özgü felsefe yapar. Başka milletler gibi felsefe yapmak ve başka milletlerin terimlerini kullanmak zorunda değildir. Kendi terimini kendisi üretir. Saf Türkçenin de kendine özgü bir gönül dili vardır. Biz felsefeyi daha çok edebiyatla, şiirle, özdeyişle yaparız. Bu gönül dili kelime ve terimlerini İngilizceye tam olarak çeviremezsiniz. Nasıl biz İngilizler gibi düşünmek, felsefe yapmak zorunda değilsek; onlar da bizim gibi duymak, düşünmek ve ifade etmek zorunda değildir. İngilizin yaptığı işi tek ölçü kabul edip, felsefe onların yaptığıdır, biz onlar gibi yapamıyoruz demek, aşağılık duygusuna kapılmak ve eziklik duymak demektir.
Çok zengin Türk atasözleri birikimine sahibiz. Atasözlerimiz, yüzyıllar boyu Türk milletinin yaşadığı deneyimlerinin, zekice buluşlarının, duygu ve düşünce dünyasının sonuçlarıdır. Ayrıca çok zengin bir anlam dünyasını kısa ve öz bir anlatımla özdeyiş halinde ortaya koyan büyük bir edebiyattır.
Bir Türk atasözleri sözlüğü alın ve baştan okumaya başlayın. Göreceksiniz ki hemen hepsi, saf Türkçeyle söylenmiştir. Yine hemen hepsi de varlıkla, bilgiyle, ahlakla, güzellikle ve felsefenin diğer alanlarıyla ilgili en doğru, en güzel, en mantıklı açıklamalara sahiptir. Türk milletinin ortak aklının, zekâsının, duyma, düşünme biçiminin ve ortak yaşantı deneyimlerinin süzülmüş bir özdeyişi olan Türk atasözleri edebiyatı, dev bir birikim olarak duruyor. “Ne mutlu Türküm” diyen her Türk, bunu görür ve anlar. Türklüğü bütün simge, değer ve kurumlarıyla yok etmeyi politikalarının temeline koyanlar ise sadece görevlerini yapıyorlar. Bu durumu “Her yanlış bir nakış” bilgeliğiyle bitirelim. “Beşikten ötesi gurbet” de derin bir felsefedir, hatırlatalım.
Prof. Dr. Nurullah Çetin
0Shares

admin

Bir cevap yazın