Han unvanını kullanmadan cihangir olan Timur kimdir?

Han unvanını kullanmadan cihangir olan Timur kimdir?

Hiçbir zaman da han unvanını kullanmadan “emir”, “gürgen” (küregen) unvanıyla saltanatını sürdürdü.

  • 1
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    1
    Share

1336 yılında Keş (Şehr-i-Sebz) yakınlarında Türk tarihinin sayısız mareşalleri içerisinde en ilginç kişilik dünyaya geldi. Kullandığı takvim dahi eski Türk takvimiydi. Çağatayca devletinin ve ordusunun dili olan lehçeydi. Moğollarla hiçbir bağlantısı olmadığı halde anasının Cengiz Han soyundan geldiği iddiasıyla bu hanedana yakınlığını ilan etti. Hiçbir zaman da han unvanını kullanmadan “emir”, “gürgen” (küregen) unvanıyla saltanatını sürdürdü. Bu saltanat 69 yıllık bir yaşamın sonunda Çin seferine çıkan ordusunun başında bitti.

Han unvanını kullanmadan cihangir olan Timur kimdir?
Hiçbir zaman da han unvanını kullanmadan “emir”, “gürgen” (küregen) unvanıyla saltanatını sürdürdü.

ARALIK 1402

Bir cihangirdi ve cihangir olmayı çok genç yaşta planlamıştı. Ateşli silahlar çağına geçmeyen bir düzende büyük bir mareşal oldu. Politikası ilginçti. Cihangirin Asya’yı bir baştan bir başa geçip Rusya steplerine hatta Ege kıyılarına ulaştığı malum. İran üzerinden Suriye’ye geçti. Şam’da İbn-i Haldun’la görüştü. Bütün asırların en dâhi sosyoloğu onu teshir etti, büyüledi, o da İbn-i Haldun’u… Ortaçağda Arapça ve Farsça konuşan dünyada İbn-i Haldun kadar Türk tarihini bilen birisine çok az rastlanır. Çin seferine giderken bugünkü Kazakistan’daki Otrar şehrinde öldü. Büyük savaşlarının hepsini Müslüman devletler ve hükümdarlarla yaptı, bu nedenle bir cihangir olmasına rağmen İslam cihadını yürüten bir komutan olarak nitelendirilebilir mi? Evet, çünkü bir istisna bunu mümkün kılıyor. İzmir’i St. Jean Şövalyeleri’nin silahlı korumasındaki Ceneviz hâkimiyetinden aldı. 1402 Aralık’ındaki bu fetihle Türkiye tarihi ve coğrafyası İzmir’i ebediyen kazandı.

PARLAK MEDENİYET

Rodos veya St. Jean Şövalyeleri dediğimiz takım kolay teslim olacak birileri değildi. Hele kale savunmaları Fatih Sultan Mehmed’e dayanmış ve onun başaramadığı Rodos fethini ancak Kanuni uzun bir muhasarayla ve virayla yani savunmacıları gemi ve silah ve paralarıyla serbest bırakarak tamamlayabilmişti. Rodos Şövalyeleri’nin Timur’un kurnaz politikalarından ve amansız, hızlı saldırılarından yeterince haberdar olmamaları İzmir’in kolay teslimini sağlamıştır. Timur devleti garip bir imparatorluktu. Orta Asya onun zamanında ve hatta kendisinden sonra daha yarım asır İslam kültür ve ilminin hatta dünyadaki bilimsel gelişmelerin içinde öncü ve müstesna yeri olan bir bölgeydi. Semerkant’ın medreseleri ve yapıları bu parlak medeniyetin izlerini taşır. Torunu Uluğ Bey ise Doğu medeniyetinin son büyük astronomi, matematik uzmanıydı.

KAZANDIRAN TAKTİKLER

Yıldırım Bayezid’le 1402’de Çubuk civarındaki meydan muharebesi Atatürk tarafından tahmin edilen Esenboğa Havaalanı’nda cereyan etmiş, alan inşası sırasında savaşın kalıntısı olan oklara rastlanmıştır. Bu savaş politik bakımdan tam bir başarıydı. Yıldırım Bayezid’in kavrayacağı bir dünya değildi. Osmanlı ordusunun güvendiği bütün kuvvetler çoktan Emir Timur tarafından elde edilmişti. Muharebe için yorgun argın gelen Osmanlı kuvvetleri meydana çöktüklerinde adamakıllı da açtılar. Timur tarafından anında verilen işaretle Yıldırım Beyazıt Han kuvvetlerinin parçalandığı görüldü. Savaş teknikleri Cengiz Han ordularınınki gibiydi. Ama bu teknik ve taktikler çok değişmiş ki Toktamış’ın Altınorda ordusunu da gene kolaylıkla yendi. Kendinden bir evvelki kuşağın savaş taktik ve tekniklerini unutan Toktamış Han, Timur’un çok iyi özümsediği o silahlar ve stratejiyle yenildi ve Altınorda’nın da çöküntüsü başladı.

GELDİ, YENDİ, GİTTİ

Osmanlı Devleti’nin Ankara yenilgisiyle bir daha mahalli beyliklere güvenmeyen merkezi şedid bir kapıkulu sistemine dayanarak 15. asır imparatorluğunu inşa ettiği açıktır. Zaten devletin asıl önemli olan Rumeli kısmı ayakta kalmıştı. Fetret devri sonunda imparatorluğun o taraftan doğduğu görüldü. Çelebi Sultan Mehmed’in kardeşleriyle olan mücadelesinde adeta Timur’unkine benzer bir politika ve strateji uyguladığı görülüyor: Kuvvetler dengesini bozmak ve bozgundan yararlanmak. Orta Asya ve İran’ın her yerinde eserler bıraktı. İsfahan’daki Mescid-i Cuma’da bile Timur devrinin katkıları görülür. Anadolu’da ve Suriye’de ise böyle bir faaliyeti yok, zaten geldi, gördü, yendi ve gitti.

TARTIŞILDI, TARTIŞILACAK

Hiç şüphesiz ki önemli bir devir.

Timur devir üzerinde kısa elden ve

yetkin bir kaynak isteyenler İslam

Ansiklopedisi’ndeki İsmail Aka’nın kaleme aldığı Timur maddesini okumalıdırlar. Atatürk’ün stratejisine hayran olduğu, umum Türk tarihinin çok tartışılan ve tartışılacak önemli bir mareşali olduğu açıktır.

Kaynak, Hürriyet Gazetesi, İlber ORTAYLI hocanın yazısının bir kısmı.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

5 + one =

Yandex.Metrica google reklamı
atahun