Cts. Tem 20th, 2019

Kazak Şair Şahkerim (Şakarim) Kudayberdiulı’nın Şiirleri

10 min read

Kazakça Sevgili Şiirler

Burınğı bäyitşini bilemisiñ, men aytsam onıñ kim dep külemisiñ. Sabırbay, Janak, Şöje, Kenşimbay dep, tük bilmey onan özge jüremisiñ. Nawayi, Sağdi, Şamsi, Fuzuli bar, Saykali,Hoca Hafız, Firdowsilar. Bayitşi, elden askan şeşen bolıp, Älemge sözdin nurın jayğan solar (Şakarim 2008: 137).

“Sen eski beyitçileri (şairleri) hiç bilir misin? Ben onları söylemeye başlarsam ‘onlar da kim?’ diye gülecek misin; yoksa Sabırbay, Janak, Şöje, Kenşimbay (gibi halk ozanlarının isimlerini verir), sadece onlarla yetinecek misin? Asıl şairler, herkesten üstün söz söyleyenler, dünyaya sözün ışığını yayanlar Nevâî, Sadî, Şemsî, Fuzûlî, Sayhalî, Hâfız-ı Şirâzî ve Firdevsî’dir.”

Bütin älem baylanğan sıykırıña Men jındandım asık bop sol nurıña. Şirk, iman, şıkkan jan arman emes Kolımdı bir tiygizsem burımıña (Şakarim 2008: 281).

“Bütün dünya senin sihrinle büyülenmiş. Ben ise senin ışığına olan aşkımdan mecnun olmuşum. Şirk, iman, canımın çıkacak olması hiç umurumda değil. Yeter ki senin örgülü saçlarına elim bir değsin.”

Jupar şaşkan tulımıñ bir birine örilgen Jete almadı bilimim nege nurlı köringen.(Şakarim 2008: 70)

“(Ey, Sevgili!) Senin hoş kokulu iki yüzüne doğru sarkan (tulım) saçların bir birine sarılarak örülmüştür. Neden bu kadar nurlu göründüğünü anlamaya benim bilgim yetmiyor.”

Meniñ jarım kız emes, hakıykattıñ şın nurı Onı sezer siz emes, közden tasa bul sırı (Şakarim 2003: 68).

“Benim yârim kız değildir; o hakikatin, hakkın ışığıdır. Onun sırrını göz göremez, bu yüzden siz bunu algılayamazsınız.”

Nurğa baysın, nurıñnan zeket parız Men kedeymin nur surap kıldım arız. Bir karasan tiriler öli denem Karamasan moynıñda keter karız (Şakarim 2008: 281).

“Sen bir nur zenginisin, dolayısıyla nurundan zekât vermen sana farzdır. Ben ise fakirim, nûr isteğimi arz ediyorum. Senin bir bakışınla ölü tenim dirilir. Şayet bakmazsan (farzı yerine getirmediğinden dolayı) sen borçlu kalırsın.”

Äbden tolıp jarık ay, joğarılap örledi Talasıp jarğa baykamay nurı kemin körmedi. Jar kiyesi atkan son sekpil tüsti betine Asılık aytıp şatkan son kayaw tüsti şetine. Kün sayın ketti şeginip ketile berdi ketile Uyalıp äbden jeñilip jete almadı niyetine. Karmaktay beli bügildi talasuwdan tüñildi Janı şıktı jığıldı talaştı eken nesine (Abdiğaiyulı 2008: 31).

“Parlak ay iyice dolunay şeklini aldı ve yükseldikçe yükseldi. Kendi nurunun noksanlığını fark etmeyerek sevgiliyle yarışmaya kalktı. Sevgilinin kahrına uğrayınca yüzü çillendi. Âsi davranıp ileri geri konuşunca kenarına bir leke düştü. Her geçen gün uzaklaştıkça uzaklaştı ve inceldi. Sonunda amacına ulaşamadı, utanç içinde mağlup oldu. Beli büküldü ve bir oltaya benzedi. Sonunda sevgiliye kafa tutmaktan vazgeçti ve canı çıktı. (Keşke) hiç (böyle bir şeye) girişmeseydi.”

Karmaktay beli bügildi talasuwdan tüñildi Janı şıktı jığıldı talaştı eken nesine (Abdiğaiyulı 2008: 31). “Parlak ay iyice dolunay şeklini aldı ve yükseldikçe yükseldi. Kendi nurunun noksanlığını fark etmeyerek sevgiliyle yarışmaya kalktı. Sevgilinin kahrına uğrayınca yüzü çillendi. Âsi davranıp ileri geri konuşunca kenarına bir leke düştü. Her geçen gün uzaklaştıkça uzaklaştı ve inceldi. Sonunda amacına ulaşamadı, utanç içinde mağlup oldu. Beli büküldü ve bir oltaya benzedi. Sonunda sevgiliye kafa tutmaktan vazgeçti ve canı çıktı. (Keşke) hiç (böyle bir şeye) girişmeseydi.”

Ay ölgen son kün şıktı, men jeñemin onı dep Aydan göri men mıktı bolmadı aydın jolı dep. Jarım nurın şaştı da kün betine karadı Kün uyalıp kaştı da tım tömendep baradı. Nurın sürtip topırakka zäresi abden uştı da Kaşarın bilmey kay jakka tığıldı jerge tüsti de” (Şakarim 2008: 47).

“Ay ölünce güneş çıktı ve ‘ben onun (sevgilinin) üstesinden gelirim’ dedi; çünkü ben aydan daha güçlüyüm, ay şanssız çıktı. ( O öyle deyince) Benim Sevgilim ışık saçarak güneşin yüzüne baktı. Güneş (bu dediklerinden) utanarak aşağı doğru inmeye başladı. Sonra ışınlarıyla toprağa toslayarak durdu ve nereye kaçacağını şaşırdı. (Sonra) yerin altına saklandı.”

Meniñ jarım kanday jar, ay öldi de kün kaştı Mağınasın baykañdar sırlı sözim sırdı aştı (Şakarim 2008: 48)

 “Benim sevgilim nasıl bir güzeldir ki, onun karşısında ay öldü, güneş kaçtı. Bu söylediklerimin anlamını iyice düşünün, çünkü benim sırlı sözlerim gerçek sırrı açtı.”

Kimge kelse bir päle jar jibergen kölenke Jaksılık bolsa eger de jar nûrınan bir sawle (Şakarim 2008: 48).

“Her kime bir kötülük geldiyse o sevgilinin gönderdiği bir gölgedir. Her kim bir iyilikle karşılaştıysa o da sevgilinin nurundan bir huzmedir.”

Bul älemniñ är türi bölek emes eş biri. Bäri de Jardıñ bir sırı ne köleñke ne nurı (Şakarim 2008: 48).

“Bu âlemde her ne varsa her şey için bu geçerlidir; yani yaratılan her şey Sevgilinin bir sırrıdır; ya gölgesidir veya nurudur.”

Jardın konak üyinde tınıştık kayda, tıñ kayda? Konırawlatıp kün tünde dep tur ‘ayda, jük bayla’ (Şakarim 2008: 148).

“Sevgilinin konukevinde dinlenmek, nefeslenmek diye bir durum söz konusu değildir; gece gündüz ziller çalınır ve ‘hadi yükleri bağla!” diye sürekli emredilir”

Nurına kün nurı jetpes, kası – jay, kirpiği ok rettes Könilden sureti ketpes, jüzi – sıykır, şaşı tuzak. Kara közi ötip oyğa aseri jayılıp boyğa Turğanday şakırıp toyğa boyımda jok sabır-turak. Erninde kıyın sır bar janım soğan tım ıntızar (Şakarim 2008: 255).

“Sevgilinin ışıkları güneşin ışıklarından çok fazladır. Kaşı yaya, kirpiği oka benzer. Yüzü sihirli, saçları tuzak olan sevgilinin hayali hep gönüldedir. Siyah gözleri düşünceyi esir almış, tesiri bütün vücudu sarmıştır. Sanki (âşığı) düğüne davet ediyor gibi, (âşıkta) hiç sabır kalmadı. Onun dudaklarında ise çok çetin bir sır var, âşığın canı aşırı derecede onu arzulamakta.”

Jan deneden jalıktı ‘jandı al’ dedim jarıma ‘Ol sasığan balık-tı, kim kumar’ dedi janına. ‘Sasıp ketse janımdı taza suwmen juwayın Appak kılıp tanimdi dedim kayta tuwayın (Şakarim 2008: 111).

“Sevgiliye ‘Canım tenimden bıktı, usandı ne olursun canımı al’ diye yalvardım. ‘Senin kokuşmuş balık gibi olan canın kime lazım?’ diye cevap verdi. ‘Kokuşmuşsa canımı temiz suyla yıkayayım, tenimi adeta yeni doğmuş gibi tertemiz edeyim’ dedim.”

Kayterimdi bilmedim jar biler dep kısıldım Ömirdi közge ilmedim kanjarğa moyın usındım (Şakarim 2008: 112).

“Ben ne yapacağımı bilemedim; sevgilim içine düştüğüm (şaşkın) durumu anlayacak diye zorlandım. Hayattan vazgeçerek (sevgilinin elindeki) hançere kendi rızamla boynumu uzattım.”

Şaptı jarım basımdı aram kanım tögildi Napsi darğa asıldı o da jannan tüñildi (Şakarim 2008: 112).

“Sevgilim kafamı kesti de haram kanım döküldü. Nefis darağacına asıldı, o da candan vazgeçti.”

Öz jarına şapkızdım bas karızı mende jok Janğa jarın tapkızdım armansız mendey pende jok (Şakarim 2008: 113).

“Sevgilinin kendisine kestirdiğim için kafa borcumdan kurtuldum. Canla sevgiliyi buluşturdum; benden daha şanslısı var mı?”

Jendet közin mağan sal, imanım men janımdı al Jaña jan men iman sal, kayta jarat rahım kıl (Şakarim 2008: 141).

“Hey cellat (olan sevgili), bana bak, benim imanımı ve canımı al. Bana yeni can ve iman vererek tekrar yarat, merhamet et bana.”

“Es jıyuwım boldı kıyın, esirkedi keldi jar Kıldı rahım ömir üyin öz basıma kulatıp” (Şakarim 2008: 228).

“Benim kendime gelmem çok zordu; sevgili beni esirgedi. Hayat evimi başıma yıkarak bana merhamet eyledi.”

Tıyanak körme jalğandı, kuwa berme armandı Payğambar men sahaba, sen tügil sodan kalğan-dı. Esin barda elin tap barğanda kirer jerin tap. Jaratkannın kulısın jağatuğın ebin tap. Jalğandı talak kılıpsıñ, bas-ayağın bilipsiñ. Esi şıkkan kisidey kur sandalıp jüripsin (Şakarim 2008: 18).

“Her şeyi dünyadan ibaret zannetme, heveslerinin peşinden koşmaya son ver. (Sen kim oluyorsun ki) Bu dünya peygamber ve sahabelerine bile vefa göstermemiştir. Aklın yerindeyken asıl yurdunu bul, oraya gidince gireceğin kapıyı belirle. Yaradan’ın kulu olduğunu unutma, öyleyse onun hoşuna gidecek işler yap. Yalan dünyayı talak etmişsin (bu seviyeyi kavraman çok iyi), başını sonunu anlamışsın, bu güne kadar geçirdiğin günlerine yazık, ne kadar boş geçirmişsin.”

Ajal mağan arak bersen, keimey mas bolıp ölsem. Kıyamette türegelsem, ayıkpay kuwanıp jürsem. Suraw mastan alınbasa, künam kirge salınbasa Dozak otı jalındasa, onı jar nurı dep bilsem. Kıyal emes tilegim şın bul imannan tabılmas min. Körer edin talay sırın jüregimdi jarıp tilsem (Şakarim 2008: 19).

“Ey, ecel (keşke) bana içki versen de sarhoş olarak ölsem. Kıyamet gününde ayılmadan yerimden kalksam ve sevinçle coşsam. Sarhoşu sorguya çekmeseler, günahlarımı mizana koymasalar. Cehennem ateşi harıl harıl yansa da, ben onu sevgilinin nuru olarak algılasam. Bütün bunlar hayal değildir, benim imanım noksansızdır; kalbimi açsam ne sırlar olduğunu sen de görürdün.”

Altınday kızıl araktın asılın akel ayakşı-ay Anık sırın alemnin aşa almaymın mas bolmay. Kızıl gül arbap bulbuldı koyar ma közin arbamay Sıykırğa bası ilindi şıdasın kaytip sayramay (Şakarim 2008: 27).

“Ey sâkî! Kızıl altına benzer en asil şarabı bana getir; çünkü sarhoş olmazsam kâinatın sırrını anlayamam. Kırmızı gül bülbülün gözlerini nasıl kamaştırdıysa ve büyülenen bülbül nasıl şakımaya başladıysa (benim durumum da aynı ona benzer).”

Hakıykattın kımızın işip bugin mas edim Tazalap jürek ındızın narestedey jas edim (Şakarim 2008: 122)

Bugün hakikatin kımızını içerek sarhoş oldum; kalbin pasını temizleyince sabi gibi körpecik oluverdim.”

Jasırıp tur jar özin bas közimen karama Jüreginnin aş közin jannın sırın arala Körem desen jarımdı mas bol jürek tazala (Şakarim 2008: 38).

“Sevgili kendini gizlemiştir, sen ona baş gözüyle bakma. Kalp gözünü açıp can sırrına erişmelisin ki (onu görebilesin). Sevgiliyi görmek istersen sarhoş ol ve kalp gözünü aç.”

Akıldan oyğa sır tarap, ümittin otı janğan kün. Jar esirkep beri karap nurına jürek kanğan kün. Eski imandı otka örtep asıl iman ağlan kün. Asık jardı taptım dep hakiykatka nanğan kün. Jar nurına mas bolıp jaralı jürek talğan kün. Bayansızğa kas bolıp akka könil sağlan kün. Tauıp alıp tilekti ustap turıp bilekti. Sanalı şerli jürekti sarı altınğa malğan kün (Şakarim 2008: 22).

“O gün öyle bir gün ki; akıl düşünceyi esir almış, ona gerçek sırrı bildirmiş ve ümit kıvılcımı alevlenmiştir. Eski inandıklarımın hepsini ateşe vererek yeniden iman kazanılmıştır. Sevgiliyi bulduğumu söyleyerek hakikate inandığım bir gündür. Sevgilinin ışığıyla sarhoş olmuş kalbimin baygın düştüğü bir gündür. Sevgiliyi bulunca onun bileklerine sımsıkı sarılarak, dertli kalbimi yârimin saf altından olan hazinesine boğduğum bir gündür.”

İyesiz özim kestim kindigimdi, zorğa aştım tar üngirde tündigimdi. Sürgen ömir jayımdı tügel uksan sonda anık bilersin kimdigimdi (Şakarim 2008: 15).

 “Ben sahipsizim, kendi göbeğimi kendim kesmişim, dar mağarada penceremi büyük bir sıkıntıyla açmışım. Hayat hikâyemi baştan sona anlarsan, ancak o zaman benim kimliğimi anlamış olursun” diyerek toplumsal gerçeklere işaret etmiştir.

Arak- akıl, mastık – oy, jar – hakıykat jan – napsi, şatak – iyman, din – kıyanat. Maskünem ayelsüygiş dinsiz ğoy dep Sırım bilmey sırtımnan kılma ğaybat (Şakarim 2008: 38).

“Arak (içki) akıl, sarhoşluk düşünce, yâr hakikat, can nefis, engel iman demektir. (Bu yazdıklarıma bakarak ne demek istediğimi anlamadan) gerçekleri öğrenmeden sakın kadın peşinden koşan ayyaş olduğumu söyleyerek gıyabımda konuşmayın.”

0Shares

Bir cevap yazın

Atahun

Name

Copyright © All rights reserved. | Newsphere by AF themes.
Flag Counter