Sabah, Akşam ve Yatsı Namazı Neden Sesli Okunur? | |

Sabah, Akşam ve Yatsı Namazı Neden Sesli Okunur?

Sabah, Akşam ve Yatsı Namazı Neden Sesli Okunur?

Cevap:

Namazlarda tekbir, tesbih, hamd, ayet ve dua gibi okunan kısımların bir kısmı tamamen hafi yani gizli okunur. Bir kısmı vardır ki mesela cemaatle kılınan akşam, yatsı ve sabah namazlarında, cehri yani açıktan sesli okunması gerekir. Diğer bir kısmı vardır ki sesli okunabileceği gibi gizli de okunabilir. Akşam yatsı ve sabah namazlarını münferid yani kendi başına kılan kimse kıraatini sesli veya gizli yapmasında serbesttir. Biz namazın hangi kısımlarının sesli veya sessiz okunacağı konusuna ve ayrıntılarına girmeyeceğiz. Fakat soruda cevaplanması istenen gizli ve sesli okumanın asgari ve azami ölçülerini ortaya koymak istiyoruz. Bu konuda Hanefi mezhebi alimlerinden Hidaye şarihi Ekmeluddin el-Baberti’nin “el-İnaye” şerhinde ifade ettiklerini şöylece özetleyebiliriz:

Dilin, kelimeleri kullanması iki gaye için olabilir. Birincisi, muhataba hitap etmek  için kelimelerin kullanılması şeklinde ortaya çıkar. Buna kelam yani söz söyleme veya konuşma denir. Diğeri ise kelimelerin kelam dışında kullanılmasıdır ki buna da kıraat yani okuma denir. İster konuşma olsun, ister okuma olsun her ikisi de cehri (sesli, aşikar) olabileceği gibi hafi (sessiz, gizli) de olabilir.

Sesli ve sessiz konuşma veya okumanın asgari ölçüsü nedir?

Hanefi mezhebi alimleri sesli ve gizli okumanın asgari ölçüleri hakkında şu görüşlere sahip olmuşlar:

Birinci görüş, Ebu Cafer el-Hindivani’ye aittir. Ona göre gizli okuyuşun asgari ölçüsü, kişinin kendisine işittireceği seviyede olanıdır. Bu seviyenin altındaki dil ve dudak hareketleri, okuma ve konuşma değildir. Belki vızıltıdan ibarettir. Sesli okuyuşun asgari ölçüsü ise başkalarına işittirecek seviyede olanıdır.

Bu görüşe göre insanın kendi kendisine işittirebileceği seviyenin altında bulunan, sessiz dil ve dudak hareketlerine kıraat, yani okuma ismi verilmez.

İkinci görüş, İmam Kerhi’ye aittir. Bu görüşe göre sesli okuyuşun asgari ölçüsü, kişinin kendi kendisine işittirebileceği seviyede olanıdır. Gizli okuyuşun asgari ölçüsü de harflerin düzgün ve doğru bir şekilde telaffuz edilmesidir.(Dil ve dudaklarla harflerin hakkını vererek ses olmaksızın okumaktır.)

Bu görüşe göre gizli okuyuşun asgari miktarı, dışarıdan gözle görülecek seviyede ve ses kullanmadan harflerin çıkartılmasıdır. (Ekmeluddin el-Baberti, Şerhu’l İnaye  ‘ala’l-Hidaye -Fethu’l-Kadir şerhiyle birlikte- 1/288, Daru İhyai’t-Türasi’l Arabi Beyrut)

İbn-i Abidin’in bildirdiğine göre İmam Şafii birinci görüşe sahiptir.(İbn-i Abidin, Red-du’l-Muhtar, I/534, Kahraman Yay, İstanbul 1984 )  İbn-i Kudame, Hanbeli mezhebinde benimsenen görüşün de birinci görüş olduğunu belirtmiştir. Kişinin kendi duyacağı miktarın aşağısındaki dil ve dudak hareketlerini okuma olarak kabul etmemiştir. (İbn-i Kudame, Muğni, I/559, Daru’l-Fikr, Beyrut, 1992)

İbn-i Abidin, yukarıdaki görüşleri zikrettikten sonra şu sonuca varmıştır ki bunlar ölçü kabul edilebilir.

* Gizli okuyuşun asgari miktarı yani alt sınırı, (sessiz de olsa) harfleri tam ve düzgün çıkartacak bir şekilde okumaktır.

* Gizli okuyuşun azami miktarı yani üst sınırı, kişinin kendisine veya yakınında bulunan bir-iki kişiye işittirecek seviyede bir ses ile okumasıdır.

* Açıktan sesli okuyuşun alt sınırı, arkasındaki ilk safta bulunan kişilere duyuracak seviyedeki sesli okuyuştur.

* Açıktan sesli okuyuşun üst sınırı ise yoktur. Fakat sesli okuyuşun, cemaatin durumuna göre ayarlanması daha faziletlidir.

(İbn-i Abidin, Reddu’l-Muhtar, I/535)

Sabah, Akşam ve Yatsı Namazı Neden Sesli Okunur

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica Flag Counter