HZ. DAVUD

hz.davud

Hz. Davud İsrail Oğullarının büyük atası olan İshak’ın soyundandır. Saltanatla peygamberliği bir arada yürüten Davud (a.s.)’a dört büyük kitaptan biri olan Zebur verilmiştir. Yeşil gözlü, kırmızı yüzlü, ince bacaklı, kısa boylu, az tüylü, beyaz tenli, uzun sa­kallı, saf ve temiz kalpli bir zat olarak tarif edilen’ Davud (a.s.) mahir bir sanatkar ve iyi bircengaverdir.

Davud (a.s.)’ın ismi Kur’an-i Kerim’de 16 kere geçer. Peygamberliği dışında kendine has bazı özellikilerinin dile getirildiği bu ayetlerden ayrı olarak, sahih ha­dislerde de “Davud” isminden çokça bahsedilir ve muhtelif halleri yanında bilhas­sa ibadeti, çalışkanlığı ve alın teriyle geçinmesi örnek olarak gösterilir.

Zebur Ve Davud (A.S.), Kur’an-ı Kerim’in açık ifadesine göre Davud (a.s.) peygamberdir ve kendisine Zebur verilmiştir. Kur’an-ı Kerim sadece; “Davud’a da Zebur verdik” der. Tafsila­ta girmez. Enbiya Suresi’nin 105. ayetinde ise, Cenab-ı Hak Zebur’da yazdığı bir cümleden bahseder; “Arza ancak salih kullarım mirasçı olur”.

Sesinin Güzelliği:

Hz. Peygamber bir gün Ebu Musa’l-Eş’ari’yi Kur’an okurken dinlemiş ve ona; “Gerçekten  sana  Davud  peygamberin mizmarlarmdan biri verilmiştir” buyurmuştur.

Bu hadisi ile Hz. Peygamber Ebu Musa’nın ses ve nağmesini, Davud (a,s.)’unkine benzetmiştir.

Buradan açıkça anlaşılıyor ki, Davud’un sesi çok güzel­di. Bilindiği gibi tiz olmayan orta ve kaim gür sesler için “Davudi” tabiri kullanılır ki, bu çeşit sesler, Davud (a.s.)’a nisbet edilmiştir.

Zebur‘un Muhteviyatı:

Ramazan ayında nazil olduğu rivayet edilen ve Davud (a.s.)’un, atlarının eğerlenip yola hazırlanacağı kadar kısa zaman zarfında hatmedip bitirdiği’ Ze­bur’un 150 sureden ibaret olduğu söylenir.

Zebur’da; helal ve haram, feraiz ve ah­kama dair hiç bir şey yoktur. Baştan sona tahmid ve temcidi konu edinen manzu­meler mecmuasından ibarettir.Bazı kitaplardaki tafsilata göre, bu surelerden ellisi Bühtünnassar ve Babillilerden, ellisi Rum’dan kendisine mülaki olanlardan bahseder.

Geri kalan elli sure ise, va’z ve hikmetlerden müteşekkildir.

Zebur’un 150 sure olması ve ele aldığı konularla ilgili rivayetlerin gerçek değe­rini bilmiyoruz.

150 mezmurdan meydana gelmiş olan bu sifr, kendi içinde beş kitaba ayrılmış durumdadır.

Hz. Davud Tarafından Okunan Zebur’un Yaratıklara Tesiri:

Kur’an-ı Kerim’deki iki ayetin meali şöyledir:

Gerçek biz dağları Davud’a musahhar kıldık ki, bunlar akşamleyin ve kuşluk vakti onunla birlikte durmayıp teşbih ederler­di. Her yandan ona doğru) toplanıp gelen kuşları da kendisine ram etaik.

Dağlar ve kuş­lardan her biri itaatle ona dönücü idi“.

Bazı gramer incelikleri­ne istinaden, “Davud da, dağlar da, kuşlar da hep O’nun için Allah için terci’ ile, teşbih- yapıyorlardı” tarzında ayete mana verenler olduğu gibi, “dağlar aks-i şa­da, yankı ile, kuşlar da kendi normal ötüşleriyle Davud’un teşbihine iştirak edi­yorlardı” da denmiştir.

Söylentiye bakılırsa Davud (a.s.) Zebur okuyacağı zaman sahraya çıkar ve ayak­ta dururdu. Davud’un arkasına Beni İsrail bilginleri, bilginlerin arkasına halk, hal­kın arkasına cinler, cinlerin arkasına şeytanlar durur; vahşi hayvanlar ve yırtıcı mahrukat elle tutulacak tarzda yaklaşırlar; kuşlar havada sürüler halinde birikir ve Davud’u gölgelendirirler ve boyun keserlerdi; açlıktan ölseler dahi dinlemeyi terketmezlerdi; akan sular durur, rüzgarlar esmezdi Bu nağmeleri işiten has­talar iyileşirlerdi.

 

Hz. Davud’a İlim, Hikmet ve Fasl-ı Hitab Verilmiştir:

“Andolsun ki biz Davud’a ve Süleyaman’a bir ilim verdik. Bundan dola­yı onlar; Bizi mümin kullarının bir çoğundan üstün kılan Allah’a hamdolsun, dediler”.

Bu ayet, bir peygambere Allah tarafından “verilen ilim” neleri ifade ediyorsa, Hz. Davud’un onların hepsine mazh’ar olduğunu beyan ediyor. Müfessirler bu konuda diğerleri meyanmda bilhassa “peygamberlik” üzerinde ısrarla durmuşlardır.

Başka bir ayette Allah, şöyle buyurur:

“Davud’un mülkünü de kuvvetlendirdik. Ona hikmet ve fasl-ı hitab verdik”. Bu ayette geçen “fasl-ı hitab”m neyi ifade ettiği hususunda bir hayli açıklamalar vardır.

Hz. Davud’a verilen fazlı bir ayet şöyle belirtir:

“Andolsun ki, biz tarafımızdan Da­vud’a bir fazl verdik.

Bu ayetten anlaşıldığına göre, Hz. Davud’a o vakte kadar diğer peygamberlere verilenlerden ayrı ve fazla olarak bir nimet olarak verilmiş­tir.”

 

Hz. Davud’un Sanatkarlığı:

İlk insan ve ilk peygamber olması dolayı­sıyla Hz. Adem’e öğrettikleri; Hz. Nuh’un günün şartları içinde en mükemmel gemiyi inşa etmesi, bunun misalleridir.
Kur’an’m açık beyanına göre Cenab-ı Hak Hz. Davud’a da “demircilik” sanatını belletmiştir: “…Ona demiri de yumuşattık. Uzun zırhlar yap. Onları dokumada intizamı gözet, aiyei buyurduk ”

Kur’an-ı Kerim açıkça ifade ediyor ki, Hz. Davud demircilerin piridir.

Hz. Davud’un Namazı ve Orucu;

Hz. Peygamber (s.a.v.), Abdullah İbn Amr İbni’l-As’tan rivayet edilen bir hadi­sinde; “Cenab-ı Hakk’a en sevimli olan namaz Davud (a.s.)’un na­mazıdır. Yine Yüce Allah’a en sevimli olan oruç, Davud peygamberin orucudur. Davud, gecenin yavsında uyurdu. Ve gecenin üçte birisinde namaz kılardı. Gecenin altıda birisinde yine uyurdu. Davud, bir gün oruç tutardı, bir gün de iftar ederdi ”

Müslümanlıkta bütün Ömrü oruçlu geçirmek yasaktır. Fazla oruç tutmak iste­yen kimsenin yapacağı en güzel şey Davud (a.s.)’un sünnetine uymaktır. Yani gü­naşırı oruç tutmaktır. Çünkü Hz. Peygamber bunu “efdal” olarak tavsif etmiştir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

four + one =

Pin It on Pinterest