AHİRETTE PİŞMANLIK GEÇERLİ DEĞİLDİR

ahiretsondeğilönümüze siz sürdünüz. Orası ne kötü durak yeridir!’ der. Şöyle derler: ‘Ey Rabbimiz! Bunu bizim önümüze kim sürdüyse cehennemde onun azabını bir kat daha artır.’ ” (Sâd, 38/60-61) Ölüm, içinde yaşadığımız şu hayat için bir son, ebedî hayat olan ahiret için ise bir başlangıçtır. Ölüme ve sonrasında ahirete göçeceğimize inancımız olmasına rağ- men çoğu kez o ölüme adım adım, an be an yaklaştığımızın şuurundan gaflete dü- şenlerimiz olmaktadır. Ahiret hayatının inanmayanlar için dehşet verici korkuları ve azapları, inananlar için ise ümitleri ve nimetleri bize hiç uzak görünmesin. Çünkü hepimiz için hayat takviminin son yaprağı her an son bulabilir, hayat filmimiz bir anda bitebilir. Televizyonda seyrediyoruz ve görüyoruz ki, her bir filmin bir başlangıcı ve bir de bitişi vardır. İşte hayatımız da böyle bir filmi andırmaktadır. Hem de aktörlüğünü bizzat kendimiz yapıyoruz, melekler de kayıt işini gerçekleştirmekte. Bu kaydın yarın kıyamette bizlere takdim edileceğini ve kendi hayat filmimizi seyredeceğimizi Yüce Rabbimiz şöyle haber veriyor: “İşte kitabımız, size karşı gerçeği söylüyor. Çünkü biz yapmakta olduklarınızı kaydediyorduk.” (Câsiye, 45/29)

Şu gerçeğe inanmaktayız ki, dünya hayatımızın tamamı, hiçbir eksik ve atlama olmadan Allah’ın melekleri tarafından kayda geçirilmektedir. Bu gerçek, ayette şöyle bildirilmektedir: “Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz ona şah damarından daha yakınız. Üstelik biri insanın sağ tarafında, biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de (onun yaptıklarını) alıp kaydetmektedir.” (Kaf, 50/16-17) Bugün, geçmişte neler yaptığımızı tam olarak her şeyiyle hatırlayamamaktayız. Bu yüzden hayat filmimiz çok hassas bir şekilde kaydedilmektedir ve bu film yarın bize izlettirilecektir. Ta ki dünyada yaptıklarımızı inkâr etmeye ve kötülüklere mazeret bulmaya imkân kalmasın. İşte bu gerçek, ayette şöyle ifade ediliyor: “Her insanın amelini boynuna yükledik.

Kıyamet günü kendisine, açılmış olarak kar- şılaşacağı bir kitap çıkaracağız. ‘Oku kitabını! Bugün hesap sorucu olarak sana nefsin yeter’, denilecektir.” (İsrâ, 17/13-14) O ahiret sahnesini şöyle bir gözümüzün önünde canlandıralım ve insanların hangi durumda olacaklarını düşünmeye çalışalım. Bir yanda büyük pişmanlık duyan ve dehşetten çıldıracak vaziyete gelenler olacak, bir yanda da mutluluk yurduna ulaşmaktan dolayı sevinç duyanlar olacaktır. Pişman olanlar; “Keşke toprak olsaydık!” (Nebe, 78/40) diye yalvaracaklar. “Ateşin karşısında durdurulup da, ‘Ah, keşke dünyaya geri döndürülsek de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve müminlerden olsak’ dedikleri vakit (hallerini) bir görsen!” (En’âm, 6/27). “Yüzlerinin ateşte bir yandan bir yana döndürüleceği gün, ‘Keşke Allah’a ve Resul’e itaat edeydik’, diyecekler.” (Ahzâb, 33/66) “Keşke bu hayatım için önceden bir şey yapsaydım, der.” (Fecr, 89/24) “Hesabımın ne olduğunu da bilmeseydim. Keşke ölüm her şeyi bitirseydi.” (Hakka, 69/26-27) şeklinde pişmanlıklarını söyleyecekler ve yeniden dünyaya gönderilmelerini isteyecekler. Ancak bu tür mazeretlerin hiçbiri fayda vermeyecek ve hiçbir kimse yeniden dünyaya gönderilmeyecek.

Dünya hayatında yapılan onca kötülükler bir bir ortaya dökülüp kişiye bunların hesabı sorulduğunda günahkâr insan şu talepte bulunacak: “Suçlular Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp, ‘Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Artık şimdi bizi (dünyaya) döndür ki, salih amel işleyelim. Biz artık kesin olarak inanmaktayız’, dedikleri vakit (onları) bir görsen!” (Secde, 32/12) Bir başka ayette bu pişmanlık ve yalvarış şöyle dile getirilir: “Onlar cehennemde: ‘Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim’, diye bağrışırlar. (Allah, onlara şöyle der:) ‘Sizi, düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Öyle ise tadın azabı. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.’ ” (Fatır, 35/37) http://kuran.diyanet.gov.tr/kutuphane/628161312.pdf

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

+ 48 = fifty two