Başbakan Ahmet Davutoğlu, Osmanlı Devleti’nin Ortadoğu’daki topraklarını parçalayan Syes Picot Anlaşmasının yeniden canlandırılarak Ortadoğu’da sınırların tekrar çizilmesine çalışıldığını ifade ediyor. PKK, Suriye’nin kuzeyinde federasyon ilan etti. Terör örgütü ilerleyen aşamada Suriye’nin kuzeyinde bağımsız bir devlet ilan ederek, Türkiye’yi Suriye’de savaşa çekip, savaşı halk ayaklanmaları ile destekleyecek şekilde, Türkiye’ye yayma politikasını izleyebilir.

Davutoğlu, Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda AKP Hükümeti ile İran’ın aynı fikirde olduğunu açıkladı. Oysa kısa bir süre önce Davutoğlu El Cezire Arap’a yaptığı açıklamada Esad rejiminin Suriye’de kontrolü yitirmesine AKP’nin Suriye’de isyanı desteklemesinin yol açtığını övünerek açıklamıştı. Aynı Davutoğlu’nun çok değil, iki sene önce Suriye ile Irak arasındaki sınırın gereksiz olduğunu söylediğini bütün dünya hatırlamaktadır. Şimdi Davutoğlu, Suriye’yi bölmeye çalışıyorlar diye dert yanmaktadır.Oysa Suriye’de iç savaşı teşvik eden, Suriye’yi kan gölüne çeviren, Türkiye’yi bugün yaşadığı  felaketin eşiğine getiren, Davutoğlu’nun Sünnici-Selefici kokteyline dayanan Ortadoğu politikası ile Erdoğan’ın PKK ile teslimiyetçi müzakere politikasıdır.

Davutoğlu’nun hayalperest politikalarının neticesinde Ankara ve İstanbul, PKK ve IŞİD tarafından hedef seçilmiş, bombalanmaktadır. PKK terör örgütünün Ankara ve İstanbul’da alınan ağır önlemler karşısında bombalama hedeflerini başka şehirlere kaydırması büyük bir ihtimaldir. Bursa’da terörist eylem arayışları bu çerçevede değerlendirilmelidir. PKK’lı terörist Karasu, bombalı saldırıların bütün Türkiye’ye yaygınlaştırılacağını açıklarken bu hususun altını çizmektedir. Nitekim, 20 Mart’ta PKK Amanos Dağları’ndan Osmaniye şehrimize havan veya roket atışı yapmış ve kent içinde üç yeri vurmuştur.

Değerli basın mensupları,

Yeni şekli ile terörün aldığı boyut ve önümüzdeki dönemde girmesi muhtemel  yükselme eğilimi güvenlik alanında bazı radikal düzenlemeleri gerektirmektedir. Bunlardan birisi de GES Komutanlığı’nın tekrar Genelkurmay Başkanlığı’na  bağlanmasıdır. Önümüzdeki hafta bu konuda bir yasa teklifini TBMM’ne vereceğim. Ancak konunun aciliyetini göz önünde tutarak, buradan AKP Hükümetine GES komutanlığının Genelkurmay Başkanlığına hızla bağlanması için gereken adımları atmasını öneriyorum.

Değerli basın mensupları,

IŞİD tarafından Ankara Gar’ında yapılan katliam sonrasında Ankara  Emniyet Müdürü görevinden  alınmıştı. Aradan aylar geçmesine rağmen AKP Hükümeti ısrarla Ankara’ya emniyet müdürü atamadı. Nihayet Kızılay’da yapılan PKK saldırısından sonra Hükümet Van Emniyet Müdürü Mahmut Karaarslan’ı Ankara Emniyet Müdürlüğüne atadı. Bu atamadan dolayı, çok geç kalınmış da olsa şahsım adına İçişleri Bakanı Efgan Ala’yı tebrik ederim.  Mahmut Karaarslan Ankara  Emniyet Müdürlüğü için en uygun isimlerin başında gelmektedir. Ankara Emniyet Müdürü Karaarslan, PKK  konusunda deneyimli bir istihbaratçı olmasının yanında Van Emniyet Müdürlüğü sırasında çok başarılı, saldırgan bir anti-terörizm pratiği geliştirerek, Van’da  terör örgütüne ağır darbeler indirmiştir. Ankara Emniyet  Müdürlüğü’nde kendisine başarılar diliyorum.

Değerli basın Mensupları,

Bu vesile ile Ankara’daki önemli bir güvenlik zafiyetini sizin aracılığınız ile Ankaralılar ile paylaşmak istiyorum. Halkımızın alış verişinin önemli bir bölümünü gerçekleştirdiği AVM’lerde büyük bir güvenlik zafiyeti yaşanmaktadır. AVM’lerin büyük bir bölümünde x-ray cihazı bulunmamaktadır. Kamera sistemi yoktur. Özel güvenlik kuruluşlarının mensuplarının sayısı az ve eğitimleri olağanüstü zayıftır. AVM yönetimlerinin güvenlik konusunda özel bir hassasiyet göstermedikleri anlaşılmaktadır. Bazı AVM’lerin yöneticileri güvenlik önlemlerinin müşteri kaçırdığı gibi bir gerekçe ile güvenlik önlemleri almaktan kaçınmaktadırlar. Ankara’nın en büyük AVM’lerinden birisinin yönetim kurulu başkanı yönettiği AVM’de x-ray cihazı olmaması ve kamera sisteminin eksik olduğu hususunda uyarılınca, “boş verin patlatmak isteyen zaten patlatır” diyecek kadar sorumsuz davranabilmektedir. AVM’lerin güvenlik standartları hızla yükseltilmelidir. Yaşadığımız terör ne yazık ki gelip geçici değildir. Toplum olarak teröre karşı uyanık olmak gerekmektedir. Sivil toplumda kendisini korumak için önlemler almak zorundadır. Bu amaçla  hem 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetleri Yasasında gereken düzenlemeler yapılması hem AVM’lerin güvenlik yönetmeliğinin hızla yeni tehditler göz önünde tutularak yenilenmesi gerekmektedir. Halen emniyet müdürlüklerinin AVM’lerden yapmış olduğu güvenlik ile ilgili talepleri, AVM yönetimleri karşılayıp karşılamamak konusunda  serbesttirler.

Prof.Dr. Ümit Özdağ

23 Mart 2016 Tarihli Meclis Basın Toplantısı