Kadın Hayalleri Kafam karıştı, yorgunum, özlüyorum. Sensizlik çok saçma ve komik. Bari, bir fincan çaya gel. En azından, aynı bir an için gel. Yok, bir an çok kısa. Ve çok hızlı gitmene izin vermem. Ben yoruldum, seni özlüyorum, duyuyor musun. Seni affederim, yeterki gel! Neyi affetmek? Zaten unutmuşum. Ağır yaralayıcı sözler ve ilk acı gözyaşları, senin için ne olduğunu önemli değildi. Ben ciddiye aptalca aldım. Biliyor musun, ben, şimdi çok değiştim. Ben, ne olmamı istiyorsan, olurum! Gel, ben neredeyse kenardayım. Ben beklemekten çok yoruldum, gel! Bu kasvetli akşam onu sıcak eliyle sarılacak ve “bebeğim” diyecek hiç kimse yoktu, bu düşünce ile o havalı bir sigara yaktı. Berbat ve soğuk yağmur çiseliyordu, küçük tüm vücudu ıslatan damlaları, o fark etmiyor gibiydi. O bir bankta tek başına oturuyordu. O yağmuru seviyordu…..

O sanki yağmurla bir olmuştu, o aptal sorular sormuyordu. O, onun bazen aptal ve umutsuz eylemler için mahkum etmiyordu, sadece sessizlik içinde düşünmeye yardımcı oluyordu. Hatta hayal etmeyi ve tuzlu gözyaşları gizlemek için yardımcı oluyordu, hangileri yanaklarında çiğ gibi görünüyordu.  O, hareketsiz oturuyordu bebek gibi, gözlerini sabitlemişti bir yere. Daha önce, o uzak bir krallık hayal ediyordu, büyük antik kale, etrafında güzel bir çim ve garip kuşlarla dolu bahçe ile. O bir adamı hayal ediyordu, hangisi bu  kalede taşıyacaktı ve onu sıcaklıyla ve sevgisiyle ısıtacaktı. Onu hayal ediyordu….. Ve şimdi, bu bulutlu yaz günü, sigara dumanıyla sardı akciğerlerini, o düşünüyordu: “Niye? Neden?”- tekrar tekrar soruyu soruyordu içindeki ses. Ama sorun şuydu ki, yağmur bile bugün sessizdi, ve bir cevap vermedi.