Eski Kelimelerin Türkçe Anlamı

Abd-i âciz: Âciz kul

Abdil-i mutlak: Kesin adalet sahibi (Allah)

Ahlak-ı hamide: Güzel Ahlak

Ahsen-i takvim: En güzel kıvam, En güzel yaratılış

Akl-ı selim: Sağlam bozulmamış akıl

Amel: Fiil, iş

Arz: Yeryüzü

Arzetmek: Sunmak

Asr-ı Saadet: Hz. Peygamber dönemi

Asr-ı tan etmek: Zamanı kötülemek

Ayne’l-yakin: Görerek bilmek

Bâki: Ebedî, sonu olmayan

Basiret: Görmek

Beli: Kabul (evet)

Ben-i Adem: Ademoğlu

Beşeri: nsana mahsus

Beyyinat: Açıklama

Biat: Söz vermek, anlaşmak

Bidat: Uydurma, sonradan çıkma

Buğz: Kötülemek

Cemadat: Cansız varlıklar

Cife: Pislik

Cüz’î irâde: nsanın kendi irâdesi, fikri

Çavuş: Dergahta görev silsilesinin ilk basamağı

Çeki: Ölçü birimi (250 kg)

Dad-ı hak: Hak vergisi

Darü’l-bekâ: Ebedî kalınacak yer, âhiret

Derviş: Tarikata intisab etmiş kişi

Diraset: Okumayla elde edilen ilim

Dirhem: Eski para birimi

Ecir: Sevap, karşılık

Edille-yi Şeri’ye: Şerr’i deliller

Ef’al: Fiilller

Efdal-i Mahluk: En faziletli yaratık

Ehl-i Aşk: Allah aşıkları

Ehl-i Hal: Hal sahipleri, temsil ettiği fikri yaşayan dindarlar

Ehl-i Kitab: Kendilerine kutsal kitap veyâ sahife indirilenler, Yahudi ve Hıristiyanlar

Ehl-i Tasavvuf: Tasavvufu hayat tarzı olarak almış insanlar

Emir bi’l-ma’ruf: yiliği emretmek

Emr-i lahi: Allah’ın emirleri

Enâniyet: Kendini beğenme, bencillik

Evliyâ: rşad ve velâyet makâmını hâiz kişi.

Evrad: Virdler, dervişin günlük virdi

Ezel-i ervah: Ruhlar bedene girmeden önceki zaman

Fakir: Herşeyin Allah’a ait olduğunu anlamış insan

Felekiyât: Gezegenler ilmi

Feraset: Bir şeyin iç yüzünü görebilme kabiliyeti

Fer’î: Asıl olmayan, teferruatla ilgili

Feylosof: Felsefeci

Fıkıh: slam hukuku

Galibilik: Kadir-i Rufai tarikatının birleşiminden Galip Kuşçuoğlu’na verilen bir kol

Gavs: nsanlara darda kaldıklarında yardım eden kişi, tasavvuf önderi

 

Gavsü’l-A’zam: En büyük yardım edici, tasavvufta en büyük makâmın sâhibi, Abdülkâdir Geylânî Haz.

Gayb: Görünürde olmayan

Gayretullah: Allâh’ın emri

Hakka’l-yakîn: Hak ile bilmek, bir şeyi bütün teferruâtı ve özü ile bilmek,

Halife: Vekil, bir makamı o makamda bulunan şahıstan sonra temsil edecek kişi

Hâlik-i Zü’l-celal: Yaratıcı

Havf u recâ: Korku ve ümit

Hikmet: Bir şeyin içyüzü, esâsı, asıl sebebi

Hulul: çiçe girme

Hurâfa: Yanlış ve asılsız inanç

İçtihad: Dînî yorum

İdrak: Anlamak

İdrak-i meal: Anlama kabiliyeti

İfnâ: Fani olma, yok olma

İfrat: Aşırıya kaçmak

İhlas: Samîmiyet

İlme’l-yakîn: Bir şeyi hakkında bilgi edinmek sûretiyle bilmek

İlm-i lahi: lahi ilim

İlm-i zahir: Madde ilmi, dünya hayatı ile ilgili ilimler

İltimas: Tolerans

İnta: Son

İnd-i lahi: Allah katında

İrfaniyet: Okuma yazmaya bağlı olmayan ilim, Ariflik

İrşad: Yol göstermek

İrtihal: Göçmek, ölmek

İstihza: Alay etmek

Kaal: Laf, söz

Kaal imtihanı: Sözlü imtihan

Kasd-ı lahi: Allah’ın maksadı

Kesafet: Yoğunluk

Kesbi: Kulun çalışmasına bağlı

Kevn: Madde

Kevnî hakîkat: Madde ilmi ile ilgili gerçekler

Kisbe: Elbise, görüntü

Küll: Tamamı, hepsi, bütün

Külli rade: Allah’ın iradesi

Kütüb-i Sitte: Hz. Peygamber’in sözlerini toplayan en güvenilir altı hadîs kitabı

La-din: Din dışı

Lafız: Kelam, söz

Lahut alemi: Manevi alemlerden

Lutuf: Bağış, ihsan

Mağfiret: Affetmek

Mârifet: Bilgi, Allâh’ı bilme

Masiva: Onun haricinde olan herşey

Mekârim-i ahlak: Güzel ahlak

Menasik-i Hac: Hac ibadetinin rükünleri

Mensup: Bir yere intisab etmiş bağlanmış

Meşrep: Mîzâca uygun yol, tarz

Meta: Arapçada madde nesne, latincede üst, öte

Metafizik: Fizik kânunlarının dışında olan

Mezhep: Yol, dînî mezhepler

Muhammed kbal: Pakistan’ın manevi kurucusu

Musahhar: Emrine verilmiş

Mutasavvıf: Tasavvuf ilmini bilen kişi

Mutmain: Huzura ulaşmış

Müdrik: drak eden

Müntesib: Bir dergaha bağlanmış

Mürşid: Yol gösteren, aydınlatan

Mürteci: Geçmiş zamana göre hareket eden

Müşvik: Yakın

Mütekâmil: Daha gelişmiş

Müttakî: Allâh’ın emirlerini titizlikle yerine getiren kimse

Mütmain: Takva sahibi, Allah’tan sakınan onun emirlerini titizlikle yerine getiren

Nâ-ehil: Ehil olmayan, işi bilmeyen

Nâfi: Faydalı

Nâib: Veki, tarikatte bir görevli

Nasrani: Hristiyan

Nazargah: Nazar edilen bakılan yer

Nedîm-i lâhî: Allâh dostu, O’na yakın kişi

Nefsânî: Nefse bağlı, nefsin isteği

Nehiy ani’l-münker: Kötülükten men etmek, kötülüğe engel olmak

Neşv ü nemâ: Serpilip, gelişme

Nıfz: Yarım, yarısı

Nükeba: Tarikatta nakiflikten sonraki görev

Ruhânîyet: Ruh, mânevî güç

Sabiiler: Sabi dini mensupları

Sail: Dileyen, isteyen

Salah: Kurtuluş

Salik: Tarikata yeni girmiş

Sarih: Apaçık belli net

Sây-i gayret: Çalışıp, çabalama

Settari’l Uyub: Allah’ın ayıpları örten sıfatı

Sıklet: Ağırlık

Silsile-yi Mertaib: Tarikatte Hz. Peygambere kadar uzanan silsile

Suhuf: Sayfalar, bazı Peygamberlere inen ilahi sayfalar

Süflî: Aşağı dereceden

Sürveyan: nşaat sorumlusu teknikeri

Şakî: Allâh’a inanmayan

Şecere: Soy, sülale

Şedit: Şiddetli

Şeriat: Din kânunları

Şeriat-i garrâ: Aydınlık, parlak yol, Hz. Muhammed’in şeriatı

Şerik: Ortak

Tahkiki man: Gerçek iman

Taklidi man: Şekilsel iman

Takvâ: Allâh’ın emirlerine titizlikle uymak

Tân etmek: Eleştirmek, Kötülemek

Tarîkat: Yol, Allâh’a götüren yol

Tasarrufat: Tasarruflar, icraatlar, manevi yardım

Tazarru Niyaz: Yalvarma

Te’vil: zah, yorum

Teberrük: Karşılıksız bağışlama

Tecelli: Zuhur etme, görünme

Tefekkür: Düşünce, düşünme

Tefrit: Aşırı derecede kısıtlamak

Tekvin: Yaratmak

Temâşa: Seyretme

Temâyüz: Öne çıkma, belirme

Tenakus: Çelişki

Tesânüh: Bedenin bir bedenden bir bedene girmesi inancı

Tenezzülen Zuhur: Merhametinden dolayı yapmak

Tenzih: Allah’ı noksanlıktan uzak görmek

Tetebbuh: Okuma-yazma, araştırma

Tevatür: Nesilden nesile aktarılan doğru bilgi

Tevessül: Aracı edinmek, vesîle edinmek

Tevhîd: Birlik bir olmak

Vahhabi: Tasavvuftaki ve dindeki bazı icraatlara karşı çıkan zahire çok önem veren akım

Varid: Allah’tan gelen ilhamlar

Vârisü’n-Nebî: Hz. Peygamber’in vârisi

Vecibe: Sorumluluk, görev

Vera: Yeme içme giyme vs. de dini hassasiyet

Vehbi: Allah’tan gelen kulun çalışmasına bağlı olmayan

Yed-i Kudret: Kudret, kudret eli

Yıpıltı: Parıltı

Zahir: Görünen

Zebul: Zayıf, güçsüz

Zehap: Yanlış düşünce, zan

Zelle: Ufak suç

Zeval: Yokolmak, kaybolmak

Zikir: Anmak, Allâh’ı ziketmek

Zuhur: Görünmek, ortaya çıkmak

Zü’l-Cenâheyn: ki kanat sâhibi, hem şerîati, hem de tasavvufu bilen

kaynak: galibi

Eski Kelimelerin Anlamı

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica