CÜNDULLAH

CÜNDULLAH

Allah’ın ordusu” mânasına gelen Arapça bir tamlamadır. “Asker, ordu; yardımcı ve destekçi kuvvet” anlamındaki cünd, Kur’ân-ı Kerîm’de yedi defa tekil, yirmi iki defa çoğul (cünûd) şekliyle kullanılmıştır. Cünd ve cünûd kelimeleri âyetlerde hem insanlardan oluşan askerî birlik, hem de mecazî olarak müminlere yardım etmeleri için Allah tarafından gönderilmiş mânevî kuvvetler anlamında kullanılmıştır.

Özellikle rivayet tefsirlerinde, söz konusu âyetlerde geçen “mânevî askerler”in melekler olduğunu bildiren hadisler zikredilmiştir (meselâ bk. İbn Kesîr, VI, 65-72, 95-96). Ayrıca Kur’ân-ı Kerîm’de, Bedir ve bir görüşe göre de Uhud savaşlarında müşrik ordularından daha az sayıda olan müslümanlara yardımcı olmak üzere Allah tarafından binlerce melek gönderildiği bildirilmiştir (bk. Âl-i İmrân 3/124-125; el-Enfâl 8/9). Müfessirler bu meleklerin savaşa fiilen katılıp katılmadıkları konusunda farklı görüşler belirtmişlerdir. Fiilen savaştıklarını ileri sürenler yanında yalnızca müslümanlara moral kazandırmak ve müşriklerin kalplerine korku salmak için bulunduklarını savunanlar da vardır. İbn Abbas’a dayandırılan bir rivayete göre ise melekler sadece Bedir’de fiilen çarpışmışlar, diğer savaşlarda İslâm ordusunun sayısını çok gösterip mânevî destek sağlamak için müslümanlar arasında yer almışlardır. Fahreddin er-Râzî bu sonuncu rivayeti çoğunluğun görüşü olarak verir (Mefâtîḥu’l-ġayb, VIII, 208-214).

Bir âyette (eş-Şuarâ 26/95) “İblîs’in askerleri”nden de söz edilmektedir. Müfessirler bu askerleri şeytana uyan ve onun yolunda çaba gösteren insanlar ve cinler olarak yorumlamışlardır (Fahreddin er-Râzî, XXIV, 152).

Bazı hadislerde kuş, çekirge gibi sürü halinde gelip ziraî mahsullere zarar verebilen canlılarla rüzgâra da cündullah denilmiştir (Müsned, V, 392; İbn Mâce, “Ṣayd”, 9; Ebû Dâvûd, “Eṭʿime”, 34). Muhtemelen hadislerdeki bu kullanımdan dolayı Muhyiddin İbnü’l-Arabî kasırga, sel, deprem, salgın hastalıklar vb. olayları veya bu olayların vukuuna sebep olan maddî ve mânevî güç ve varlıkları tanımlamak için cündullah ya da aynı anlamda “asâkir-i Hak” tabirini kullanmıştır. İbnü’l-Arabî, tasavvufî ve ahlâkî bakımdan olgunlaşarak tabii varlık ve olayların hakikatine mazhar olan ve Allah’ın isimleri kendisinde tecelli etmiş bulunan velîlerin, Allah’ın inayeti sayesinde ve O’nun iznine bağlı olarak bu varlık ve olaylar üzerinde tasarrufta bulunabileceklerini, Allah’ın melik ismine mazhariyetlerinden dolayı bunları askerleri gibi kullanabileceklerini belirtir ve buna, Hz. Peygamber’in Bedir Savaşı sırasında düşman askerlerine doğru attığı bir avuç toprağın onları yenilgiye uğratmadaki etkisine işaret eden âyeti (el-Enfâl 8/17) delil gösterir (el-Fütûhât, II, 146-149). İsmâil Hakkı Bursevî de yer ve gökteki her zerrenin Allah’ın ordusu olduğunu, O’nun bunlar sayesinde dilediğine zafer kazandırdığını belirtir. Bazı mutasavvıflar, cündullahın “velîlerin menkıbeleri” (Cüneyd-i Bağdâdî), “keşfî bilgiler” (Kuşeyrî), “kalbin kuvvetleri” veya “ruhun melekeleri” (Molla Sadrâ) gibi anlamlara geldiğini ileri sürmüşlerdir.

BİBLİYOGRAFYA
Lisânü’l-ʿArab, “cnd” md.; Wensinck, el-Muʿcem, “cünd”, “cünûd” md.leri; M. F. Abdülbâkī, el-Muʿcem, “cünd”, “cünûd” md.leri; Müsned, V, 392; İbn Mâce, “Ṣayd”, 9; Ebû Dâvûd, “Eṭʿime”, 34; Hakîm et-Tirmizî, Ḫatmü’l-evliyâʾ, s. 146-149; Kuşeyrî, Letâʾifü’l-işârât, Kahire 1981, II, 28; Attâr, Tezkiretü’l-evliyâʾ, s. 7; Fahreddin er-Râzî, Mefâtîḥu’l-gayb, VIII, 208-214; XVI, 69; XXIV, 152; XXVIII, 85; XXX, 208; İbnü’l-Arabî, el-Fütûḥât, II, 146-149; İbn Kesîr, Tefsîrü’l-Kurʾân, VI, 65-72, 95-96; Molla Sadrâ, Esfâr-ı Erbaʿa, Beyrut 1981, I, 137; II, 133; İsmâil Hakkı Bursevî, Rûhu’l-beyân, İstanbul 1970, VIII, 12-13; Azîmâbâdî, ʿAvnü’l-maʿbûd, X, 288; el-Muʿcemü’ṣ-ṣûfî, s. 805.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

47 − forty two =

Pin It on Pinterest