Aşk Asla Ölmez

Aşk Asla Ölmez Ben neredeyse 9 yıl önce öldüm. Ama ben size burada nasıl yaşadığımı yazmak istemiyorum. Size, hikayemi anlatmak için yazıyorum. Benim büyük sevgi hikayemi yazıyorum. Ve aşk asla ölmez, söylemek istiyorum. Bir sonraki dünyada bile ölmez. Hatta öldürmek çalışıyorsalar bile, ölmez. Aşk ölmez. Asla … Biz 31 Aralık günü tanıştık. Ben eşimle yeni yılı kutlamak için çök eski arkadaşlarıma gittim. Benim hayatım onunlan tanışmadan önce değersiz ve gereksizdi ve ben çok sık kendime şu soruyu sordum: “Ben neden yaşıyorum?”. Çalışıma mı? Evet, ne iş yaptığımı seviyordum. Ailemi? Ben çok çocuk sahibi olmak istedim, ama bende çocuk yoktu. Şimdi hayatımın amacı ne olduğunu anlıyorum, bu tanışmanın beklentisiyle yaşıyordum.

Onun nasıl biri olduğunu açıklamak istemiyorum. Aksine, ben onu tarif edemem, siz gerçekten anlarsınız o nasıl biriydi diye. Çünkü, benim mektubumun her harfi, her satırı onun için sevgi ile aşılanmış. Ve her bir kirpiği için, her gözyaşı için, onun üzgün gözlerinden düşen ben her şeyi vermek hazırdım. Evet, bu 31 Aralık’ta oldu. Ben hemen çarpıldığımı anladım. Yalnız gelseydi, ben hiç tereddüt etmem onu gördüğüm ilk anda ona yaklaşırdım. Ama o yalnız değildi. Onun yanında benim en iyi arkadaşımdı. Onlar tanışalı sadece bir haftaydı, ama arkadaşımdan onun hakkında çok güzel şeyler duymuştum. Ve şimdi ben onu gördüm. Herkes yeğlenirken, ben pencereye gittim. Nefesimden cam buharlandı, ve ben yazdım “SEVİYORUM”. Oradan uzaklaştım ve gözlerim önünde yazı kayboldu. Bir saat sonra pencerenin yanına geri geldim.  Ben camın üzerine üfledim, ve “SENİN” yazıyı gördüm. Benim dizlerim büküldü, birkaç saniye nefesim kesildi…..

Aşk sadece bir kez gelir. Ve insan bunu hemen anlar. Bu güne kadar hayatımda var olduğu her şey rüyaydı, hezeyandı. Hayatım Yılbaşından  itibaren başladı, çünkü ben anladım, onun gözlerinde gördüm bu gün onun için de hayatında ilk. Ocak’ta, biz otele taşındık, ve küçük bir ev satın almak için plan yapıyorduk. Biz pencerelerde birbirlerimize notlar yazmayı bir alışkanlık haline getirmiştik. Ona yazıyordum: “Sen – benim rüyamsın!”.  O cevap veriyordu: “Sadece uyanma!”. En gizli arzularımızı biz otelin, arabanın, arkadaşlarımızın evinde, camlara yazıyorduk. Biz iki ay boyunca birlikte olduk. Sonra ben öldüm. Şimdi ben ona sadece o uyurken geliyorum. Ben, onun yatağında oturup, onun kokusunu teneffüs ediyorum. Ben ağlayamıyorum. Ben bilmiyorum. Ama acıyı hissediyorum. Fiziksel değil, ruh acı. Tüm bu sekiz yıl, o yıl başını yalnız kutluyor.

O bir kadeh şampanya döküp, pencerenin yanına oturup ağlıyor. Ben, o bana pencerelerde notları yazmaya devam ettiğini biliyorum. Her gün. Ama onları okuyamıyorum, çünkü benim nefesimden cam buharlaşmaz. Son yılbaşı sıra dışı oldu. size öbür dünyanın sırlarını anlatmak istemiyorum, ama ben bir dilek hak ettim. Ben onun cama son yazdığını okumak istedim. O uykuya daldı zaman, ben onun yatağında oturdum, onun saçlarını okşadım, ellerini öptüm… Ve sonra ben pencerenin yanına yaklaştım. Ben onu yazısını göreceğimi biliyordum – ve ben gördüm. Bana bir tek kelime bırakmıştı: “BIRAK!”. Bu yıl başı tek başına kutlaması, son olacaktı.  Bu Yılbaşında, ne zaman saat gece yarısını vuracak, her yerde insanlar eğlenecek ve birbirlerini tebrik edecekler, tüm evrende Yılbaşının ilk nefesini, ilk saniyesini beklentisiyle duracak zaman. O bir kadeh şampanya dolduracak, pencerenin yanına gelecek ve “BIRAKIYORUM!” yazıyı görecek…..

 

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yandex.Metrica Real Time Web Analytics