KÜRESEL SÖMÜRÜYE KARŞI MHP VAR

m-h-p-
Spread the love

İlhamımız tarih, itibarımız ise asırlar üzerinden sıçrayan ecdat ve millet kudretidir.

 

Bugüne kadar her siyasi zihniyet iktidarda tek başına denenmiştir. Malumunuz geriye bir tek MHP kalmıştır.

Acımasız küresel sömürü çarkının durması isteniyorsa, MHP hazırdır.

Cinayet projelerinin önü kesilmek isteniyorsa, MHP hazırdır.

Yol kesen, haraç alan, para basan, tehdit eden, kan döken, ayrı bayrak, ayrı devlet sözleriyle fitne çığlığı atan bedbahtlara tahammül edilemiyorsa, MHP hazırdır.

Türklüğün bekasına, milletin güvenliğine yönelik saldırılar dert ediliyorsa, MHP hazırdır.

Türkiye’nin önünü perdeleyen melanet senaryolardan yakınma varsa, MHP hazırdır.

Terörle müzakereler reddediliyor, şehitlerimizin ruhu daha fazla incinmesin deniliyorsa,  MHP sorumluluk almaya hazırdır.

İşsizlik, yoksulluk, yozlaşma, kutuplaşma, kavga, sefalet korkutuyorsa, MHP göreve hazırdır.

Hırsızdan, hainden, rüşvetçiden, ihale mafyasından, haksızlık yapandan, kalpazandan, kara paracıdan, kaçakçıdan, suç örgütlerinden, 17-25 Aralık faillerinden rahatsızlık duyuluyorsa, MHP vardır, yetki ve inisiyatif almak için hazır beklemektedir.

Fotokopisi bile rüküş duran, gırtlağına kadar vesayet batağına saplanan ve saraya sekreterya hizmeti veren Başbakan’dan ve partisinden kurtulmak için; tek çare MHP, tek ümit MHP, tek kılavuz Milliyetçi Hareket Partisi’dir.

İnancım odur ki, egemenliğin yegane sahibi aziz milletimiz, bu defa MHP diyecek, bu kez MHP’de söz kesecektir.

7 Haziran 7 bela AKP’den, yedikçe yiyen, yedikçe azan karanlık yüzlerden kurtulma günü olacaktır.

AKP istilasının bitmesi ve bu kara dönemin kapanması için takdir ve tensip büyük Türk milletindedir.

Vurguncunun belini Türk milleti kıracaktır.

İşbirlikçinin defterini Türk milleti dürecektir.

Erzurum hakkından vazgeçmeyecek, soyguna müsaade etmeyecektir.

Yozgat milli mirasından ayrılmayacak, nifak cephesine kanmayacaktır.

Diyarbakır birlik çemberinden çıkmayacak, bölücülerin oyunlarına gelmeyecektir.

Trabzon Karadeniz gibi çırpınacak, Mersin Akdeniz gibi pırıl pırıl parlayacak, Samsun ilk adım gibi çağlayacak, İzmir ilk kurşun gibi yağacak, İstanbul fetih gibi destanlaşacak ve Türkiye’nin prangalarını söküp atacaktır.

Milletimizi etnik bölmelere ayıranlara en güçlü tokat 7 Haziran’da vurulacaktır.

Bölünmede hayır, huzursuzlukta sonuç görmeyen Kürt kökenli kardeşlerimiz Türkiye için ellerini taşın altına koyacaklardır.

İmralı canisi yattığı hücresinde çürüyüp gidecektir.

Kandil’e Türk bayrağı ama öyle, ama böyle; eninde sonunda dikilecektir.

AKP gidecek, MHP şanıyla, şerefiyle ve milletimizin şaşmaz tercihiyle iktidara yükselecektir.

Azmettik, başaracağız.

Söz verdik, yapacağız.

Karar verdik, yılmayacağız.

Dirlik, birlik ve kardeşlik dedik, yorulmayacağız.

Yemin ettik, Türkiye’nin yüzünü ağartacak, yükünü kaldıracağız.

Nüfusumuzun yarıya yakını yoksulluk tehdidiyle mücadele etmektedir.

Milyonlarca insanımızın yakacak kömürü, yiyecek katığı, giyecek kazağı, dolacak kazanı yoktur.

Her devirde işini gören, her döneme harfiyen uyan kaymak tabaka dışında, hayatından memnun olan da yoktur.

Türkiye’de yoksulluk bir üst faza geçmiş ve sefalet aşamasına sabitlenmiştir.

Yaygın yoksulluk suçu teşvik, huzursuzluğu tahrik etmektedir.

Demokrasinin istikrarı ve ilerlemesi elbette ekonominin istikrar ve refah boyutuyla doğru orantılıdır.

Azgelişmiş herhangi bir ülkenin, parlak ve gurur duyulacak bir demokrasi sicili görülmemiştir.

Eşitsizliğin keskinleştiği, gelir dağılımındaki adaletsizliğin derinleştiği bir ülkede huzur ve dengeden bahsedilemeyecektir.

Tarih bize, sefaletle toplumsal sakinliğin, işsizlikle dirliğin sürekli ters düştüğünü göstermektedir.

Adaleti; herkese layık olduğunu vermek, herkesin hakkına saygı göstermek olarak tanımlarsak, adaletsizliğin de anormallik olduğunu itiraf etmemiz kaçınılmazdır.

Eğer adalet yok olur veya zaafa uğrarsa, tıpkı şimdilerde olduğu gibi, her neviden hak ve eşitlik duygusu silinmeye yüz tutacaktır.

Aynı zamanda ezici ve orantısız bir kuvvet, yanlı ve vicdansız bir otoriter sima devreye girdiği takdirde zulüm düzeni kurumsallaşacaktır.

Kaldı ki insanın sosyal, ekonomik ve siyasal haklarına inen her yumruk zulümdür.

Yoksulluk sosyal ve ekonomik bir sapma olduğu kadar zulümdür, hak gaspıdır, hak ihlalidir.

Biri yer diğeri bakarken kıyametin kopacağı genel kabul görmüş bir kaidedir.

Yoksulluk, milletimizin sırtında bir kamburdur.

Sefaletin kamçı sesi milyonlarca haneden işitilmektedir.

İşsizlik kasırgası, yetersiz beslenme, yetersiz gelir, yetersiz sosyal ve ekonomik imkanlar birliğimizi, sosyal düzenimizi kemirmektedir.

Türkiye’yi rantiyeye, rüşvet ve yolsuzluk çiftliğine çevirenler, bugünkü karanlık ve yürek yaralayan ağır ekonomik tablonun yegane sorumlusudur.

AKP’ye hakim olan karaborsa mantığıdır.

AKP’ye nüfuz eden kayıt ve ahlak dışı zihniyettir.

AKP’yi ele geçiren haksız kazanç, hukuksuz ve kanunsuz zenginleşme ülkemizi hızla tüketmekte, hızla eritmektedir.

Sosyal bünyemiz hastalanmakta, ekonomik beklentiler hüsranla karşılaşmaktadır.

Bu nedenle demokrasi tökezlerken bireysel hak ve özgürlük alanları gittikçe daralmaktadır.

Maalesef ki, Türkiye’nin örtülemeyecek, gizlenemeyecek, saklanamayacak ikili bir yapısı vardır ve bu vahim tablo Türkiye için felaket demektir.

Hazine soyguncuları vicdan ve adalet yalanları eşliğinde suç işlemeye devam edip maneviyat sömürüsü yaparken, Konya’nın Ereğli ilçesinde, camları naylonla örtülü bir evde doğan 40 günlük Ayaz bebek zatürreden ölmüştür.

İtibar bahanesiyle 1 trilyon 370 milyon liraya kaçak ve karanlık saray inşa edilirken, Samsun Tekkeköy’de 2,5 aylık Kübra bebek açlıktan hayata gözlerini yummuştur.

Sağlık alanında pembe tablolar çizen yalan ve riya markaları israf denizinde debelenirken, Van’ın Gürpınar ilçesinde ihmal ve imkansızlıktan ölen küçücük yavrumuz Muharrem Taş’ın cansız bedeni çuvallarda taşınmıştır.

Bir yanda ayakkabı kutularına milyon dolarları koyan ahlaksızlar varken, diğer yanda ayaklarını sokacak ayakkabı bulamayan Ermenekli Recep’in hazin hikayesi herkesçe malumdur.

Bir yanda villasındaki haram parayı sabahtan akşama kadar sıfırlayamayan rüşvet canavarları duruyorken, diğer yanda Hakkari’nin Yüksekova ilçesinin ağır kış şartlarında, giyecek mont ve ayakkabı bulamayan 4 kardeşin okula gidememesi hepimizi kara kara düşündürmüştür.

Bazı güç odaklarının, hedef seçilen ülkeleri dizayn ve istikrarsızlaştırma amacıyla terör örgütlerini kiralaması, yönlendirmesi, kullanması terörizme karşı ortak bir anlayış ve tavır geliştirmeyi şimdiye kadar güçleştirmiştir.

Şu da var ki, kan sadece Paris’te akmamıştır.

Ölümler sadece Paris’te yaşanmamıştır.

Teröristler sadece Avrupa’da boy göstermemiştir.

Türkiye on yıllardır terörün acı ve kahredici yüzüyle boğuşmaktadır.

Ortadoğu, teröristlerin üreme bölgesi, küresel jeopolitik ve jeostratejik planlara müzahir şekilde kullanılan kaos coğrafyasıdır.

Komşu ülkelerde hangi taşı kaldırsak altından ya bir tarihi hesap, ya bir paylaşım kavgası ya da etnik ve mezhep gerilimi üzerine tuzaklanmış anlaşmazlık hali çıkmaktadır.

Böylesi bir belirsizlik ikliminde, böylesi sisli ve sinsi ortamda kimi zaman selefi, kimi zaman bölücü, kimi zaman farklı nitelikteki terör örgütleri yaşama imkanı bulmuşlardır.

Bugüne kadar terör imalatçısı ülkeler, terör baronu çevreler özellikle Türk-İslam dünyasına maşaları aracılığıyla ölüm yağdırmış, ölüm saçmıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

seventeen − = seven