HZ. MUHAMMED SAV SEVGİSİ | |

HZ. MUHAMMED SAV SEVGİSİ

HZ. MUHAMMED SAV SEVGİSİ

HZ. MUHAMMED SAV SEVGİSİ Son yıllarda Türk kültürü büyük bir yıpratılma kampanyası ile karşı karşıyadır. Türk milletinin bütün kültürel değerleri adeta bir törpü ile törpülenmekte, değerlerimizin yerine başka normlar konulmaya çalışılmaktadır. Tarihimiz, töremiz, dilimiz, sanatımız, dünya görüşümüz müthiş bir karalamaya tabi tutulmuştur. Bu karalama kampanyasından dinimiz de nasibini almış, özellikle dinler arası diyalog kampanyaları ile İslamiyet ve onunpeygamberi de yıpratılan, törpülenen değerler arasında yer almıştır. Bu bakımdan, 14 Şubat Sevgililer Günü‘nde bütün Müslümanların en büyük sevgilisine dikkat çekmek, çocuklarımıza peygamber sevgisini aşılamak, bunun tarihimizin bin yıllık diliminin doğal bir sonucu olduğunu hatırlatmak Türk kültürü açısından son derece önemli bir mecburiyettir.
Salman Rüşdi’nin Şeytan Ayetleri kitabının dilimize çevrilme girişimi, Allahın Kızları filmi, Hz. Muhammed’in Batı’da yayımlanan karikatürleri, Hıristiyan nüfusun yaşamadığı semt ve mahallelerde açılan apartman kiliseleri, içinde 100 dolar veya avroların bulunduğu İncillerin dağıtılması gibi olaylar İslam’ın ne büyük bir tehdit ile karşı karşıya olduğunun kanıtlarıdır. Bu bakımdan gerek İslam, gerekse onun peygamberi geçmişte olduğu gibi bugün de her araçtan yararlanılarak sürekli gündemde tutulmalıdır, görüşündeyiz. 

14 Şubat hem sevgililer günü, hem de en büyük sevgilinin doğum günü. 571 yılında Medine’de doğan Hz. Muhammed’in doğumundan bu yana 1440 yıl geçti. X. yüzyılda Müslüman olan Türkler, başlangıçta Arap ve Fars edebiyatlarında görülen tevhit ve naat geleneğine uyarak Allah ve Peygamber sevgisini edebiyatlarında işlemeye başlamışlardır. Klasik Türk Edebiyatı da denilen Divan Edebiyatı’nda şairler, Allah sevgisini işleyen tevhit ve Allaha yalvarışların dile getirildiği münacatlardan sonra Hz. Muhammed’i öven naatlara yer vermişlerdir.

Prof. Dr. Mahmut Kaplan’ın 2010 yılında yayımladığı Klasik Türk Şiirinde Hz. Muhammed adlı eseri, peygamber sevgisinin geçmişteki derinliğini gözler önüne sermek bakımından son derece anlamlı bir çaba olmuştur. Değerli arkadaşım Kaplan, peygamber sevgisinin gelenekten öte bir anlam taşıdığını kitabının 43. sayfasında şöyle dile getiriyor: “Şairler, yetenekleri ve bilgileri ölçüsünde, kâinatın yaratılış sebebi olan Hz. Muhammed’i samimi bir şekilde methetmeye gayret göstermişlerdir. Bunu sadece gelenek zaruretine bağlamak doğru olmasa gerektir. Muhakkak geleneğin bunda payı vardır; ama çoğu medrese eğitimi almış divan şairlerinin gerçek inançlarını dile getirdiklerini göz ardı etmek mümkün değildir. Şiirlerindeki samimi ifadeler bunun açık delilidir.”

Kaplan’ı doğrulayan bir çalışma daha yapılmıştır. Hocam Prof. Dr. Hasibe Mazıoğlu’nun 1974 yılında Türkoloji dergisinde yayımlanan Türk Edebiyatında Mevlid Yazan Şairler adlı makalesinde 59 mevlid yazarının listesi ve 12 mevlid metni verilmiştir. Bu kadar çok mevlit yazılması Hz. Muhammed’e duyulan sevginin bir sonucu olsa gerek. Hatta hocam Prof.Dr. Sadık Tural’ın şu sözü de Hz. Muhammed sevgisinin boyutunu gözler önüne sermektedir: Bütün Türk dünyasında Kuran’dan sonra en çok okunan kitap Mevlid’dir. 

Hz. Muhammed sevgisi mevlitten başka türlerin doğmasına yol açmıştır. Önceleri sîre veya siyer denilen ve peygamberin hayatını anlatan kitaplar yazılmış, sonra zaman içinde şu türler doğmuştur: Esma-i Nebi, mucizat, miraciye, gazavat-ı Nebi, hilye, ahlaku’n- Nebi, hicretü’n-Nebi, şefaatname, kırk hadis…

Şairler içten duygularla Hz. Muhammed’i öven şiirler yazmışlardır. Özellikle Fuzuli’nin Su Kasidesi peygamber sevgisini işlemek bakımından eşsizdir. Şu beyitlere bakalım:

Suya versun bâğban gülzârı zahmet çekmesün

Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin gülzare su

Bahçıvan boşuna yorulmasın ve gül bahçesini sele versin, Çünkü bin gül bahçesini sulasa senin yüzün gibi bir gülün açılmasına olanak yoktur.

Dest bûsi ârzusuyle ölürsem dostlar

Kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su

Dostlarım, onun elini öpmek arzusuyla ölürsem, ölür de toprak olursam, toprağımdan bir testi yapın ve sevgiliye onunla su verin.

Yâ Habîballah yâ Hayrü’l beşer müştakınam  

Eyle kim leb-teşneler yanup diler hemvâre su

Ey Allah’ın sevgilisi! Ey insanların en hayırlısı! Susamışların, susuzluktan dudağı kurumuşların, yanıp daima su diledikleri gibi ben de seni özlüyorum.

Mevlid yazarı Süleyman Çelebi ise Hz. Muhammed’i gönüller derdinin dermanı, yaratılmışların en üstünü olarak görmektedir. Bunun nedenini sıraladığı beyitlerden birinde şu açıklamayı yapmaktadır: Çünkü doğumunla yaydığın ışık evreni aydınlattı. Gül yüzün evreni gül bahçesine çevirdi.

Hz. Muhammed sevgisi divanlarda kalmamış, evlerin, konakların, camilerin duvarlarını da süslemiştir. İşte o levhalardan biri:

Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl.

Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl.

kaynak: Dr. Hüseyin Yeniçeri / 2012-04-23 10:08:55 

0Shares

admin

Bir cevap yazın