‘Hıristiyan Pashası’nın (Paskalya’nın) kutlanması

‘Hıristiyan Pashası’nın (Paskalya’nın) kutlanması
  • 3
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
    3
    Shares

Çam ağacı, Ülgen’e giden yolu gösteriyordu. Türkler, ölen din adamlarının mezarlarını da bu ağaçların dalları ile kapatıyordu. Avrupa’da milat bayramı, Atilla zamanında kutlanmaya başlanmıştı. İlk olarak bu bayramı ‘Vahşi Hun bayramı’ olarak adlandırdılar.

Orta çağlarda, Avrupa’da 24 Aralık Tanrı’nın doğum günü veya İsa‘nın doğum günü gibi gösterildi. Gerçekte ise İsa, 6 Ocak’ta doğmuştu. ‘Hıristiyan Pashası’nın (Paskalya’nın) kutlanmasında da Altay kökenleri vardır. Tanrı inancına mensup olanlar, bayram için hazırlanan çöreklerin üst kısmını beyaz krema ile kapatarak üzerine buğday, yanına ise iki tane boyalı yumurta koyuyordu. Bu gelenek de Avrupa’ya Kıpçaklardan geçmişti.”

‘Hıristiyan Pashası’nın (Paskalya’nın) kutlanmasıMısır ve Filistin’de çam ağacı var mıydı?

Bu yılbaşında da “Müslümanlar bir Hıristiyan bayramı olan Noel’i kutlar mı? Onlar kurban bayramında kurban kesiyor mu?” gibi sorular soranlar oldu. Bu çerçevede bazıları, halkı hidayete davet etti, piyango bileti satanlara müdahale edenler de oldu.

Geçtiğimiz yıllarda Güngör Uras, Hıncal Uluç ve Uğur Dündar da konuyu yazdı ama 2018’in Mart ayında, 75 yaşındayken kaybettiğimiz Kumuk Türklerinden Türkolog Murat Acı‘dan naklederek, Noel kutlamalarının aslını bilmeyenlerin bilgisine sunmak istiyorum.

Murat Acı, “Avrupa, Türkler, Büyük Bozkır” adlı kitabında yazıyor:

“Çam ağacı Mısır’da ve Filistin’de yoktu. İlk Hıristiyanlar bu ağacı bilemezdi.

Türklerde ise bu ağaç çok önceden kutsal sayılırdı. Sadece Türkler değil, Sibirya’nın başka halkları da 3-4 bin yıl önce bu ağacın şerefine bayram yapıyordu. Bu tarihî bir gelenekti.

Rivayete göre bu ağaç Ülgen’in evinin üzerine kadar uzamıştı.

Ülgen, kış ve yaz kaftanla dolaşırdı. Dizine kadar uzanan ak ve seyrek sakalı ile tanınırdı. Ülgen ışıklı ruhların önderiydi. O, altın sarayda yerleşmiş, güneşi ve ayı yönetiyordu.

25 Aralık’ta gecenin kısalmaya ve günün uzamaya başladığı zamanlarda Türkler, Ülgen’e dua ile müracaat ederdi Güneşi geri getirdiği için ona şükran borçlarını bildirirlerdi.

Duaların kabulü için insanlar ağaca parlak kurdeleler bağlayarak altını her türlü nimetlerle süslüyordu. Tüm gece boyu güneşin karanlık üzerindeki zaferini kutluyorlardı.

Çam ağacı, Ülgen’e giden yolu gösteriyordu. Türkler, ölen din adamlarının mezarlarını da bu ağaçların dalları ile kapatıyordu.

Avrupa’da milat bayramı, Atilla zamanında kutlanmaya başlanmıştı. İlk olarak bu bayramı ‘Vahşi Hun bayramı’ olarak adlandırdılar.

Orta çağlarda, Avrupa’da 24 Aralık Tanrı’nın doğum günü veya İsa‘nın doğum günü gibi gösterildi. Gerçekte ise İsa, 6 Ocak’ta doğmuştu.

‘Hıristiyan Pashası’nın (Paskalya’nın) kutlanmasında da Altay kökenleri vardır. Tanrı inancına mensup olanlar, bayram için hazırlanan çöreklerin üst kısmını beyaz krema ile kapatarak üzerine buğday, yanına ise iki tane boyalı yumurta koyuyordu. Bu gelenek de Avrupa’ya Kıpçaklardan geçmişti.”

***

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nden Prof. Dr. Nurullah Çetin ise Orta Asya Türklerinin yılbaşı olarak halen ‘Nardugan Bayramı’nı kutladığını hatırlatmış ve şöyle demişti:

“Noel Bayramı, Hz. İsa’nın doğuşu adına kutlanıyor. Ancak Noel Bayramı’nın kahramanı Noel Baba diye bir kişi gerçekte yoktur. Hakkında söylenenler tamamen uydurma ve efsaneden ibarettir. Eski Türklerde Soğuk Hanı olarak bilinen Ayaz Ata, efsaneye göre kışın soğuk havalarda ortaya çıkan ve aç, fakir, kimsesiz garibanlara yardım eden bir evliyadır. Türklerin yeniden doğuş bayramı Nardugan’dır. Nar; güneş, Nardugan ise doğan güneş anlamına gelir. İslam öncesi eski Türk inanç ve kültürüne göre dünyanın tam ortasında hayat ağacı olan bir Akçam vardır. Gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık’ta gündüz, geceyi yenmiş yani Güneş zafer kazanmış olur. Zira gece karanlık kötü, gündüz aydınlık iyidir. Türkler tanrı Ülgen’e teşekkür bağlamında Akçam ağacı altında şarkılar söyleyip kutlama yapardı. Akçam ağacının dallarına Tanrıdan dilekler asılır, altına da hediyeler konulurdu…”

***

Kültür tarihini bilirsek, belki saçma tartışmalarla vakit öldürmez; koca bir ülke iç destekli bir konsorsiyum tarafından soyulmuşken, halk açlık tehlikesiyle karşı karşıya iken, Türkiye, toprakları, tapusuyla, tahviliyle birlikte bir halı çekilir gibi milletin altından çekilirken, ABD, “İslam içi çatışma stratejisi’ni uygulamak için İslâm dünyasında Türkiye’yi yöneten kadroları, Truva atı gibi kullanırken, boş işlerle uğraşmayız! Nice bin yıllara Türkiye!

Kaynak Yeniçağ: Mısır ve Filistin’de çam ağacı var mıydı? – Arslan BULUT

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

+ fifty five = 63

Yandex.Metrica google reklamı
atahun