Sal. Nis 7th, 2020

EBREHE KİMDİR?

3 min read

EBREHE KİMDİR O yıllarda Yemen, Habeşistan’ın yönetimindeydi  ve Ebrehe adında bir habeşli tarafından yönetilmekteydi.
Ebrehe, San’a’da bütün Arabistan’ın hac yeri olarak Mekke’den daha ile olmasını istediği  bir katedral yaptırdı. Bu Katedral için Saba Melikesinin terk edilmiş saraylarından mermerler getirtti, altından haçlar, fildişi ve abanozdan minberler yaptırttı ve Necaşiye Şunları Yazdırdı;

“Kralım, sizden önce hiç bir krala nasip olmayan bir kilise yaptırdım. Sizi ve Arpları bu kiliseye hac etmeye razı edene kadar uğraşacağım” Bu dileğini gizlide tutmuyordu. Bu sebeple Hicaz ve Necd Arpları arasında büyük gerginlik çıktı. Sonunda Kureyşe yakın bir kabileden Kinane’li bir adam kiliseye pislemek için gitti. Bir gece gizlice gidip sağ salim geri döndü.

Ebrehe bunu duyunca, Kabe’yi yerle bir etmeye and içti.  Hazırlıkları yaptı büyük bir ordu ile yola çıktı. Ebrehe’nin ordusu Mekke yakınlarına varınca şehrin başkanıyla görüşmek istedi.

Abdu’l-Muttalib Ebrehe’nin yanına gitti. Ebrehe Abdu’l-Muttalib’ten çok etkilendi. Ve onu görünce ayağa kalktı.

Abdu’l-Muttalib Ebrehe’ye askerlerinin yüz devesini aldığını onu kendisine iade etmesini istedi. Ebrehe bunu duyunca çok şaşırdı. Hayal kırıklığına uğradı. Ebrehe’ye göre Abdu’l-Muttalib önce dinini düşünmeliydi niçin devlerini düşündüğünü merak etti

Abdu’l-Muttalib, “Ben develerin sahibiyim, Kabe’nin de Onu koruyan bir sahibi vardır dedi”

Ebrehe, “Bana karşı koruyamaz dedi”

Abdu’l-Muttalib, Bunu göreceğiz, sen bana develerimi geri ver dedi. Ebrehe Abdu’l-Muttalib’e devlerini geri verdi.

Abdu’l-Muttalib, Kabe’nin kapısına gelerek Allahım kulun kendi evini korudu sende kendi evini koro” diye dua etti.

Ertesi gün Ebrehe, şehrin üzerine yürümek için hazırlandı. Fakat En önde yürüyen fil Ebrehe ve Askerlerini şaşırtacak bir şekilde kendini yere bıraktı.   Fil’i başka yere çeviriyorlar gidiyordu ama Kabe’ye doğru bir adım bile atmıyordu. Fakat Ebrehe yaptığı mabedi kabul etirmeye ve Kabe’yi yıkmaya çok kararlıydı.

Ebrehe Fille gönderilen bu uyarıyı anlayamadı. Eğer geri dönmüş olsaydı belki felaketten kurtulabilirdi. Ama geç kalmıştı:

Birden batı tarafından gökyüzü karardı ve acayip bir ses duyuldu, Denizden gelen bu karanlık manzara genişledi ve yukarı baktıklarında gökyüzünün kuşlarla dolu olduklarını gördüler. Kurtulanlar, kuşların uçuşunun kırlangıca benzediğini ve her kuşun, biri ağzında ikisi ayaklarında kuru fasulye büyüklüğünde üç çakıl taşı taşıdığını söylediler. Askerlerin üzerine çullandılar ve taşlamaya başladılar; taşlar o denli sert ve hızlı idi ki, zırhları bile delip geçiyordu. Her taş hedefini buluyor ve öldürüyordu. Çünkü taş bedene değince insanlar aniden çürümeye başlıyordu. Taşlar herkese isabet etmemişti “FİL ve ÜNEYS” de bunların arasındaydı. Kurtulanlardan bir kısmı Hicaz’da kaldı, çobanlık ederek yada başka yerlere göç ederek yaşadılar. <1>

Okunuşu
Bismillahirrahmânirrahîm.
1- Elem tera keyfe fe’ale rabbüke biashâbilfîl
2- Elem yec’al keydehüm fî tadlîl
3- Ve ersele aleyhim tayran ebâbîl
4- Termîhim bihicâratin min siccîl
5- Fece’alehüm ke’asfin me’kûl

Anlamı
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın ismiyle.
1- Görmedin mi Rabbin ne yaptı fil sahiplerine!
2- Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı?
3- Üzerlerine sürü sürü kuşlar saldı.
4- Onlara balçıktan pişirilmiş sert taşlar atıyorlardı.
5- Derken onları, yenilmiş ekin yaprağı gibi kılıverdi.

<1> kaynak: Hz. Muhammed’in Hayatı, Martin Lings (Ebubekir Sıraceddin) Sayfa, 25,26,27

Bir cevap yazın

Copyright © All rights reserved. | Newsphere by AF themes.
Yandex.Metrica Flag Counter