En güzel Nasreddin Hoca fıkraları

9 AKÇE Mİ 10 AKÇE Mİ

Bir gün Nasrettin Hoca rüyasında bir adamla konuşuyormuş. Adam: -9 akçe. Nasrettin Hoca: -10 akçe, diyormuş. Nasrettin Hoca rüyadan uyanmış ki ellerinde hiç akçe yok. Tekrar uykuya dalmış ve adama demiş ki: -Tamam, 9 akçe olsun.

ANAHTAR

Nasrettin Hoca, bir gün anahtarını kaybetmiş. Bahçede döne döne anahtarını arıyormuş. Hanımı sormuş: -Nasrettin Hoca, anahtarı nerede düşürdün? -Aaaa Hanım, nerede düşürdüğümü bilsem, hiç arar mıyım!

BEN UYUYORUM

Bir gün Nasrettin Hoca şehre gelip bir arkadaşıyla birlikte handa kalmış. Gece yarısı arkadaşı sormuş: -Hocam, uyudunuz mu? -Buyurun bir şey mi var? -Biraz borç para isteyeyim demiştim. Nasrettin Hoca derhal horlamaya başlayıp: -Ben uyuyorum, demiş.

EŞEK

Bir gün Hoca eşeğe yüzü arkaya bakacak şekilde yanlış oturmuş. -Hoca, diye seslenmişler, eşeğine ters biniyorsun! Hoca: -Hayır, diye cevaplamış, eşeğe ters binmedim. Eşeğin yönü ters.

BURANIN GÜNLERİ

Nasrettin Hoca daha önce hiç uğramadığı bir köyden geçiyormuş. Bir köylü yanına yaklaşmış ve sormuş: -Hocam, bugün günlerden ne? Hoca, yorgunluğun etkisiyle hangi gün olduğunu bir türlü hatırlayamayınca: -Bu köyün yabancısıyım. Buranın günlerini bilmem, demiş.

BÜYÜK YANGIN

Nasrettin Hoca’nın karnı pek açmış. Sofradaki çorbaya kaşığını daldırıp hemen ağzına almış, yutmuş. Fakat çorba çok sıcakmış. Ağzı, boğazı yanan Nasrettin Hoca, hemen sokağa fırlamış, bağırıp kaçmaya başlamış. -Savulun dostlar, karnımda yangın var!

IŞIĞIN GEREKLİLİĞİ

Bir gün Hoca kahvehanede otururken kendini över. Köylüler büyük bir dikkatle onu dinlerler. Konuşma esnasında Hoca: -Ben karanlıkta bile gündüz gibi net görürüm, der. Biri: -Hoca o halde geceleri niçin lambayla dolaşıyorsun diye sorunca, Hoca: -Başkaları bana çarpmasın diye lambayla dolaşıyorum, der.

KAFASINI UNUTMASIN

Nasrettin Hoca, Akşehir’in zenginlerinden birinin köşküne ziyarete gelmiş. Nasrettin Hoca’yı kapıda karşılayan hizmetçi, efendisinin evde olmadığı konusunda diretince, Nasrettin Hoca şöyle demiş: -Efendine söyle, bir daha evden çıkarken pencerenin kenarında kafasını unutmasın!

KİM DAHA BÜYÜK

Hoca’ya sormuşlar: -Padişah mı büyük, yoksa çiftçi mi? Hoca: -Çiftçi büyük elbet, demiş ve eklemiş: -Çünkü çiftçi buğday yetiştirip vermezse padişah açlıktan ölür.

NEREYE

Nasrettin Hoca günün birinde Karakaçan’a binmiş. Fakat bir türlü sahip olamıyormuş. Yolda birisi sormuş: -Böyle nereye Nasrettin Hoca? -Eşeğin istediği yere.

O BİZDEN DAHA KİRLİ

Hoca, bir gün göl kenarında karısıyla birlikte çamaşır yıkamaya gider. Tam işe başlayacakları sırada bir karga gelir ve sabunu kaptığı gibi havalanır. Karısı: -Yetiş Efendi! Sabunu kuş kaptı, dediyse de Hoca kılını bile kıpırdatmaz. -Telaşlanma karıcığım, baksana simsiyah olmuş zavallı. O bizden daha kirli, varsın temizlensin, der.

O KONUŞURSA BU DA DÜŞÜNÜR

Bir gün pazarda bir papağanın 100 altına satıldığını gören Nasrettin Hoca, evinden bir hindi getirip 200 altın ister. Herkes Hoca’ya şöyle der: -Hindi hiç 200 altın olur mu? Hoca da: -Az önce bunun yarısı kadar kuş, 100 altına satıldı. Bu neden 200 altın etmesin. Nasrettin Hoca’nın etrafına toplanan ahaliden birisi: -O, marifeti olan, nadir bir kuş. Senin benim gibi konuşur. Nasrettin Hoca da: -O da marifet mi; o kuş konuşursa, bu da düşünür.

TARİFİ BENDE

Günün birinde Nasrettin Hoca et yemeği yemek ister. Kasaptan bir kilo et satın alır. Tarifi kağıda yazıp cebine koyar. Evine giderken, bir karga Nasrettin Hoca’ya doğru uçar, eti kapar ve kaçar. Nasrettin Hoca çaresizdir. Ama hemen elindeki tarifi hatırlar ve tarifi cebinden çıkararak kuşa doğru bağırır: -Hey! Şaşkın karga, tarifi unuttun!

TAŞINMA

Bir gece Nasrettin Hoca uyurken evine hırsız girer. Hırsız evde bulduğu işe yarar ne varsa alır, evine götürür. Bunu gören Nasrettin Hoca da geri kalan eşyaları aldığı gibi hırsızın evine götürür. Hırsız hayretle sorar: -Evimde bu saatte ne arıyorsun? Nasrettin Hoca gayet sakin bir şekide cevaplar: -Oğlum biz bu eve taşınmadık mı?

TURŞUCU

Nasrettin Hoca turşuculuk yapıyormuş. .-Haydi turşucu geldi, turşucuuuu… diye bağırdığında eşeği anırıyormuş Durum birkaç defa tekrarlanınca Nasrettin Hoca, Karakaçan’ın kulağına eğilmiş: -Yeter aaa! Turşuyu sen mi satıyorsun yoksa ben mi, demiş.

KARANLIK

Hava kararınca karısı Nasrettin Hoca’dan: -Efendi, sol tarafında fener olacaktı ver de yakayım, der. Nasrettin Hoca cevaplar: -Karanlıkta ben nerden bileyim, sol tarafım neresi!

YA ÜSTÜNDE BEN OLSAYDIM

Bir gün Hoca eşeğini kaybetmiş. Aramadık yer, sormadık insan bırakmamış ama ne olmuşsa olmuş, bulamamış eşeği. Oturup derdine yanacak yerde, bu haline şükretmeye başlamış. Komşuları: -Bre Hoca, canın sağ olsun ama sonuçta eşekten oldun. Şükredecek ne var bunda, demişler. Hoca cevap vermiş: -A komşular, ben şükretmeyim de, kimler şükretsin. Ya ben de eşeğin üstünde olsaydım!

UYKUM KAŞTI

Hoca bir gece yarısı kalkmış. Eline feneri almış. Sokağa çıkmış. Sokakta gezinmeye başlamış. Bekçi, Hoca’yı görmüş. Ona: -Gece yarısı sokakta ne arıyorsun, diye sormuş. Hoca: -Uykum kaçtı da onu arıyorum, demiş.

En güzel Nasreddin Hoca fıkraları, Nasreddin hocadan seçme fıkralar, en güzel Nasreddin Hoca fıkrası, Komik Nasreddin Hoca Fıkraları, Nasreddin hocadan fıkralar

0Shares

Bir cevap yazın